22 Şubat 2018, Perşembe

Üst Menu

Müslüman Bir Kadının Gözüyle Kandil - Yazı Dizisi 4. Bölüm

Müslüman Bir Kadının Gözüyle Kandil - Yazı Dizisi 4. Bölüm
'‘Milyonlarca kürt çocuğumuz yıllardır her sabah ‘Türküm, doğruyum’ diyor. Hadi bu da olsun. Kendini türk hissediyorsa, hissetsin. Ama ‘varlığım türk varlığına armağan olsun’ dedirtiyorsun. Bütün varlığını türklüğe adatıyorsun ve bu yetmiyor, ardından da bundan mutlu olmasını istiyorsun.’'
28 Temmuz 2013
-A +A
                                                          Yüreğim Barışta Kaldı 
 
Hazırlayan: Hüda Kaya
 
 
Tarihi bir çözüm sürecini dışarıdan seyredemezdik.
 
Barış hareketinde bir izimiz, barış çorbasında bir tuzumuz olmalıydı.
 
Barış olacaksa, tarih yazılacaksa, birbirimizle yüzleşebilmeliydik.
 
Egemen ve merkez medya ile hala adil bir dil oluşması ve yüzleşebilmenin neredeyse imkansız olduğunu bilerek, bir kadın vicdanı ve kadının gözünden sahip olduğum referanslarımla, kendimce ve mümkün olduğunca barış için bir gözlem ve şahitlik yapmak istedim.
 
Bu niyetle oğlum Muhammed Cihad ile yollara düştük. Kandil’i ve barışı yazmak için.
 
Yazarı olduğum Hür Bakış internet gazetesinde etkisini ve izlerini sizlerle paylaşmak için…
 

 

Alman Doktor Medya

‘Herkes özgür, katılımcı ve inandığı gibi yaşasa, bu durum Türkiye’ye güç katar’

 

Doktor Medya, dağlardaki yaşamından gayet mutlu, gülüyor, anlatıyor.  Hastaları ile bir dünya kurmuş kendine.

 

Abdullah Öcalan’a inancını belirtiyor. ‘ Doğunun, barış projesi olan tek kişisinin de, huzurlu ve özgür bir yaşama hakkı var. Bana sorsalar bir Nobel barış ödülü de ona verilmeli ’diyor.

 

‘Senden başka Alman gerilla var mı? diyoruz. ‘İki tane Alman şehit var. Bir Alman kız da Türkiye’de hapiste, 8 yıl hapsi isteniyor. İsveç, Finlandiya, Yunan, Hollanda, Gürcistan’dan ve Araplardan gerillalar da var’

 

 

‘Dönmeyi düşünüyor musunuz?’ Gülüyor.

 

‘Özgürlüğü bulmuşken’ diyor ‘ancak bu özgürlüğü oraya taşımak için olabilir’

 

Batının yaşam tarzına ve Kapitalizme eleştiriler getiriyor. ‘Burada araba kullanıyorum ama benim değil, computer kullanıyorum ama benim değil’ 

 

Cihad ‘ Sen katıldığında, daha Sosyalist ve ideolojik yapısı vardı örgütün. Şimdi ise daha özgürlükçü ve katılımcı bir yapıya evrildi. Sizce bu süreç olumlu mu?’ diye soruyor.  ‘Çok olumlu’ diyor. ‘Sosyalist yapıda, bir sınıfa yönelik ve dar kalıyorsun. Şimdi ise daha geniş katılımlı. Herkes için böyle daha iyi oldu’ diye cevap veriyor Doktor Medya. Türkçe, Kürtçe, Soranice ve halkın kullandığı lehçeleri çok iyi öğrenmiş.

 

‘Türkiye’de çok farklı etnik yapılar var. Bu büyük bir zenginlik, fakat bu yapıları, farklılıkları inkar ederek değil, yaşatarak, Türkiye büyük bir güç olabilir.

 

Herkes özgür, katılımcı ve inandığı gibi yaşasa, bu durum Türkiye’ye güç katar’

 

 

‘Ekolojik pratik var mı? diye soruyor Cihad.

