23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Muharrem'in Yazgısı

Muharrem'in Yazgısı

Şubat’ın dördünde berlin’de, “anneler kızakların çekmesiyle doğumlara yetiştiriliyordu, şimdi paletli araçlarla… on yedi tane ambulans helikopter, dört tane de jet ambulans…”diyormuş başvekil. iki gün sonrasında valisi van’ın, “on beş paletli ambulansı, helikopterleri, ambulans uçakları” olduğunu açıklamış. ama iki gün öncesi asıl mesele; içinden paletli araçlar, ambulans helikopterler geçen konuşmanın hazırlandığı sıralar muhtemelen… arkası dönük, sırtındakinin un çuvalı mı şeker çuvalı mı olduğu anlaşılmayan baba henüz haber olmamışken muhtemelen, göğsünden cennet kokusu gelen üç yaşında bir oğul beyaz çuvalın içine girmeden vermiş son nefesini…

iki gün sonrası için hazırlıklar olanca yoğunluğu ile devam ederken, avrupa’nın göbeğinde dünyaya memleketin ne kadar ileri bir ülke olduğu anlatılıp iki fasıl daha açmak için kırk takla atılacakken üç yaşındaki oğulun ateşi yükseliyor. çoklarına göre doların yükselmesinden mühim değil, ama bir baba için yürek ağızda, israfil’in eli kulağındadır, üfledi üfleyecek sur’a. en kötüsü imkansızlık adam boyudur…

muharrem’in ateşi yükselir ama dünya ile bağı bağlantısı kesilmiş mezranın. baba telaşlıdır, hastaneye sürecek bir kızak yoktur. ama artık kızağa da gerek yoktur. dünyanın en gelişmiş bilmem kaçıncı memleketi olmuşuzdur. paletli ambulans vardır. hastane ve karakoldan yardım istenir. paletli araç, altı tank üstü ambulansa benzeyen birşey, ha geldi ha gelecektir derken saat gece yarısını çoktan geçmiş, üç yaşındaki muharrem son nefesini de annesinin göğsüne bırakmak üzeredir…

bu arada jandarma hastaneyi aramış, vali bey’in dediğine göre “personel meseleyi idrak edemediğinden ekipler ihbarı doğrulatmak için sabahı beklemiş”tir. haber doğru çıkmıştır. muharrem son nefesini annesinin sıcak nefesine karıştırmış, ‘üstü kalsın’ deyip ayrılmıştır…

iki gün sonrasının konuşma metni üzerinde vakit gece yarısını geçmiş olduğu halde çalışılmaktadır. kışın zor şartlarında verilen sağlık hizmetlerindedir sıra; paletli araçlar, ambulans helikopterler döşenmektedir prompter cihazına…

kış çetindir ama paletli araçlar vardır. yollar kapalıdır ama karakolu olan yerler şanslı, onların yolu açık. muharrem talihsizdir, hastalandığı yere en yakın karakol on altı kilometre uzaklıktadır. bu talihsizlik ilk değildir; parçaları anne eteğinde toplanmış ceylanlardan, katır sırtında taşınan ölülerden biliyoruz. muhtemelen son da olmayacaktır…

gece akrabalara muharremsiz kalındığı haber verilmiş, akrabalar on altı kilometreye kadar araçla geldikten sonra dört saat karda yürümüşlerdir. muharrem’in kuş ölüsünü andıran minik cesedi un mu, şeker mi, saman mı olduğu anlaşılmayan bir çuvala konulmuş on altı kilometrelik kar yürüyüşü için babanın omuzlarına asılmıştır. baba hayatındaki bu en ağır yükü dört saatten fazla taşımış, muharrem otopsi için hastaneye yetiştiğini görmemiş, kuş olup göğe yükselmiştir…

büyük sarı kepçeler yolu açmaya başlamış, siyah takım elbiseli büyük adamlar memleketin gelişmişliği ile az sonra gurur duymak üzere toplanmışlardır. içinden paletli araçlar, ambulans helikopterler, jet ambulanslar geçen konuşma ile göğüsler kabarmış, on altı kilometrelik yol karakol olmadığı halde açılmış, muharrem çuvalın içinde görülmüş, soruşturma başlatılmıştır.

bir kere daha ihmal yazılan kader diye okunmuş, muharrem’in yazgısı karlar içinde karaya yazılmış. kenar-ı dicle’de bir kuzu daha ömer’e arz-ı hal etmiş, ömer bir kere daha utanmış, ömerliğe talibler arasında bu halden utanma bilen var mı, bilen olmamış…

muharrem son nefesiyle birlikte demiş midir bilinmez ama biri demiş: ‘devletin bekasının da allah belasını versin’ / paletli araçların da!

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.