25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Kürt Mahallesinden Seküler-Muhafazakar (Türk) İktidar Kavgasına Bakış

Kürt Mahallesinden Seküler-Muhafazakar (Türk) İktidar Kavgasına Bakış

Taksim direnişçileri ile muhafazakar iktidar ve yandaşlarının birbirleri ile mücadelelerinin bana neden böyle uzak geldiğini biliyorum.

 

Oysa ilk bakışta yükselen otoriterliğe ve tek adamlığa “artık yeter” görüntüsü veren ve “yeni bir padişaha hayır” diyen bir ses gibi duyuluyordu.

 

İlk günden beri sıkı bir takipçisi olmadım olayaların.

 

Şimdi bile sadece başlıklara bakıp geçiyorum herhangi bir haber gibi.

 

Benimle hiçbir bağı olmayan, ama sonucu Kürtleri ve Kürdistanı etkileyecek bir ittihatçı - muhafazakar kavgasını dışardan izliyorum.

 

Onlar Kürtlerden dolayısıyla vicdandan uzak oldukları kadar ben de onlardan uzağım.

 

Onlar, Roboski’de parçalanmış bedenlere değer vermediler.

 

Onlar, doktora gidip derdini anlatamayan, oğlunun cesedini morgdan almaya çalışan, cenazesini defnetmeye çalışan Kürt annelerinin acılarının üstüne polisi ve askeri saldılar.

 

Onlar, Uğur Kaymaz’ı öldüren polislere ses çıkarmadılar.

 

Onlar, Ceylan’ın parçalanan bedeni için meydanlara çıkmadılar.

 

Onlar, öldürülen küçücük Kürt çocuklarını polise karşı geldiği için hak ettiğini bulan potansiyel terörist olarak gördüler.

 

Onlar, polis ve asker zulmü ile sürdürülen bir sistemde üzerine her çeşit şiddetle gelinen Kürt varlığını bir bela olarak gördüler.

 

Onlar, polis ve askerin gücü üzerine kurulu zalim bir sistemin kurbanı olan küçücük Kürt çocuklarının Pozantı ve diğer hapishanelerde tecavüze uğramalarına gözlerini kapattılar.

 

Onaların medyası, yüzyıldır bir ağacın masumiyeti kadar tertemiz olan kendi varlığını koruma telaşında olan Kürtlerin mücadelesini, iktidarlarla anlaşıp karşı propagandalarla çürütmeye  çalıştılar.

 

Burda yapacağım liste onların günahlarını saymaya yetmez.

 

Onlar, iktidarın paralı koruyucuları olan polis ve askerlerin dizgini kimde olsun kavgası veriyorlar.

 

Biliyorum ki hanginiz o dizgini tutarsa tutsun, siz onları Kürtlere saldırtırken vatan kahramanı yapacaksınız.

 

Ama ikinizden biri diğerine saldırtacak güçte olduğunda da biriniz onları baş örtülü ve sakallıların üstüne salacak, diğeriniz iktidar bekçilerini alternatif yaşam tarzı meraklılarının, sekülerlerin üstüne salacak.

 

İkiniz birbirinizi şeytan ve melek kadar sevmezsiniz. Ancak, sıra Kürdün varlığına, ağacına, diline, toprağına, çocuğuna, annesine, vatınına geldiğinde polislerinizin askerlerinizin kahramanlığını birlikte destekler ve alkışlarsınız.

 

Gezi Parkı eylemlerinin gerçekte samimi olup olmadığı sorgulanmaya bile değmez.

 

Samimiyet arayanlar, iktidar partisinden ve onun otoriter liderine karşı kinlerini demokrasi ve insan hakları kılıfı ile dışarı vuranlardan başka kimse değil.

 

Samimiyetiniz olsaydı, bir başörtülü kızın başından örtüsü alınırken de, bir Kürt çocuğu taş attı diye öldürülürken veya hapislerde tecavüze uğrarken, Hasankeyf yok edilirken de Taksim’deki ağaca verdiğiniz değeri vermeniz gerekirdi.