 

Karşı yamaçları göstererek ‘Tabi ben buraya geldiğimde hiç ağaç yoktu. Yeşillendirildi. Köylüler ağaçları kesip satıyorlardı. Şimdi ise sadece ihtiyaçlarını karşılıyorlar ama satmıyorlar.

Keklik, balık av yasakları düzenlendi.

 

Herkes önceden çöpü her yere atıyorlardı. Şimdi toplanıyor ve atılmıyor.

 

Halkı bilinçlendirme eğitimleri yapıyoruz. Sağlık hizmetleri veriliyor. ‘

 

Türkiye halkına şunu anlatmalıyız.

 

Kürt halkı savaş istemiyor. Birlikte huzur içinde yaşamak istiyor.

 

Uzattığı barış eli, havada kalmamalı.

 

Ama saldırı olduğunda tabi savunma hakkı olur. Bu sadece askeri değil, siyasi, kültürel her açıdan.

 

Türkiye halkına böyle yansıtmıyorlar.

 

Kürt halkının barış istediğini söylemiyorlar.’

 

 

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Bozan Tekin

 

 

‘İslami camia için geç olsa da önemli bir adım’

 

KCK Yürütme Konseyi üyesi olan Bozan Tekin Urfalı.

 

‘Hareketle 16 yaşımda tanıştım’ diyor. 18 yaşında iken, 80 yılında hapsediliyor. Tam 20 sene sonra 2000 de tahliye oluyor. Çıkınca doğru dağa gelmiş.

 

Hapiste olduğu ilk yıllarda, askeriye zamanında, bir gün bir General geliyor koğuşlarına. Tigris’te askeri ateşelik yapmış.

 

‘Siz sosyalist olduğunuzu söylüyorsunuz ama değilsiniz. Ben sizden daha iyi sosyalistim. Türkler tarihin akışını değiştirir. Sosyalizm olacaksa bunu Türkler gerçekleştirir.

 

‘Biz bu devlet için Kastamonu’da beş bin kelle götürdük. Kürdistan’ın olmaması için gerekirse beş bin değil, on bin, elli bin bakmayız’ derdi.

16- 17 yaşında bir genciz. Fazla bir tarih bilincimiz yoktu. Bizi korkutmak istiyor herhalde’ derdik. Daha sonra geldiğinde de kelimesi kelimesine aynısını söylemişti. Ben de düşündüm. Buraya gelmeyi doğru gördüm ve karar verdim.’ diyor Bozan Tekin.

Hapiste kaldığı yıllarda, televizyonlarda başörtüsü eylemlerini görmeye başlayınca araştırmaya başlıyor. ‘Ali Şeriati, Seyyid Kutup okumaya, anlamaya çalıştım’ diyor‘Şimdilerde İhsan Eliaçık’da ilginç şeyler söylüyor.’

 

‘Kur’an Arapçasını bilmiyorum ama mealini okudum. Anladığım şu oldu. ‘yalan ve küfür ne demek? dedim, çünkü Kur’an bunu çok vurguluyordu. Bunları araştırdım.

T.C’ye bakınca bunları görüyorum. Bu sistemin kökü yalan ve inkar üzerine kurulu.

 

Muaviye’nin bir ilk konuşması vardır. Siyasilere bakınca onu görüyorum.

 

İktidar ve devlet, insanı vicdansızlaştırır. Paranın da vicdanı olmaz.’

Kemalist hareketin dini ele alışı incelenmeli. Din nasıl millileştirildi?

 

 

‘Sizin gelişiniz çok önemli bir gelişme. İslami camia için çok geç olsa da önemli bir adım’diyerek memnuniyetini belirtirken, aslında ziyaretimiz boyunca karşılaştığımız ve hissettiğimiz, hep bir şaşkınlıktı.

 

Şimdiye kadar İslami camia tarafından, anlaşılmadıkları, dinlenmedikleri, görülmedikleri, konuşmalarda en dikkat çeken vurgulardan.’

