23 Temmuz 2018, Pazartesi

Üst Menu

Milletleşme Üzerine Notlar (1)

Milletleşme Üzerine Notlar (1)

1.

 

Toplumları denetlemenin temel yolunun onların bilincinin denetlenmesi olduğunu biliyoruz. Türk modernleşme hareketi olarak anılan olgunun bu topraklarda bir bilinç inşasının adı olduğunu da. Kültürel tarihimizden gelen Millet kavramı yerine inşa edilen Ulus kavramının, bir bilinç operasyonunun gereği olduğunu da. Veya Millet kavramının Ulus kavramı üzerinden anlamanın da. 
 

Siyaset, kavramlar üzerinden yürütülür ve eğer bu kavramlar bizim açımızdan makul bir ihtiva taşımıyorsa bizim siyasal alanda varlık gösterme çabamızın neye tekabül ettiği kısmı büyük bir sorun olarak kalır. Benim açımdan Millet kavramı, gündemimize acilen almamızı gereken bir kavramdır ve bu, aynı zamanda toplumsal tarihimiz ile de yakından ilgilidir.
 

Yaşadığımız topraklar, bireylerin devlet ile ve toplum ile kurduğu ilişki biçimine ve eksene aldığı duyarlılığına yapılan müdahale ile şekillendirilmiştir. Bu coğrafya dahil tüm İslam dünyası, kapitalist modernitenin gerektirdiği, kapitalist dünyanın müdahalesine açık olması şartını içeren devlet biçimleri ve sosyal/siyasal muhayyileler üzerinden şekillendirilmiştir. Bizler, farkında olmadan bu yürürlüğü sağlayan bir anlam dünyasına sahibiz ve bir çoğumuz için başka bir dünya mümkün gözükmüyor. Kürdistan coğrafyasının dört parçaya bölünmesi başta olmak üzere neredeyse tüm Müslüman toplumların diktatörlükler ile yönetilmesi de bunun gereğidir. Bu diktatörlükler, takdis edilen demokratik işleyişin bir sonucu olarak değil, tersine işletilmeyişinin bir sonucu olarak vardır. Bu topraklarda demokrasi kapitalist dünyadan yana değil ve bu yüzden hiçbir zaman yürürlüğe sokulmamıştır. 

Miletlleşme hareketi her şeyden evvel, aslında toplumsal tarihimizde de içkin bulunan zihinsel kodlarımızın tekrar gündeme alınmasını gerektirir. Çünkü milletleşme, kişinin devlet tanımını, algısını, gereğini, yapısını gözden geçirtir. Kapitalizmin öğütücü çarkında bireyler üreten mevcut devlet kabulü yerine, devleti sistemin gerektirdiği kimliklerin üretildiği bir aygıt olarak değil toplumsal gereğin ve ihtiyacın üretiği bir aygıt olarak görür. Bir başka ifade ile Milletleşme, dünya üzerinde kendine has bir devlet kabulü ve gereğini hayata geçirebilecek bir dinamiğe yaslanır.
 

2.
 

Lafı uzatmadan ifade etmek gerekirse milletleşme, paranın tüm toplumsal işleyişte ve de insanlar arası ilişkide belirleyici olmadığı bir toplum tasavvurudur. Siyasada da çıkarın değil maneviyatın üstün tutulduğu bir anlam dünyasına yaslanır. Bu tasavvur, kapitalizmin güçlenmesine paralel olarak güçlenen ulus tasavvurunun karşısında yer alır. İngiltere'de sanayi kapitalizminin ve Fransa'da ticaret kapitaliziminin bir devlet ve ulus üretmeden çok önce Kürtlerin Xani'nin şahsında gündemine aldığı bağımsız devlet projesi millet olmanın gereğine yaslanıyordu. Xani'nin bizi çağırdığı dünya, Osmanlı ile İran arasında kendi tabiri ile "para"ya dayanan savaşlarına karşı bilgi, ilim, hikmet ve sanata dayanan bir devlet inşasıydı.
 

3.
 

Milletleşme, aidiyetin devlete değil millete hasredildiği bir tasavvura dayanır. Devleti takdis eden, onu toplumun tanrısı olarak belleyen, bireyin olanca biçimiyle ona karşı yükümlülükler altına sokulduğu modern ulus devlet tarzına karşıdır. Millet olma bilinci devleti de aşan ve onu kontrol eden bir bilinçtir. Devleti kayıran, önceleyen ve haliyle zorba yapan aidiyete karşıdır. 
 

Millet bilinci bir ahlaka dayanır ve başka bir ifade ile tam da ahlaki bir kaygıya dayandığı için tasavvur edilmiştir. Bu haliyle toplumcu bir bilinçtir. Bu toplumcu bilinç, kendi reel şartları, dinamikleri, sorun ve imkanları üzerinden devletin gereğine karar verir veya vermez, verirse; nasıl bir form kazanacağına aynı eksen üzerinden karar verir.
 

Biz Kürtlerin devlet talebinin, dinamiklerimizin, hak arama mücadelemizin gereğinin, imkan ve sorunlarımız üzerinden mi yoksa, aramızdan belirli bir sınıfın veya zümrenin kayırıldığı ve öncelendiği bir siyasal kabul üzerinden mi şekillendiğine karar verdiğimizde, bu bilinç ile ilişkimizi de ortaya koymuş olacağız gibime geliyor. Keza Kürt kültür ve tarihinin ve de siyasi aklının ve de anlam dünyasının ve de dininin imkanları ile ilişkimiz de aynı biçimde bizim millet olma bilincimizin ipuçlarını sağlıyor bize.
 

4.
 

Millet kavramı etnik bir temele dayanmıyor. Ama etnik bir unsur kendisini millet olarak vasfedebileceğimiz bir karakter ortaya koyabilir. Kur'an'da geçen millet kavramının etniklik ile hiçbir alakası yoktur ve günümüze "ideoloji" olarak tercüme edersek büyük bir hata yapmış olmayız. Daha doğrusu Millet kavramının benim aklıma gelen en yakın tanımı budur. Bir toplumda, işleyişin ve yürürlüğün hasbelkader değil belirli bir bilinç ile sağlandığı, toplumsal unsurların üzerinde mutabık olduğu anlayış ve dayanışmaya dayanır.
 

5.
 

Milletleşme tasavvuru bütünüyle belirli bir kültür standardını gerektirir. Bu standart evvela kendine has bir bir siyasi akıl gerektirir. Kendi siyasal aklının gereği ve son-ucu olarak düşünmeyi, toplumsal işleyişe, akışa, tarihe, modernleşmeye dair bir kanaati gerektirir. Tarihini ve toplumunu kendi referansları ile de yorumlayamayan bir toplumun kültüründeki düzeysizlik onu denetlemeye açan, açacak olan temel niteliklerdendir. 
 

Bizim nasıl bir kültür düzeyine sahip olduğumuz dünya üzerinde nasıl bir yerde durduğumuz ile oldukça alakalıdır. Tarihini, çağını yorumlayamayan, metafiziğini inşa edemeyen her kültür alt edilmeye mahkumdur. Bu, tıpkı büyük balığın küçük balığı yutması gibidir. Tanımlanan mı tanımlayan mı olmak ile alakalıdır.
 

Tıpkı Türk aydını gibi Kürt aydını da, toplumunu batının sosyalbilim anlayışı üzerinden tanımlanmaya ve müdahale edilmeye muhtaç bir nesne olarak gördü. Kürt aydınının düştüğü bu durum, onu belirli sadra şifa bir kültürün taşıyıcısı yapamadığı için, ona kast ettiğimiz anlamda bir düzey kazandırması da oldukça müşkil idi..

 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
21.Temmuz.2015 Salı
25.Mart.2015 Çarşamba
11.Ekim.2014 Cumartesi
12.Ağustos.2014 Salı
05.Mart.2014 Çarşamba
23.Haziran.2013 Pazar