 

Sizin karşınızdaki iktidar sizden daha iyi olsaydı, kendi korumasında olan vatandaşlarına yağdırdığı bombalar ile parçaladığı bedenleri, ve hapislerde ırzına geçtiği çocukları, yok etmek ve sulandırmak için herşeyi yaptığı Kürt milletinin haklarını gasp etmekten vazgeçerdi.

 

İkiniz birbirinize layıksınız.

 

İkiniz birbirinizden betersiniz.

 

İkiniz birbirinizden samimiyetsizsiniz.

 

Dolayısıyla benim umurumda değil sizin birbirinize ne yaptığınız.

 

Biliyorum ki, sizin de umurunuzda değil benim ne düşündüğüm.

 

İşte bütün mesele de bu.

 

Dünyalarımız ayrıldı.

 

Biribirimizle bir ilgimiz, ortaklaşacağımz bir bağımız kalmadı.

 

Kürtleri sizin milliyetçilikle zehirlenmiş devrimciliğinize ve muhafazakarlığınıza bulaştırmak isteyenlere rağmen sizin dünyanızla Kürtlerin dünyası arasında hiçbir bağ yok.

 

Oysa, ne kadar masum bir eylemdir, bir ağacı korumak.

 

Ne kadar insancıldır doğaya sahip çıkmak.

 

Peki, ağacı korumanın masumiyeti içinde gizli bir canavarı barındırabilir mi?

 

Kapitalist binaların insanı çeken cazibesine, cıvıl cıvıl alışveriş merkezlerine, dünyanın ağır uykusunu daha da ağırlaştıran oyuncaklarının her yeri kaplamasına karşı ağaçları tercih etmek nasıl bir canavarlık olabilir ki?

 

İktidar sahipleri, hırs ile her tarafa hükmetmek isterken, karşısına çıkan ağaç aslında hem iktidarın hem de iktidarı bir canavar iştahıyla isteyen karşıt ideolojilerin maskelerini düşürebilir mi?

 

Eğer gezi parkını görüp Hasankeyfi ve yakılıp yıkılan Kürdistan coğrafyasını görmüyorsan vicdanının gözü kör olmuş demektir.

 

Polisi ve askeri, Kürtlerin üzerine saldırdıklarında, bırakın hadsiz hesapsız gaz kullanımını, o küçücük bedenlerini ve ruhlarını polis devletinin zulmüne teslim etmeyen küçücük Kürt çocuklarının dipçiklerler ezilen başlarını, kırarcasına arkadan katladığınız kollarını, bombalarla parçaladığınız bedenlerini, meydanlarda hayasızca saldırdığınız Kürt annelerini ve bacaklarını kırdığınız, hapislerde hayatlarını çürüttüğünüz, onbinlercesini öldürdüğünüz siyasetçilerini bir defa bile, varsa eğer, çürümemişse şayet, kararmışsa hakka hak, yanlışa yanlış diyen vicdanlarınızın mahallesine uğramasına izin verdiniz mi?

 

Kimin elinde olursa olsun, İkitidarınız, basın ve medyanızla anlaşıp sizin de dünden hazır olduğunuz yalanları size haber diye sunarken bir defacık “Kürtlerden ne istiyor bu polis ve asker devleti” diye düşündünüz mü?  

 

Kürdün karşısına diktiğinizde, vatanın kahraman evladı olarak görüp, karşılarındakinin derdine kulak bile vermeden onları terörist ilan ederken, hanginizin polise emir vereceği tartışmasından ibaret bir iktidar kavgası olan direnişiniz, vatanseverliğiniz ve muhafazakarlığınızın işaret ettiği bir tek şey vardır Kürtler için.

 

Siz Hasankeyf’in veya Gezi Parkı’nın değil, polis ve askerin dizgininin merakındasınız.

 

Siz hepimiz özgür yaşayalım diye değil, haginiz bu coğrafyaya kendi yaşam tarzını dayatacak kavgasındasınız.

 

Siz devletin hak, hukuk ve özgürlükleri tehdit etmeye devam edecek olan sopası laiklerde mi yoksa muhafazakarlarda mı olsun kavgasından başka bir şeyin derdinde değilsiniz.

 

Onun için kavganızın Kürt mahallesinde, ikinize karşı varlığını muhafaza edecek güce sahip olmak dışında bir değeri yok, olmamalı.  

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.