 

‘Gezi’deki motifler çok güzeldi. Herkes kendi kimliği ile vardı.’

 

‘Kemalist hareketin dini ele alışı incelenmeli. Din nasıl millileştirildi?

 

Konuşmalar boyunca, uzun yıllar hapiste kalmış, ardından dağa çıkmış bir insan diye düşünüyorum fakat son derece konulara hakim, dünyadan haberdar ve devam ediyor

 

‘O dönem ele alınırsa pek çok nokta aydınlanacaktır.

 

‘Kemalist hareketin dini ele alışı incelenmeli. Din nasıl millileştirildi? diye soruyor.

 

Yusuf Akçora ‘Biz yıllarca İslam’a çok hizmet ettik. Şimdi İslam’ı kendimize hizmet ettireceğiz’ der. Çekirdek, öz, Türkçülük olacak, kılıfı İslam olacak dediler ve bunu da yaptılar.’

Diyarbakır’da hapishanesinde kalırken, çevre camilerin hoparlöründen Cuma günleri verilen hutbeleri dinleyebiliyormuş. ‘Ermeniler şöyle, devlet böyle’ anlatıp duruyorlardı’ diyor, ‘bu devlet kimlere karşı oluşturuldu? diye soruyor ve cevabını veriyor ‘İslam’a karşı, Kürtlere karşı ve sosyalistlere karşı, bunları hedef aldılar’ diyor.

 

‘Önderlik, Newroz bildirisinde, ‘İslam bayrağı altında yaşadık’ deyince kıyamet koptu.

 

‘Ya dedim, sosyalizm bayrağı vardı da biz mi yaşamadık?’

 

Bu söyleme karşı çıkanları, eleştirmeye devam ediyor.

 

‘Siz Ortadoğu gerçekliğini nasıl anlayabilirsinizki? Ortadoğu tarihi, dinler tarihidir. Önderlik bunu gerçekleştirmeye çalışıyor.’

 

‘Hz. Muhammed tarihte bir devrim gerçekleştirdi’

 

‘İslam, özü ile buluşmalı.’

 

‘Önderliğin, tarihi kökeni ve sosyolojik etkilenmesi ile ilk ciddi tespit ve araştırmaları vardır.

 

Klasik sol’da, sonuçta batı eksenlidir. Doğu’ya ne oldu? Fizik’ te, felsefede alimleri olan doğuya ne oldu?

 

Biz, doğrusu bir sentez arayışı içindeyiz.’

 

‘Milyonlarca Kürt çocuğumuz yıllardır her sabah ‘Türküm, doğruyum’ diyor. Hadi bu da olsun. Kendini Türk hissediyorsa hissetsin. Ama ‘varlığım Türk varlığına armağan olsun’ dedirtiyorsun. Bütün varlığını Türklüğe adatıyorsun ve bu yetmiyor, ardından da bundan mutlu olmasını istiyorsun.’

 

‘Şark Islahat planında ki ayrıntılar çok önemlidir ve tam bir suç belgesidir. Bu vurgulanmalıdır. İnönü’nün belgelerini, Abidin Özmen, Fevzi Çakmak hepsini inceleyin, suç belgesidir. Bunların hepsi Kürt kimliğini yok etmek üzerinedir.

 

Çerçilik yasaklanmalıdır demişlerdir. Düşünebiliyor musunuz? Bir çerçinin sermayesi ne kadardır? adam ne kazanır? Ne yapar? Yasaklanma sebebi nedir?

1-Kürtçe konuşması

2- Bilgi alış verişi yapması

3- Sermaye sahibi olması

Bunları bile istememişlerdir.’

‘Bizim şöyle bir yanılsamamız oldu. Cezayir için, Jean Paul Sarte Cezayir bayrağını alıp ortaya çıktı ve ‘hepimiz katiliz’ diye haykırmıştı. De Gaulle ise ‘Fransa’nın vicdanı konuşuyor’ demişti.

Fransa, Cezayir olmadan da Fransa olmaya devam etti.

İtalya, Libya olmadan da Libya olmaya devam etti.

