23 Eylül 2018, Pazar

Üst Menu

Kürt sorunun çözümü için Tsunami olması mı gerek?

Kürt sorunun çözümü için Tsunami olması mı gerek?

Oslo’da başarısızlıkla biten görüşmelerden sonra MİT-İmralı görüşmelerine sevinmişken, Paris’teki vahşi saldırı, akıllara ‘’bu süreç bir provokasyona kurban mı edilecek?’’ sorusunu getirdi…

Neyse ki taraflar Silvan olayının etkisini de göz önünde bulundurarak köktenci açıklamalar yapmaktan kaçındı.
 
Olayın sıcak saatlerinde, Hükümet kanadından gelen ‘’Örgüt içi hesaplaşma/infaz’’  seçeneği PKK ve farklı kesimler tarafından eleştirilince Hükümet bu iddiasını yüksek sesle dillendirmekten vazgeçti. Hükümet karşısında Oslo’dan farklı olarak, daha kararlı/istikrarlı bir örgüt görmek istiyor.
 
Aynı beklenti Kürt tarafı için de geçerli: daha kararlı, güven veren bir Hükümet…
 
Sancılı geçeceği anlaşılan MİT-İmralı görüşmeleri, Paris cinayeti ve olabilecek tüm provokasyonlara rağmen devam etmeli…
 
***
BBC Türkçe’den Mahmut Hamsici’nin hazırladığı ‘barışa giden yol’ yazı dizisini birkaç gündür takip ediyorum. Ufuk açıcı, önemli bir dizi…
 
Yazı dizisinde, Endonezya ve Açeler arasında 30 yıl süren ve barışla sonuçlanan kısım oldukça ilgi çekici…
 
BBC Türkçe’den diğer kısımları da okumanızı öneririm.
 
Bugün okuduğum Endonezya-Açe barışından söz etmek istiyorum.
 
Asya’nın ada ülkelerinden Endonezya ve Açe bölgesinin bağımsızlığı için mücadele eden Özgür Açe Ordusu arasında 30 yıl süren ve 15 bin insanın yaşamını yitirdiği savaş,  Aralık 2004’te yaşanan Tsunami felaketi Açe bölgesini yerle bir edince farklı bir yola giriyor.
 
Endonezya Hükumeti ve Açeler arasındaki barış sürecini başından itibaren takip eden BBC’nin Endonezya Bölümü’nde çalışan Mohamad Susilo, Özgür Açe Ordusu ile Hükümet arasında yapılan görüşmelere katılmış deneyimli bir gazeteci.
BBC Türkçe’ye konuşan Susilo,  ilk müzakerelerin başarısız olmasıyla savaşın o döneme kadarkinden de daha şiddetli bir hal aldığını söylüyor.
                                                   
Ne ilginçtir ki, Endonezya ve Açeler’i barışa götüren süreci başlatansa politik bir gelişme değil bir doğal afet olmuş.
Mohamad Sosilo, 2005’teki barış anlaşmasının başarılı olmasının en büyük nedeninin, Tsunami felaketinin yarattığı psikolojik hava olduğunu söylüyor.
Mohamad Susilo “Tek neden bu değildi" diyor ve hükümetin görüşmelerdeki stratejisine dair bir değişiklikten bahsediyor.
Susilo’nun, Endonezya ve Özgür Açe Ordusu arasında barışla neticelenen sürece ilişkin bazı tespitlerini aktarmak istiyorum:
 
2005’teki barış anlaşmasının başarılı olmasının en büyük nedeni, Tsunami felaketinin yarattığı hava oldu
Önceki müzakerelerde Açelerle görüşmeye, hep çoğunluk olan Cavalılar gönderiliyordu. 2005’te hükümetin görüşmeye gönderdiği  heyette, hiçbir Cavalı yoktu, hepsi ülkedeki farklı etnik  gruplara mensup kişilerden seçilmişti. Bu, psikolojik olarak, dostane bir ortam yarattı 
Endonezya devleti müzakerelerdeki sözünü yaşama geçirdi ve 2005’teki anlaşmada Açelere birçok hakla birlikte, özerk bir yönetime sahip olma hakkı da verildi.
2005'ten bu yana silahlar sustu, silahlı mücadele yürütmüş olanların topluma uyumu için projeler geliştirildi ve Açeliler kendi yöneticilerini kendileri seçmeye başladı.
 
2005’te Hükümet ile Açeler arasında imzalanan anlaşmanın detayları şöyle: *
 
—Ateşkes ilan edilecek.
—GAM, silahlarını aşama aşama teslim edecek, Endonezya ordusu da bölgeden aşama aşama çekilecek ve sadece belirli sayıda güvenlik görevlisi bölgede bırakılacak.
—Yeni bir seçim düzenlenmesinden sonra bölgede seçimler yapılacak.
—Silahlarını teslimi ve askerlerin geri çekilmesini ASESAN’a bağlı (Avrupa Birliği ve Güney Asya Ülkeleri Birliği) 200 gözlemci denetleyecek.
—GAM’la ilgili olarak tutuklu bulunanlar siyasi afla serbest bırakılacak.
—Savaş dönemindeki hak ihlallerini araştırmak üzere Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu kurulacak.
 —Açe için bir İnsan Hakları Mahkemesi kurulacak.
—Açe bölgesi kendi özerk hükümetine sahip olacak.
—Açeler kendi valilerini ve yerel yöneticilerini belirleyecek. Özerk bölgenin kendi adalet sistemi de olacak.
—Dışişleri, ulusal güvenlik, vergilendirme gibi alanlarda Endonezya devletine bağlı olunacak.
—Özerk bölge kendi bayrağı da dahil bölgesel sembollerini kullanabilecek.
—Petrol de dahil olmak üzere Açe bölgesindeki doğal zenginliklerin getirilerinin yüzde 70’i Açe bölgesinde kalacak.
 
Endonezya Hükumeti ile Açeler arasında yapılan bu anlaşma 30 yıl süren savaştan sonra değil de Tsunami felaketinden sonra yapıldı.
 
Okyanusa kıyısı olan bir devlet olmadığımız için Tsunami olmayacak belki, ama 50 binden fazla insanın yaşamını yitirdiği  acılı bir geçmişimiz var!
 
Büyük acılar, travmalar doğuran Kürt meselesinin çözümü için Tsunami olmasını beklemeden herkes elini taşın altına koymalı artık...
 
***
Hükümet cenazeler konusunda sağduyulu olmalı
 
Paris’te vahşice katledilen üç kadının cenazesi Diyarbakır’a, burada yapılacak törenin ardından da memleketlerine uğurlanacak.
Hükümet, Diyarbakır’daki cenaze merasimine sağduyulu yaklaşmalı. Polisleri kalabalıktan uzak tutması, daha farklı zorluklar çıkarmaması yürütülen görüşmeler için de ‘güven verici’ olur.
 
BDP’nin cenaze merasimine uygun, taşkınlıklara müsade etmeyen bir organizasyon yapması çok hayati. 
 
Üç insan son yolculuklarına uğurlanırken, birkaç saatliğine de olsa, politik kaygılar bir kenara bırakılıp insani vazifeye odaklanılmalı…
 
-----------
*BBC Türkçe
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.