21 Kasım 2017, Salı

Üst Menu

Kürtler Kobani için şantaj mı yapıyor?

Kürtler Kobani için şantaj mı yapıyor?

Türkiye, Kürtler ile ilişkilerinde bir kırılma noktasına gelmiş durumda. Açılımın yarattığı olumlu hava ve beklenti ne yazık ki Türkiye'nin Kobani politikası yüzünden  bir sabun köpüğü gibi silinip yok olmaya çok yakın.

Rojava’da Kobani kantonuna iki haftayı aşkın bir süredir terör örgütü IŞİD’in var gücüyle düzenlediği saldırıların etkileri Türkiye sınırlarının içine sıçramış durumda, açıkçası şuan ne Kürt siyasetinin, ne İmralı'nın ve ne de Kandil'in Kobani'deki destansı direnişten başka düşündüğü bir şey yok.

Kürtler için adeta bir “ölüm-kalım” savaşına dönüşen Kobani çatışmalarında Kürtlerin azılı düşmanı IŞİD çetelerine arka çıktığı yönünde Türkiye üzerinde yoğunlaşan  ciddi şüpheler son derece tehlikeli bir dönemece girildiğini bize gösteriyor,  zira hükümete karşı düzenlenen kitlesel protestoların tümü bu eksen üzerinde gelişiyor.

Özellikle Selahattin Demirtaş’ın ABD önderliğindeki koalisyon gücünün Kobani etrafında mevzi tutan IŞİD çetelerine yönelik operasyon telkinlerinin Türkiye tarafından sabote edildiğine dair dile getirdiği sözler Kürtler ve Türk devleti arasındaki ilişkilerin vardığı noktayı görebilmemiz açısından belirleyicidir diye düşünüyorum.

Kobani’de tarihin en büyük katliamlarından biri ile baş başa bırakılan Kürtler,  bu şer oyununda Ankara'nın parmağının olduğundan neredeyse eminler.

Üç tarafı eli kanlı çetecilerle kuşatılan Kobani’ye destek amaçlı gönderilecek yardımların tek noktası Türkiye üzerinden açılacak bir koridorla mümkün, başta Kürdistan bölgesel yönetimi ve Rojava'daki diğer kantonlar olmak üzere Dünyanın her yerinde yaşayan Kürtler Kobani'de tarihi bir direniş gösteren YPG güçlerine yardıma hazır beklerken;  Ankara’nın bu koridorun önüne set çekmesi ve engellemesi apaçık gösteriyor ki dolaylı veya dolaysız olarak IŞİD verilebilecek en güçlü destek olarak ortada duruyor.

Evvelden beri IŞİD ile birtakım ilişkiler içinde olduğu yönünde Ankara’nın muhattab olmak zorunda kaldığı birtakım iddiaların somutlaşması için neredeyse her türlü çabanın gösterildiğini görmemek için kör olmak lazım.

Ankara, Kürtlerin bu anlamda hassasiyetlerini hiçe sayarken özellikle Kandil’den açılımın bittiğine dair dile getirilen söylemleri bir “şantaj veya blöf” olarak görüp ciddiye almamakla Ortadoğu'nun hassas dengelerinde en küçük bir hamlenin nelere mal olabileceğini kestirmeyi belli ki idrak edecek basiretten uzaklar.

Kürtler, bu coğrafyanın kaybedeni olmamak adına kendileri için mubah olan her türlü birliktelikleri tercih etme zorunda bırakılırlarsa Ankara'nın başının çok ağrıyacağı bir gerçek.

Kürtlerin düşmanları ile saf tutmak ve aynı kadrajda resim vermek çok vahim sonuçlara sebebiyet vereceği gibi iç politikada da çok ciddi değişikliklere yol açabilir ve taşları yerinden oynatabilir.

Öte yandan Demirtaş'ın dile getirdiği ve cidden kafalarda soru işaretlerinin oluşmasına sebep olan bir başka gerçek te Ankara'nın hangi gerekçe ile Suriye’de uçuşa yasak bölge istediğini ve daha da ötesi Tampon bölge oluşturulması yönünde ayak direttiğini sorgulamamız açısından önemlidir diye düşünüyorum

Bu sorunun aslında cevabı çok açık; Kobani’yi adeta altın tepside IŞİD katillerine rahatlıkla sunabilmenin iki yolu var;  birincisi teröristlere havadan herhangi bir operasyonun yapılmaması, ikincisi karadan bu çetelere müdahale edilmemesi için 30 km Rojava topraklarının derinliklerine kadar inilecek bir tampon bölge oluşturulması.

Türkiye, sınır ötesindeki hesapların peşinde koşarken, sınırları içindeki hesapları umulmadığı kadar ters yüz olabilir, yani bir bakıma dimyata pirince gidilirken,eldeki bulgurdan da olma ihtimali yüksek Ankara'nın.

Kobani'nin kaybedilmesi Kürtler'de çok derin travmalara yol açabilir ve bu travmaya sebep veren faktörlerin başında eğer Türkiye'yi görürlerse, ki an itibari ile öyle görüyorlar bunun çok tehlikeli sonuçlarının olacağını söylemek yanlış olmaz.

Umulur ki küçük hesaplar için, Ankara kendini yakmaz ve umulur ki IŞİD’in bu topraklarda asla kalıcı olamayacağını ve  bu toprakların gerçek sahibi Kürtler ile birlikte sonsuza dek yaşayacağımızın gerçeğini artık görür, zira bu topraklarda Kürtler ve Türkler için düşmanlar ortak,bu böyle biline.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları