25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Kürtçe şarkılarımı ölene kadar söylemeye devam edeceğim

Kürtçe şarkılarımı ölene kadar söylemeye devam edeceğim
''...Ve hayatını değiştiren çok önemli bir isimle kesişti konservatuarda öğrenciyken yolu. Züleyha, gencecik yaşında Açıkhava’da kendisini 7 bin seyircinin karşısına çıkartıp Yiğidim Aslanım’ı Kürtçe olarak okutacak ilk hocası, Zülfü Livaneli ile tanıştı.''
11 Ağustos 2014
-A +A

Röportaj: Sidar Basut

 

Malum gündem yoğun. Şu aralar hepimizin yüreği Şengal için atıyor. Êzîdî kardeşlerimizin dramı yüreğimizi bir kor gibi yakarken, umudumuz özelde Kürdistan’ın güneyinin, genelde ise Kürdlerin IŞİD’in bu vahşi saldırılarına karşılık daha da güçlenerek zaferle çıkması. Kendi adıma bu yoğun gündemde, kısa bir mola verebilmek, biraz olsun yüzlerde tebessüm yaratabilmek için sevgili arkadaşım ve dostum Züleyha’yla yaptığımız bu keyifli söyleşiyi sizlerle paylaşmak istedim.

İnanıyorum ki birçoğunuz Züleyha’yı biliyorsunuz ve tanıyorsunuz, ancak bir de benden dinleyin isterim.

Alevi semahlarının Ermeni ağıtlarına, Kürt dengbejlerinin Zaza halaylarına karıştığı bir coğrafyanın çocuğu Züleyha. Bitlis Mutki’li bir ailenin gözünü dünyaya İstanbul’da açan evladı o. İstanbul’un bin bir rengini taşıyan, şehrin dünüyle bugününü harmanlayan tarihi bir semtinde, Kumkapı’da geçti ilk çocukluk yılları. Kardeşleriyle ilk oyunlarını Kadırga sokaklarında oynadı. İlk türkülerini, Bizans’ın 1500 yıllık Yenikapı surlarının dibinden, Marmara’nın mavi sularına yaktı, yolladı.

Bütün öğrencilik hayatı boyunca sınıftaki arkadaşlarının dertlerine, sevinçlerine türküleriyle, sesiyle, nefesiyle tercüman oldu Züleyha. Müziğe olan bu tutkusu, Marmara Üniversitesi’nde okurken, onu konservatuarın kapısına taşıdı. Ailesi kutsal görevlerini yerine getirmek için Hac yolculuğuna çıktığında, Züleyha’da konservatuar sınavındaydı aynı sıralarda.

Ve hayatını değiştiren çok önemli bir isimle kesişti konservatuarda öğrenciyken yolu. Züleyha, gencecik yaşında Açıkhava’da kendisini 7 bin seyircinin karşısına çıkartıp Yiğidim Aslanım’ı Kürtçe olarak okutacak ilk hocası, Zülfü Livaneli ile tanıştı. Livaneli’nin yanında yaptı ilk albümünü, ondan aldı ilk eğitimini. Livaneli’nin sevilen 10 parçasını, Anadolu’nun 10 yerel dilinde yorumladı. Bu albüm, Züleyha’yı türkü severlerle, etnik müzik tutkunlarıyla tanıştıran ilk çalışma oldu. Daha 20’li yaşlarının başında, etnik müzik listelerinin zirvesindeydi genç sanatçı. Yorumunu dinleyenlerden, şarkılarını dinleyenlerden övücü yazılar, gurur verici değerlendirmeler gelmekteydi gazetelerde, dergilerde, ekranda ardı ardına…

Derken “hayatımdaki ikinci ustam” dediği Kalan Müzik’in patronu Hasan Saltık’la tanıştı genç yorumcu. Seyhan Müzik’ten çıkan ilk albümü Etnik Dillerde Livaneli Şarkıları adlı ilk albümünün ardından, ikinci albümü Benden’i Hasan Saltık’ın yönetiminde 2012 yılının başlarında piyasaya çıkardı.

Bu defa en sevilen, en bilinen Anadolu türkülerine kendi tarzını, kendi tavrını ve yorumunu kattı genç sanatçı. Albümleri, bu tarzın tutkunları tarafından adeta kapışılırken, o ver elini Londra ver elini Dersim; yurt içi ve yurt dışı festivallerinde, konserlerde hayranlarıyla buluştu. Kimi zaman siyasetin en üst düzey protokolüne, kimi zaman da Vanlı depremzedelere söyledi şarkılarını. O büyüdükçe, sevenleri de çoğaldı. Şimdilerde üçüncü albümü için kollarını sıvadı Züleyha. Bu defa da  o tadına doyulmaz yorumuyla, Anadolu’nun halaylarını ve kına türkülerini sunacak bizlere. Şu sıralar vaktinin çoğunu stüdyoda yeni albümünün hazırlıklarıyla geçiriyor ve sevenlerine, türkü getirenleriniz eksik olmasın diye seslenmeye devam ediyor.

 

Sevgili Züleyha, müzik yolculuğuna; “Tek dilde yetmez, 10 dilde merhaba” diyerek başladın. Seni böyle bir çalışmaya ne motive etti?

