23 Mart 2017, Perşembe

Üst Menu

Kürt korkusu bölgesel aktörleri birbirine yaklaştırıyor

Kürt korkusu bölgesel aktörleri birbirine yaklaştırıyor
Erdoğan'ın Moskova, Zarif'in Ankara ziyareti Arap basınında dikkat çekti. Değerlendirmelerde Kürt sorunu ve Suriye öne çıktı.
15 Ağustos 2016
-A +A
Gerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Moskova ziyareti, gerekse İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif’in Ankara’ya gelmesi, geçtiğimiz hafta Arap basınında geniş yer aldı. Her iki ziyaret ile ilgili değerlendirmelerde Kürt sorunu ve Suriye öne çıktı. Gözlemciler, Türkiye’nin Rusya ve İran ile yakınlaşmasının bölgedeki dengeleri değiştireceği görüşünde birleşiyor. Suriye’de ve bölge genelinde IŞİD’in gerileyişi devam ederken ve Suriye’deki çatışmalar Halep merkezli sürerken, uluslararası ve bölgesel güçler arası görüşmelerin sıklığı dikkat çekiyor. Lübnan’da yayınlanan as Safir gazetesi, bu durumu “Halep muharebesi: Uluslararası çatışmanın sembolü ve Suriye savaşının özü” başlığı ile özetledi.
 
DENGELER DEĞİŞECEK
Lübnan’da yayınlanan en Naşra, iki ülke arasında ilişkilerin normalleşmesi için biri ekonomi diğeri Suriye olmak üzere iki dosyanın mevcut olduğunun altını çizerek, Türkiye’nin ekonomiye, Rusya’nın ise Suriye’nin istikrarına odaklandığına dikkat çekti. Abdulbari Atwan ise Londra’da yayınlanan Rai al Youm’daki köşesinde, “Kesin olan Türkiye-Rusya başkanlarının görüşmesi bölgedeki dengeleri değiştirecek. Bu tutum bölgedeki ittifakların çoğunu yeniden şekillendirecek” diye yazdı. Gulf News da, “Yeni ittifak, acı iç savaşta karşıt tarafları destekleyen Türkiye ve Rusya’nın bulunduğu Suriye’deki olaylar üzerinde büyük etkiye sahip olabilir” yorumunu yaptı.
 
KÜRT KORKUSU
Londra’da yayınlanan al Arab gazetesi, “İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevat Zarif’in Ankara ziyareti, Kürtlerin bölgede ortak bir oluşum oluşturması korkusunun yansıması” diye yazdı. Gazete, “Suriye konusunda her yönden aralarında ihtilaf olmasına rağmen Kürt meselesi istisna ve her iki ülkenin güvenliğini tehdit ediyor” diye yazdı.  Suudi sermayeli al Hayat gazetesi de Zarif’in ziyaretini, “Türkiye ve İran Kürtlere karşı anlaştı” başlığı ile okurlarına aktardı. Abdulbari Atwan da Ankara’nın, Moskova’dan Suriye’nin kuzey sınırı boyunca bulunan Kürtlerin özerk bölge oluşturmasına, “bağımsız bir yapı” kurmasına veya Türkiye’nin güney doğusunda Kürt bölgesinin ayrılmasına açık bir şekilde “destek vermeme sözü” istediğine dikkat çekti.
 