Amerika, Vietnam olmadan da Amerika olmaya devam etti.

Ama Türkiye böyle değildir. Kürtler olmadan nasıl olacak?

‘Biz varsak, Kürtler olmamalı’ dediler.

Abidin Özmen’in bir kürt raporu var. Genel müfettişlik yapmış.

‘Kürt çocuklarını okula göndereceksiniz ama kendi yemeklerinden uzak tutacaksınız’ der. Asimile olmaları için, ağız tatlarına bile müdahale edilmiştir Kürt çocuklarının. Sıdıka Avar’ın ‘Dağ Çiçekleri’ kitabında okumuştum. Okul açıyor. Elmas diye bir Kürt kızını yetiştiriyor. Benzer bir örnek vardır.

Buraya dağa gelen bir kıza sormuştum, neden geldin? diye. ‘ufak bir kız kardeşim vardı. Televizyonun önünden kalkmazdı. Akşama kadar Roj TV izlerdi, Kürtçe marşlar ezberlerdi. Anne ve babamız çalıştıkları için kardeşimi anaokuluna göndermeye karar vermişlerdi. Birkaç ay sonra araba okula bırakılırken, okula yaklaşınca Kürtçe marşları kapattırmak istiyor. Daha sonraki günlerde ‘biz niye Roj televizyon izliyoruz? Bizi Atatürk kurtardı. Biz Türk’üz’ demeye başladı, demişti.’

‘İspanya’da zulümler yaşanırken, bir taraftakiler bir konuşur. ‘Ya biz neden bunları neden öldürüyoruz? der bir tanesi. ‘Bunlar geriler’ der öteki. Diğeri de ‘Sana ne?’ der.’

‘Rize belediye başkanı aslında devlet bilinçaltını dışa vurdu. Kürt kadınları üzerine projeleridir.

 

Güneydoğu’da vazife yapanları, Kürt kızlarıyla evlendirmeye teşvik edin’ denilmiştir hep. Bu doğal yollardan olsun, mesele değil ama bilinçli, projeli bir şekilde olması soykırımdır bir şekilde. Biz de soykırımdan fazlası vardır ama işte belge, işte rapor denilmiyor’ derken Bozan, orada bulunan bir başka kadın ziyaretçi ‘ben beş yaşımda iken dilimi konuşmayı yasakladılar. Kültürümü, kimliğimi yasakladılar. Binlerce çocuk bu süreci yaşadı’ diyor.’

‘Gardiyanlardan biri, askerlikte yaralanmış. Bize çok ilgi gösteriyordu. Şaşırıyorduk. Sonra anladık. ‘Kurşunu sizden yedim ama anladım sonra doğruyu’ dedi.’

 

 

‘Yaşamın bir anlamı var. Birilerinin size biçtiği anlam ile yaşayacaksınız, hayatın ne anlamı var?’

 

‘Yalan ve küfürden, inkardan vaz geçilse, her şey düzelir’

 

 

Hele bir de bunları kutsallıklar üzerinden konuşuyorsan, ‘Ahlak’ diyorum ancak’

 

‘Batı Kapitalizmini görmeden geleceğiz? Hayır.

İsrail’i görmezden mi geleceğiz? Hayır.

Batı fitnesi, Ortadoğu’yu kontrolü altında tutmak istiyor.

AKP’lilere şunu demek lazım.

Gerçekten inanıyorsanız? Samimiyseniz, bizim karşı karşıya olmamamız lazım.

Bu Kemalist sistem hepimizi karşısına alıyor. Eğer biz karşı karşıya isek, bir taraf doğru değil, samimi değil.’

‘Batı sosyolojisi, bir hikaye’dir’

 

Önderlik, ‘Batı sosyolojisi, bir hikayedir’ dedi ve reddetti. Şimdi yeni bir açılım araştırıyor. ‘Özgürlüğün Sosyolojisi’ni bundan oluşturdu.