Kendimi bildim bile şarkı söylerim ben. Neşemi, derdimi, mutluluğumu, sıkıntımı hep şarkılarla ifade ettim. Öylesine gönül vermiştim ki müziğe, hayat karşıma ne çıkartırsa çıkartsın ben hep bir elimle notaları, bağlamamı, şarkıları, müziği tutmaya, hiç bırakmamaya gayret ettim. Sonra büyük tesadüf eseri ilk büyük usta Zülfü Livaneli ile kesişti yollarımız. Önceleri asistanlığını yapıyordum. Fakat sonra bir yandan da müzikle ilgilendiğimi öğrenince, ‘Yiğidim Aslanım’a Kürtçe sözler yazdırdı bana. Ve derken bir gün kendimi Açıkhava’da, tam yedi bin seyircinin karşısında, Zülfü Ağabey’in yanında ‘Yiğidim Aslanım’ söylerken buldum. Sonra Zülfü Ağabey’in etkisi ve desteğiyle onun şarkılarını orijinal Anadolu dillerinde yorumlama projesi çıktı ortaya.

 

Pek çok dilin yanı sıra Kürtçe de şarkılar söylüyorsun. Anadilinde şarkı söylemek nasıl bir duygu, neler hissediyorsun?

Sana bütün samimiyetimle bir cevap vereyim mi; umarım bir gün bu ülkede hiç kimseye ana dilinde şarkı söylemenin nasıl bir duygu olduğu sorulmaz. Elbette çok haklısın sen bu soruyu bana yöneltmekte çünkü yıllarca, on yıllarca bu ülkede Kürtçe söylemek adeta bir tabuydu. Ama ben şanslı bir kuşatmanın ve upuzun bir mücadelenin son dönemine denk geldim. Bu yüzden ben hep bağıra bağıra ve bizden öncekilere göre daha rahat söyledim Kürtçe şarkılarımı. Ölene kadar da söylemeye devam edeceğim…

Muhafazakar hatta belki biraz gelenekçi bir yanın olduğunu,  seni uzun zamandır tanıdığım için biliyorum, ancak yeni tanıyanlar nasıl bakıyor bu yönüne, olumlu ya da olumsuz eleştiriler alıyor musun?

Seninle 2009 yılından beri tanışırız Sidarcım. Beni tanırsın. Hacı kızıyım. Kendimi bildim bileli namazımı kılmaya, oruçlarımı tutmaya gayret ederim. Bu benim Allah’la aramdaki bir durum. Benim ibadetlerimi bir siyasi partiye yaranmak için yaptığımı öne sürenleri de yine Allah’a havale ediyorum yapacak başka bir şey yok. Bu ülke ‘ötekileştirmekten’ çok çekti. Sen Kürtsün, sen Müslümansın, sen Ermenisin, sen solcusun-komünistsin diye yaftalayıp durdular insanları. Dilerim artık tüm bunlar geride kalır. Dilerim kimse milliyetinden, dininden, inancından, dünya görüşünden dolayı baskı görmez. Senin vesilenle bir kere daha buradan altını kalın puntolarla çizerek söylemiş olayım ben ülkesini çok seven, inançlı bir Kürt müzisyenim.

Soranice şarkılar da söylemeyi planlıyor musun?

Elbette… Aslına bakarsan dünyanın bütün dillerinde şarkılar söylemeyi planlıyorum. İlk albümümde on dilde şarkılar söyledim. Konserlerimde bütün Anadolu, Ortadoğu ve Balkan dillerinde söylemeye gayret ediyorum. Dünya çok büyük, şarkılar, sanat ondan da büyük…

Dinleyicilerin için yeni sürprizlerin olacak mı?

Ben daha 20’li yaşlarının ortasında bir yorumcuyum. Ama Allah’a şükür bu genç yaşıma rağmen gönlüme sinen üç albüm yapabildim. Şu ana kadar etnik şarkılar, kadın ağzı Anadolu türküleri ve düğün-kına türküleri söyledim ağırlıklı olarak. Ama kim bilir belki ilerde bir Ahmet Kaya, bir Sezen Aksu şarkıları albümü de yapabilirim. Açıkçası bildiğim, emin olduğum tek şey var; ben son nefesime kadar şarkı söylemeye devam edeceğim. Bu müzik serüveni hangi sürprizleri getirirse, hangi coğrafyalara evrilirse şimdiden kabulümdür…

 

Yeni çalışmaya gelirsek;

 

Proje öncelikle kadınları çok sevindirecek bir çalışma Kına ve düğün havaları. Projenin fikir anası değerli yapımcım Nilüfer Saltık. Albüm repertuarının seçiminden, tüm detaylarla bizzat Nilüfer hanım ilgilendi. Yapımın başında elbetteki Hasan Saltık var. Her iki yapımcımın ortak fikirleri, önerileri benim için çok kıymetli. Çok şanslıyım zira Z Müzik ile Kalan müzik çatısı altındayım ve yapımcılarım Nilüfer – Hasan Saltık çifti. Şu an bir çok insanın çalışmak isteyeceği iki önemli insan. Bu sebepten projelerime sahip çıkıyor, arkasında duruyor, titizlikle projeyi bitirmeye  çalışıyorum. Bana karşı sonsuz güvenleri var değerli yapımcılarımın. Güvenlerini boşa çıkarmayacağım inşallah…