TÜRK RUS İLİŞKİLERİNDE YENİ DÖNEM
AbdulbariATWAN
Rai al Youm
 
Tayyip Erdoğan’ın, Rus mevkidaşı ve “dostu” Putin ile iki saatten fazla süren kapalı toplantıdan sonra vardığı anlaşmanın tercümesi Türkiye-Rus ilişkilerinin siyasi, askeri ve iktisadı açıdan hızlı gelişmelere tanıklık ettiğidir. Bu karşılıklı anlayışın Suriye krizinde ve başka bölgelerde, özellikle Kafkaslardaki ittifaklarda yansımalarının olması beklenen bir durumdur.
İki taraf arasında gerçekleşen kapalı oturumda Rus ve Türk diplomatlarının işaret ettiğine göre:
- Moskova, Erdoğan’dan terörle itham edilen silahlı gruplara insan, silah ve ekonomik açıdan beslenmesine karşı Türkiye-Suriye sınırını kapatmasını istemektedir. Türkiye topraklarında bulunan Çeçen ve Kafkas asilerin uzaklaştırılmasını talep etmektedir.
- Buna mukabil Ankara; Moskova’dan Suriye’nin kuzey sınırı boyunca bulunan Kürtlerin özerk bölge oluşturmasına, “bağımsız bir yapı” oluşturmasına veya Türkiye’nin güney doğusunda Kürt bölgesinin ayrılmasına açık bir şekilde “destek vermeme sözü” istemektedir.  Bütün iktisadı yaptırımların kaldırılmasını ve Türk doğal gaz boru hattının inşasının hızlandırılmasını talep etmektedir.
İki taraf bakımından da bu değiş tokuşun ve maddelerinin uygulanması zor. Lakin tekerleğin bu yönde hızlı bir şekilde dönmeye başladığını söylemek mümkün. Bu konuda izlenebilecek dört önemli işaret mevcut:
Birincisi: Türkiye başbakanı Binali Yıldırım, İhracatçılar Meclisindeki konuşmasında, bölgede Suriye’de ve diğer ülkelerde “güzel” gelişmelere şahit olunacağını söyledi.
İkincisi;  Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rusya’ya iki tarafında ortak düşmanı olan IŞİD’e karşı ortak operasyonların başlatılmasıve IŞİD’in Suriye’de genişlemesini engellemek için davet yolladı.
Üçüncüsü: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rus TASS ajansı ile yaptığı görüşmede Suriye’nin dağılmasını istemediğini onaylaması. Lakin Beşar Esad’ın iktidarında birliğini korumasının zor olduğunu söylemesi.  
Dördüncüsü: Türkiye’den askeriyeyi, istihbaratı ve dışişlerini temsil eden bir heyetin Perşembe günü Rus mevkidaşları ile Moskova’da Suriye’deki durumu görüşmesi.
Kesin olan Türkiye-Rusya başkanlarının görüşmesi bölgedeki dengeleri değiştirecek. Bu tutum bölgedeki ittifakların çoğunu yeniden şekillendirecek.
 
TÜRKİYE-RUSYA ANLAŞMASI YENİ KALDIRAÇ İSTİYOR
Gulf News
Başyazı
 
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki dramatik uzlaşma hem Türkiye’ye hem de Rusya’ya geniş stratejik avantajlar arama olanağı sağlayacaktır. Her ikisi de yaptırımların durması ile ekonomik avantaj ararken aynı zamanda zedelenmiş uluslararası durumlarını da düzeltmek istiyor. Hem Türkiye hem de Rusya yenilenen dostluklarının, Avrupa ve NATO ile anlaşma yaparken her ikisine de güçlü pozisyon vereceğinin farkında. Türkiye içeriden ve Rusya dışarıdan...
Rusya hem NATO’yu hem de Avrupa Birliği’ni zayıflatma arzusunu taşıyor. Türkiye bir NATO üyesi ve mülteci krizini çözmeye çalışma konusunda Avrupalıların önemli bir iş ortağı. Ve Türkiye’nin pozisyonu ile ilgili Rus etkisinin herhangi bir değişimi Batı için endişe konusu olacaktır.
Aynı zamanda, yeni ittifak, acı iç savaşta karşıt tarafları destekleyen Türkiye ve Rusya’nın bulunduğu Suriye’deki olaylar üzerinde büyük bir etkiye sahip olabilir. Türkiye, Rusların terörist olarak tanımladığı Esad karşıtı İslamcı grupları desteklerken, Rusya, Erdoğan’ın defalarca hakaret ettiği Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın en güçlü destekçilerinden biri.  Aynı zamanda Türkiye, Erdoğan’ın Rusya’nın silah temin ettiğini söylediği PKK ile yeniden savaşa girdi.
Rusya, Türkiye’den Esad’ın gitmesi için çağrı yapmayı durdurmasını ve sınırlarını muhalif savaşçılara kapatmasını istiyor. Türkiye, Rusya’dan Esad’dan desteğini çekmesini ve silahlı kuvvetlerinin Suriye’yi terk etmesini istiyor.
Hem Türkiye hem de Rusya hala doğu Suriye topraklarının çoğunu kontrol eden IŞİD’e karşı nefretlerini paylaşsa bile, Suriye iç savaşı Türkiye-Rusya mutabakatının ana odağı değil.
 
