17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Müsaade Edin Cenaze Var

Müsaade Edin Cenaze Var

İnsan gerçekten tiksiniyor: düne kadar birbirlerine kem söz söyletmeyen can ciğer kuzu sarması kardeşler bugün birbirlerine demedik laf bırakmıyorlar. mensuplarına ‘bir günahı setredenin allah da günahını setreder.’ düsturunu salık verenler kardeşlerinin en mahrem eylem ve söylemlerini kasetlere çekmiş, parça parça afişe ediyorlar. kanundışı fişleme ve dinlemeyi kaldıranlar, gizli kasetlerin ifşasından rahatsız olanlar, ‘elimizde ne kasetler var bir bilseniz’ diyerek akıllara her türlü tecessüsü besleyecek virüs enjekte ediyorlar. kürdlere karşı “islam kardeşliği” edebiyatının cılkını çıkaranlar öküzü paylaşamayıp sistem içi iktidar kavgasına tutuşunca kardeşliğe rahmet okuttukları gibi bütün dinî literatürü kirli bir iktidar kavgasıyla kirletiyorlar…

sistem içi güç dengeleri değişince dün darbeci diyerek alkışlarla hapsettiklerini, bugün kahramanlar gibi salıveriyorlar. sahibinin sesi manipülatörler “yahu insanlar ne der?” endişesinden azade, dün ne dediklerine dönüp bakmadan bugün keskin manevralar alıyorlar. aralarından akıllı olanlar dün “kullanışlı aptal” oldukları özeleştirisi veriyor, bu özeleştiriyi de bugün hakikati tahrif etme meşruiyetine araç kılıyorlar. dünün kullanışlı aptalı bugünün gönüllü lejyoneri oluyor. at gene sahibine göre kişniyor…

insan gerçekten ümidini yitiriyor: var gücüyle halkların kardeşliğine asılan bir halk, gittiği her yerde kardeş halkların lincine uğruyor. şehrin dörtlüsü kaymakam, belediye başkanı, komutan ve polis müdürü elbirliğiyle kardeşliğe asılan tabelayı kurtların arasına atıyor. bayrağı yakamayan kardeş, ağzıyla parçalamaya çalışıyor, olmuyor. memleketin “kardeşliği pekiştirecek süreci” yürüten iktidar partisi bırakalım linççi güruhu ve kardeşliği onların önüne atan dörtlüyü soruşturmayı, dünyanın herhangi bir yerinde böyle bir hadise yaşanmamış gibi kayıtsız kalıyor. diğer iki parti de üç maymunun geri kalan ikisi gibi bu utanç manzarasına suskunluklarıyla ortak oluyorlar. ali ismail korkmaz’ın formasıyla kardeşliğe saldırıyor birileri, kardeşlik hergün biraz daha ölüyor…

insan gerçekten hayret ediyor: on dördünde, polisin attığı gaz fişeğiyle ölüm döşeğine yatan bir çocuk, on beşinde on altı kilo olarak ayrılıyor dünyadan. iki yüz altmış dokuz gün onun eriyişiyle tükenen anne-babası berkin uyanamayınca, iki yüz yetmişinci güne kahırla uyanıyor. dirisi değil belki ama ölüsü kürdistan’daki yüzlerce yaşıtının ölüsünden daha gür bağırıyor. yüzlerce yaşıtının ölü sesi katılıyor onun sessizliğine. berkin vicdanların üzerine oturmuş küllerin silkelenmesine, unutulmuşların hatırlanmasına vesile oluyor… roboskî’de otuz dört can toprağa düşerken yılbaşı gecelerine akanlar, berkin’in ölüsüne koşuyorlar. vicdan tutulması geç de olsa geçmiş deniliyor, ne âlâ.

ama hiçbir çocuğun ölüsünden el çekmeyen habis ruh, başka habis ruhları da alarak hücum ediyor taziye evine… berkin için cenaze evinde ağıt yakanlardan birkaçı öğleden sonra kardeşliği linç etmeye koşuyorlar. vicdan ve iz’an siyasi tarafgirliğe yenik düşüyor; hükümeti yıpratmak için fişini çektiler diyen de oluyor, ne malum ekmek almaya çıktığı diyen de, orada ne işi vardı diyen de, elinde sapan vardı diyen de… oysa sapanla taş atan çocukları öldürmek de cinayettir, bunu en çok onlar biliyor…

vicdan iniltileriyle kurt ulumaları birbirine karışıyor: ellerinde yüzlerce çocuğun kanını taşıyanlar taziye mesajları yayınlıyorlar. eski dost yeni düşman, ilk kez bir çocuk öldürülüyormuşçasına başsağlığı diliyor, bilmediğimiz aleviliğinin altını çizerek…  on ikisinde on üç kurşunla öldürülen uğur’a oh olsun diyenler, ceylan’ın havan topuyla parçalara ayrılmasına kör olanlar, roboskîli masumlar için “kaçakçılık yapmasalardı” diyenler berkin’in cenazesi üzerinden devrim devşirme derdine düşüyorlar.

uğur’u, ceylan’ı, roboskîlileri katledenleri aklayan hükümetin megafonları, sanki hükümet bu katliamların faillerini ortaya çıkarmış ve yargılamış da diğerleri buna engel olmuş gibi berkin’e üzülenlere bu nakaratlarla çakıyorlar. rabia işareti için "tek vatan, tek devlet, tek bayrak, tek dil" diyen, beynelmilel sembolü tekleştirmeye araç kılan, mısır’da şehit edilen esma’nın ruhunu sandıkta şâd etmeye çağıran lideri alkışlayanlar berkin için ses çıkaran herkesi cenazeden siyasi rant devşirmekle itham ediyorlar.

bu esnada biri polis, iki genç daha ölüyor. geriye her ölümle ölen bir avuç insan kalıyor…

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.