25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Kürtler ve Filistin Meselesi

Kürtler ve Filistin Meselesi
Filistin meselesi temel olarak lanse edilmeye çalışıldığı gibi İslamiyet ve Yahudilik savaşı değildir. 
 
Olayın içinde birkaç kutsal mekanın olması meseleyi dinler arası savaş gibi göstermek için yeterli değildir.
 
Olay, Araplar açısından gasp edilmiş Arap topraklarının geri alınması dolayısıyla Arap milliyetçiliği ile diğer taraf açısından Yahudilerin “vaad edilmiş topraklar”ının Arap/Müslüman/Yahudi olmayan herkesin işgalinden kurtarılması savaşıdır.
 
İddia edildiğinin aksine dini hassasiyetle olaya dahil olanlar (cüzi bir azınlık hariç) Araplar değil, Yahudilerdir.
 
Din argümanı ile pazarlanan Filistin meselesinde temel kaygının din olmadığını anlamak için bu meseleye ilgi duyanların dünyadaki diğer haksızlıklar karşısında takındıkları tavırlara  bakmak yeterlidir. 
 
Olayın bu yönünü bir tarafa bırakırsak Kürtler açısından Filistin meselesine iki yönlü bakılabilir. 
 
Birincisi ve duygusal olan, onların yani Filistinlilerin Kürtlere baktığı gibi olaya bakmak. 
 
Filistinliler, Kürtleri abileri olan Türkiye, İran, Irak ve Suriye'de bozgunculuk çıkarıp Filistinlilerin abilerini rahatsız eden, dış güçlerin oyununa gelmiş bir halk olarak görüyor. 
 
Ortadoğu'da Kürtlerle kaderleri birbirlerine bir çok açıdan benzemesine rağmen, Kürt ve Kürdistan konusunda Filistin/liler kendi menfaati için zalim devletlerden yana tavır koyuyor. 
 
Kürtler Filistinliler için binlerce defa çeşitli şekillerde desteklerini ortaya koymalarına rağmen Filistin’de daha bir defa Kürtlerin haklarını “ama”sız bir şekilde savunan kimse olmadığı gibi aksine beyanatlarla Kürtler hedef haline getirdikleri sır değildir.
 
Dolayısıyla bu birinci yolu seçmek, yani onlara karşı en azından duyarsız olmak Kürtler’den normalde beklenecek bir tutumdur.
 
İkincisi ve hakka uygun olanı ise hayatımızdaki her meselede olduğu gibi "hakkın hatırını ali tutmak" ve haklının yanında zulmün ve zalimin karşısında olmaktır. 
 
Tabii ki gücümüz oranında dünyanın her yerindeki zulmü elle düzeltmek, dille düzeltmek ve kalben buğz etmek durumundayız. 
 
Kürtler kendileri bu haldeyken, yani vatanları işgal edilmiş, malları mülkleri talan edilmiş, namusları pazarlarda satılığa çıkarılmış, dilleri, kültürleri, tarihleri yasaklanmış, kendi dilleri ile bir soyadı bile alamaz durumdayken
Kürtlerin eli kimseye yetişmez.
 
Pratikte bir etkisi olmamasına rağmen Kürtlerden dil ile her tarafı adalete davet edip, kalben kötülük ve zulümlere buğz etmekten başka bir şey beklemek ya sinsilik ya da ahmaklıktır.
 
Şimdi, burda ince mesele şudur:
 
Filistin'in topraklarının genel işgali için değil ancak her olayda özel olarak "Hak" Filistinli örgütlerin dediği şekilde olmayabilir. 
 
Çünkü bunlar farkında olarak veya olmayarak bölge devletlerinin ve istihbarat örgütlerinin kuklası ve yöntemlerde de sınırsız şiddet kullanabilen, karanlık hesaplara (Saddam, Esad, Türkiye, İran gibi devletlere) hizmet etme durumları da olabilen örgütler.  
 
Bu yönüyle Filistin meselesi İslam alemindeki zorba diktatörlüklerin devamı için kullanılan bir araca dönüşmüş durumda. 
 