RUS AYISI, ERDOĞAN’I KUCAKLIYOR: EKONOMİ SENİN VE SURİYE BİZİM
al Naşra
 
Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir buluşma gerçekleştirdi. Bu ziyaret darbe girişiminden sonra Erdoğan’ın ilk dış ziyareti oldu. Durum birçok önemli siyasi mesajı içeriyor. Moskova dün düşmandı bugün ise en yakın müttefik.
İki ülke arasında ilişkilerin normalleşmesi için iki dosya mevcut; “ekonomi ve Suriye”.  Erdoğan’ın basına yansıyan konuşmalarından ve Türkiye gazetelerinden ortaya çıkan Türkiye’nin ekonomiye, Rusya’nın ise özelikle Suriye’nin istikrarına odaklandığını gösteriyor.
Türkiye konusunda uzman olan Gazeteci Daniel Abdul Fettah, al Naşra’ya Ankara’da yaptığı yorumda, Putin-Erdoğan görüşmesinde, kendisini (Erdoğan’ı) kabul etmeyen ve müttefiki olan ABD ve Avrupa’nın aksine Moskova’nın kendisine kapıları açtığını ve kabul ettiğini söyledi. Putin’in ziyaretten sonra Erdoğan’a daha büyük bir meşruiyet verdiğini ifade etti. Putin, Avrupalı ve Batılı müttefiklerinin aksine görüşme sırasında Adalet ve Kalkınma Partisinin meşruiyetine açıkça değinirken, tutuklamalar ve insan hakları sorununda da kapıyı kapatmadı.
 
SURİYE’NİN BİRLİĞİ İLE İLGİLİ TÜRKİYE-İRAN ANLAŞMASININ ARKASINDA KÜRT KÖRDÜĞÜMÜ VAR
al Arab
 
İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevat Zarif’in Ankara ziyareti, Kürtlerin bölgede ortak bir oluşum oluşturması korkusunun yansıması. İranlı bakanın ziyareti, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Moskova ziyaretinden sonra geldi.  Bu ziyarette Türkiye’nin Suriye dosyasını kökten gözden geçirmesi söz konusu oldu.
Ankara ile birçok çelişki olmasına rağmen Zarif, özellikle İran’ın Irak Kürdistanı’na bitişik alanlarda Kürtlerin faaliyetlerinin artmasından sonra bu ziyaretle ilgili konulardaki pozisyonlarda eş güdüm oluşmasını istedi. Bu faaliyetler Kürtlerin birleşik bir Kürdistan oluşturmasının bir parçası.
Gözlemciler, iki ülkenin Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Suriye Kürtlerinin Irak Kürtleri gibi özerk bir bölge oluşturmama konusunda anlaştığını belirtiyor. Suriye’deki Kürt oluşumu, Türkiye ve İran’daki Kürtleri ileride bir devlet oluşturma konusundaki faaliyetlerini cesaretlendiriyor.
Türkiye ve İran’ın Suriye dosyasındaki çabalarının odağında siyasi çözümün mümkün olduğu koşullarda Suriye’nin toprak bütünlüğü ve merkezi bir idarenin bulunması yer alıyor. Suriye konusunda her yönden aralarında ihtilaf olmasına rağmen Kürt meselesi istisna ve her iki ülkenin güvenliğini tehdit ediyor.
 
İRAN VE TÜRKİYE KÜRTLERE KARŞI ANLAŞTI
al Hayat
 
Türkiye ve İran siyasi işbirliğinde ve ticari takasta anlaştı. Suriye’nin birliğini ve bölgede teröre karşı mücadeleyi vurguladılar. İki ülke de, Kürt ayrılıkçı faaliyetini önleme konusunda anlaştı. Bu gelişmeler, İran Dışişleri Bakanı Cevat Zarif ’in mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’daki buluşması sırasında yaşandı. Özellikle Türkiye’deki darbe girişiminden sonra ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen hafta gerçekleşen Rusya ziyaretinin sonuçlarının ışığında iki ülke arasında işbirliğinin geliştirilmesi üzerine anlaşıldı. Zarif, Ankara’ya gelmeden bir gün önce Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u ile telefonda görüştü. Erdoğan ile Putin arasında gerçekleşen Sen Petersburg buluşmasının sonuçları ve Türkiye’nin Suriye krizi konusundaki pozisyonuyla ilgili bilgi aldı.
 
