25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Kürt Meselesinde Sanatın Araçsallaştırılması

Kürt Meselesinde Sanatın Araçsallaştırılması

Bir davanın haklılığını ortaya koymanın her zaman için birden çok yol ve yöntemi vardır. Kürt meselesinin ve Kürt davasının haklılığını ortaya koymak için hiç şüphesiz Kürtler ve bazen de Kürt olmayanlar şimdiye kadar çok şey yaptılar.

 

Bu haklı mücadelede kimi zaman “siyaset”, kimi zaman “savaş”, hatta kimi zaman “barış” yöntemi bile denendi. Verilen bedel hiç şüphesiz çok büyüktür. Fakat bunun yeterli olmadığı da ortadadır.

 

Peki, daha ne yapmalı? Bunun için iyi örnekleri incelemekte yarar var.

 

Son yüzyılda “özgürlük” ve “ulus” mücadelesi veren halkalara baktığımızda bu işi her alanda en iyi şekilde yürüten halkın Yahudiler olduğu görülecektir. Zira Yahudiler ellerindeki sermayenin de avantajı ile özgürlük mücadelelerine yarayacak bütün araç ve aygıtları en iyi şekilde kullanarak mükemmel bir başarıyı elde ettiler.

 

Topraklarından bile sürülüp dünyanın her yerine dağıtılan ve dillerinin tamamen ortadan kalkması tehlikesi ile karşı karşıya kalan bu halk, adeta imkânsızı başararak bu gün dünya milletleri ve ulusları içinde son derece saygın bir konuma geldiler.

 

“Eliezer Ben Yehuda” adlı Yahudi’nin gösterdiği bireysel çaba, bir insanın tek başına bile neler yapabileceğin en somut göstergesidir. Said Nursi şu sözü sanki bu kişi için söylemiştir: “Kimin himmeti milleti ise o, tek başına bir millettir.”

 

Onun yaptığı, adeta toptan ölmüş bir dili yeniden diriltmektir. Bir dilin uluslaşmak için ne kadar hayati bir önem taşıdığını ve dilin önemi tam kavranılmadan uluslaşmanın hayal olacağını şu sözü ile vurgular:  "İbrani dili sadece ulusumuzu canlandırıp anavatanımıza döndüğümüz sürece canlı kalabilir." Ben-Yehuda, oğlu Ben-Zion Ben-Yehuda'yı sadece  İbranice konuşarak yetiştirdi ve diğer dillerden uzak tuttu. Rivayete göre, oğluna başka dilde ninni söyleyen karısını bile azarlamıştır.

 

Tabiî ki Yahudiler sadece bununla yetinmediler. Kendi haklı davalarını bütün dünyaya kabul ettirmek için hiçbir aracı kullanmaktan geri durmadılar. Onlar sadece savaş, siyaset ve sermaye ile değil,  modern dünyada yaygın olan bütün iletişim araçlarını ve sanatsal faaliyetlerini bu yönde kullandılar.

 

Başlarına gelen felaketleri sayısız filme konu yaptılar. Dünyanın en etkili silahı olan Sinemayı da son derece başarılı bir biçimde kullanarak bütün dünyayı kendi haklılıklarına inandırdılar. Ayrıca Yahudi soykırımını anlatan çok sayıda tiyatro, roman, hikâye, müzik, resim, heykel gibi sayısız eserin yanı sıra birçok bilimsel esere de imza attılar.

 

Bütün bu alanlarda dünyanın en iyi eserlerini yarattılar.  Bu muhteşem bilimsel ve sanatsal eserlerle davalarını ve haklılıklarını bütün dünyaya ispatladılar.

 

Kaderin garip bir cilvesidir ki Kürtler ile Yahudilerin tarihi birçok noktadan benzerlik arz ediyor.  İki ulusun da tarihi incelendiğinde, başlarına birçok felaket ve soykırımın geldiği rahatlıkla görülür. Bediüzzaman da “şualar” adlı eserinde bu ilginç benzerliğe dikkat çeker.

 

Kürtlere dönüp baktığımızda kendilerini dünyaya ifade etme biçimi olan modern teknik ve yöntemleri neredeyse hiç kullan(a)madıklarını görüyoruz. Yaşanan bunca acı, dram, trajedi, katliam, kültürel ve fiziksel soykırıma rağmen, bunu dünyaya etkili bir biçimde anlatmakta  -savaş ve siyaset dışında- aciz ve yetersiz kaldıklarını görüyoruz.

 

Sanata bu kadar ilgisiz kalan ve onu kullanmada aciz kalan bir milletin özgürlük hayalleri sanat mutfağında pişmediği için “ham”dır.

 

Öyleyse gayretkeş ve hamiyetperver Kürt veya Kürt olmayan her namuslu ve vicdanlı sanatçı, edebiyatçı ve ilim insanlarını son derece mümbit bir alan bekliyor. Sanatın her dalı ile bu haklı mücadele bütün dünyaya duyurulabilir.

 

Sadece “ lê lê, lo lo” klamları ile bir yere varılamayacağı gerçeğini kavramalıyız. Kaliteli bir sinema filmi ile milyonlara iletilebilecek bir tek mesajın yaratacağı etki, bazen yıllarca süren bir savaştan daha çok, zihinlerde ve gönüllerde iz bırakabilir.

 

Sanatı illa da “propaganda” aracı haline getirip halkı bununla yanlış etkileme, sindirme ve yanıltmaya da gerek yoktur. Zira gerçek hikâyeler ve doğru malzeme yeterince vardır. “sanatın araçsallaştırmasına” karşı çıkacak sözüm ona çokbilmişleri de şimdiden uyarmak durumundayım.  Aslolan insan ve özgürlük ise sanat da bir araçtır.

 

Sözün özü; bu süreçte -varsa- aydınlarımıza ve sanatçılarımıza çok iş düşüyor.  Kürtler bu haklı mücadelelerini sanatın ve edebiyatın şaheserleri ile taçlandırdıkları gün, gerçek zafere ulaşabilirler. Öbür hali ile, elde “marjinal, anormal ve tükenmiş bir Kürtlük” kalır.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

21.Haziran.2015 Pazar
24.Mayıs.2015 Pazar
08.Şubat.2015 Pazar
31.Ocak.2015 Cumartesi
19.Ekim.2014 Pazar
30.Ağustos.2014 Cumartesi
07.Temmuz.2014 Pazartesi
14.Haziran.2014 Cumartesi
10.Haziran.2014 Salı