Bu Filistin meraklısı diktatörlüklerin hepsinin kendi Filistinleri var, ancak toplumlarının dikkatini başka tarafa çekmek ve onları daha büyük korkular, "din" düşmanları ve öcüler (İsrail, ABD gibi) ile oyalayıp Filistin’i kendi vahşetlerine, çalıp, çırpmalarına ve zulüm üzerine kurulu sistemlerini devam ettirmelerine bir vesile yapıyorlar. 
 
Bu zalim devletlerin gölgesine sığınan Filistin örgütleri ciddi çözüm istiyorlarsa ve onları koruyan zalim devletler (bütün arap devletleri, Türkiye ve İran) bu noktada samimi iseler oradaki küçük örgütlerin (hamas ve el fetih)ikide bir büyük canavara (İsrail'e) sataşıp halkından binlercesini bu canavara öldürtmek yerine, Filistin'i koruyan zalim devletler bir araya gelir, dünyaya bu konuda baskı yapar ve olabilecek en adil şekilde mesele çözülmeye çalışılırdı. 
 
Ama Filistin meselesini çözmek kimsenin işine gelmiyor. 
 
Çünkü bu zalim devletler kendi kitlelerini akan Filistinli kanı ile meşgul edip (mesela Türkiye'deki İslamcılar) gerçek gündemlerden (Kürtlerin inkar ve pazarlık konusu edilen bütün insani haklarından)  uzak tutmaya çalışıyorlar. 
 
Örneğin, Mavi Maramara'ya İsrail'in saldıracağını bile bile gemiyi bizzat Erdoğan iktidarı yönlendirdi.
 
İnsanların kanına canına mal olan olaydan kendi iktidarına malzeme çıkarıp, vefat edenleri İslam coğrafyasında ve özellikle Arap alemindeki popüler olma isteğine kurban etti. 
 
Filistin meselesinde Kürtler açısından en önemli mesele, Türk/iye İslamcılarının gündemlerine eklemlenmemektir. 
 
Onların koca devletleri var, bir kaçtane kukla örgütlerini meydanlarda bağırttırmaktan başka bir şey yapamıyorlar. 
 
Bırakın ciddi bir iş yapmayı İsrail olan ticari ve askeri ilişkilerini bile her halükarda devam ettiriyorlar.
 
''Neden bütün ticari ve askeri ilişkileriniz devam ediyor?'' diye sorduğunuzda ise cevap belli; “devlet yönetmek bakkal işletmeye benzemez.”
 
Tabi, Kürtler bir devletleri olmadığı için yani “bakkal dükkanı işlettikleri için” Kürtlere “aferin size, kırın, dağıtın Amerika ve İsrail'in iftar çadırlarını, petrolünüzü İsrail'e satmayın, Amerika’dan silah almayın” diye Kürtleri köşeye
sıkıştırmayı iyi biliyorlar.
 
Onların ki siyaset ve diplomasi, Kürtlerinki ihanet ve emperyalizm uşaklığı oluyor.
 
Niye?
 
Çünkü onların devleti var, Kürtler ise zar zor bir bakkaliye dükkanı sahibi olmuşlar.
 
Kürtler kimsenin Donkişotluğunu yapmamalı. 
 
Olaya Filistin ve İsrail diye bakmadan mazlumlar için dua edip, dünyadaki herhangi bir haklılık ve haksızlık karşısında takınılması gereken tavrı takınıp, haklının hakkını alması için dua etmekten başka Kürtlerin yapacağı bir şey yok. 
 
Kürtlerin yapabileceği bir şeyi varsa bütün kuvvetleriyle önce kendi üzerlerindeki zalimleri def etmek için çaba sarf etmeli, varlıkları ve kimlikleri üzerideki yasakları kaldırmalı, parçalara bölünmüş vatanlarını işgalcilere ve vahşi örgütlere karşı savunmalı, sömürgecileri ülkelerinden def etmeli, özgürlük ve bağımsızlıkları için çalışmalıdır ki  İslami ve insani olan da budur.
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.