İKİ YIL İÇİNDE IŞİD’İN BELİRGİN YENİLGİLERİ
Rusya al Youm
 
IRAK
31 Mart 2015: Irak Kuvvetleri Haziran 2014’te cihatçıların saldırısından beri en büyük operasyonun ardından 160 km Bağdat’ın kuzeyinde yer alan Tikrit şehrini geri aldığını duyurdu. Bu operasyon Washington ve Tahran’ın katılımı ile gerçekleşti.
13 Kasım 2015: Washington önderliğindeki terörizme karşı uluslararası koalisyon tarafından başlatılan hava saldırıları ile desteklenen Kürt kuvvetleri IŞİD’in elindeki Irak’taki Sincar (Şengal) kentini geri aldı. Böylece cihatçıların Irak ve Suriye arasında kullandıkları stratejik bir yolu kapattı. IŞİD, Ağustos 2014’te Sincar’ı ele geçirdi ve özellikle azınlık Êzidî nüfusa karşı büyük bir katliam ve vahşet gerçekleştirdi.
9 Şubat 2016: Irak Hükümeti, Mayıs 2015’ten beri IŞİD’in kontrolü altındaki başkent Bağdat’ın 100 km batısında yer alan Ramadi kentini kurtarmayı başardığını duyurdu.
26 Haziran 2016: Irak ordusu, Ocak 2014’ten beri IŞİD’in kontrolü altındaki Bağdat’ın 50 km batısında yer alan Felluce kentini tamamen kurtardığını duyurdu. Felluce’nin kurtarılması için başlatılan operasyon bir ay sürdü. Çatışmalar nedeniyle on binlerce kişi evini terk ederek daha güvenli bölgelere kaçtı.
 
SURİYE
26 Ocak 2015: Dört ay süren şiddetli çatışmalardan sonra Uluslararası Koalisyon tarafından hava saldırıları ile desteklenen Kürt kuvvetleri IŞİD’i Türkiye sınırında yer alan Kobanê (Ayn el Arab) kentinden kovmayı başardı.
2015 Haziran ortası: Suriyeli muhalif gruplar tarafından desteklenen Kürt kuvvetleri Türkiye sınırında yer alan ve IŞİD için hayati bir geçiş noktası olan Til Abyad kentini geri aldı.
27 Mart 2016: 20 gün süren saldırının ardından Rus savaş uçaklarının hava saldırıları ile desteklenen Suriye Ordusu, Şam’ın 200 km doğusunda yer alan ve Mayıs 2015’ten beri IŞİD’in kontrolünde olan tarihi Tedmir kentini geri aldı.  
12 Ağustos 2016: iki ay süren savaşın ardından, Washington tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri ittifakının, Suriye’nin kuzeyinde yer alan Menbic kentini ele geçirmesinden sonra IŞİD burada bulunan son savaşçılarını da geri çekti. Washington, terör örgütleri için Türkiye ile hayati stratejik yol kavşağı olan Menbic’i, silahlı teröristler için Avrupa’ya stratejik bir geçiş noktası olarak nitelendirdi.
 
LİBYA
Haziran 2016: 12 Mayıs’ta başlatılan “al Bunyan el Marsus” operasyonundan sonra Ulusal Birlik Hükümetine sadık Libya Kuvvetleri, IŞİD’in kalesi olarak değerlendirilen ve Trablus’a 450 km uzakta bulunan Sirte kıyı kentine girdi. Fakat cihatçıların başlattığı saldırılar nedeniyle ilerleme yavaşladı. 11 Ağustos’ta IŞİD’in merkezi ABD hava güçleri tarafından desteklenen Libya güçlerinin eline geçti. (Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ/EVRENSEL)