 ‘Sosyalizm eleştirisi’

 

 

Domino etkisi gibi, doğudan başlayıp, Moskova’ ya dayanınca, ne oluyor? dedik. Yıkılan gerçekten ‘sosyalizm’ mi? pratiği mi idi? Dedik ve içimizden sorguladık. Hüzün mü diyelim? Ama hayal kırıklığı diyemem.

İnsan, toplumu ile vardır.

İnsanlık, eşitlik, adalet diyorsanız, bunun bir uygulaması çökebilir.

İnsanlığın karakteri nedir? Evrimi nedir?

Hapisten çıkıp, buraya gelirken önce Moskova’ya uğrayıp öyle geldim. Baktım direnciler var. ‘Ya bu mu?dedim’ siz toplum adına, toplumu ezmeye çalışırsanız, şuradan, buradan kırpıp ‘siz busunuz derseniz, toplum tepki gösterir.

Sorgularımız hep olmuştu? Afganistan’ı niye işgal ediyor? dedik.

Halepçe üzerine Moskova’nın tutumunu içimizde sorgulamalarımız hep oldu.

Tahliyeden sonra annemin yanında 11- 12 gün kaldım ve ondan ayrılıp yola çıktım. Buraya gelen arkadaşlara annemi sormuyordum bilinçli bir şekilde ‘öldü’ diyecekler diye. 3 yıl önce televizyondan öğrendim öldüğünü.

Ayrılırken son sözü ‘Allah onların yanına bırakmasın’ oldu.

Bu halk (Kürt) böyle olduğu müddetçe bizim hayatımızın bir anlamı yok.‘

 

Barış işi bir mücadele işidir. Mücadele etmeden olmaz.

 

Barışa mizahi bir yorum getiriyor. ‘Bir Türk barışı gerçekliği var. Hani diyorlar ya ‘PKK’ huzuru, barışı bozdu’ demek ki bir barış varmış ama Türk barışı’

 

BDP siyasal boşluğu dolduruyor mu?

 

‘BDP’nin siyasal alanda büyük bir boşluğu doldurduğunu düşünüyoruz fakat Türkiye’nin bütününü düşündüğümüzde bütün bir halkı kapsayabildiğini söyleyemeyiz. Burada HDK’ye çok görev düşüyor. Türkiye devrimci demokratlarını içine alacak, kapsayacak bir tarzda örgütlenmesi ile bir bakımdan bu boşluğu doldurması gerekir.

 

Türkiye halkını bu düzeyde kapsayıcı olması açısından önemlidir. ‘

 

‘Evet’ diyorum ‘BDP, batı halkları açısından ne olursa olsun bir Kürt hareketi partisi olarak görülüyor, böyle imajı var ve bu yerleşmiş durumda. HDK oluşumu gerçekleşirken Cihad’da içinde olduğundan süreci takip edebiliyordum. Çok umutlanmıştım, bütün muhalif direnişçi, kesimleri kuşatabileceğini, hepsinin ortak bir sesi olacak şekilde bir çatı olabileceğini düşünmüştük. 

 

‘Şimdi öyle olunca BDP ile HDK’nin ortak siyasi düzeye, Türkiye ve Kürt halkını kapsayacak düzeye gelmiş olur. Böylece Türkiye’de halkın demokratik alanda toplumun ihtiyaçlarını giderecek önemli bir boşluğu doldurmuş olur. Bir biçimde toplumda ötekileştirilen halklara farklı siyasi zeminler sunulmuyor.  Bu tür kesimlerin hepsini kapsayacak, kuşatacak bir siyasi yapılanma Türkiye açısından gerekiyor.  HDK’nin bu düzeyde ele alması ve bu ihtiyacı karşılaması gerekir. ‘

 

‘Örgütte iç özeleştiri var mı?’

 

El Arabiya röportaj için gelmişti. Örgütte öz eleştiriyi sordu. Anlattık ve gördü. ‘Sen şimdi önderliği eleştirebilir misin?’ dedi.  ‘Evet’ dedim. ‘Ben bu kadar hareket gezdim, gördüm ama böyle komutanlarını eleştiren örgüt görmedim’ dedi.’

 

Yarın: Gerilla silahları bıraktı, top oynuyor.