20 Temmuz 2018, Cuma

Üst Menu

Nedir Devlet(ler)

Nedir Devlet(ler)

Bir televizyon programa izledim.

 

Yıllardır evli olduğu adama asla çıplak görünmemiş bir kadın.

 

Çıplaklığından utanan kadın, bir televizyon programında toplumun önüne çıplak çıkarak yeniyor bu kompleksini.

 

Neden dikkatimi çekti bu sıradan, Avrupalılar için  banal görünen durum?

 

Doğadan uzaklaştıkça unuttuğumuz şeylerden biri de çıplak doğduğumuz gerçeğidir diye düşünmüşümdür hep.

 

Uzaklaştıkça doğa anamızdan; insanın asıl doğasına ait tüm özellikleri unutur, var oluşumuzun, özümüzün güzelliklerinden utanır olduk.

 

Doğayla armoni içinde yaşayan kabilelerde gözlemlemiyoruz bu  çıplaklığından utanma medeni(!) hallerini…

 

Uzun zamandır devlet kavramını sorguluyorum kendimce.

 

Araştırıyorum, daha önce yazılanları okuyor, teorileri inceliyorum geçmişten günümüze gelen.

 

Belki de bu nedenle her belgeseli, her yazıyı bu bağlamdan bakarak izleyip, okumaktan kendimi alıkoyamıyorum.

 

Birkaç gün önce izlediğim bir belgeselde; 3000 yıldır aynı ritüelleri sürdürerek, Nias adasında doğayla armoni içinde yaşayan Mentawai halkının, sade bilgeliğine şahit oldum.*

 

Paris’te başlayan uçak yolculuğu,12 saat nehirde yolculuk ve ormanda yürüyüşten sonra varılabilen bir köy Mentawai.

 

50 kişiler bugün.

 

Şamanlar.

 

Anlatıyor, en yaslıları:

 

'Babam Şamandı. Endonezya hükümetinden birileri, bir gün gelip O'nu tutukladılar. Şok olmuştuk hepimiz. Zorla saçlarını kestiler, tedavi ve ritüeller için kullandığı  aletleri yaktılar. 13 yaşımdaydım.  O gün yaşadıklarımı asla unutamadım. Bir insan, nasıl başka bir insanın dünyasını yıkar? Anlayamıyorum…'

 

Devlet yasaklar tüm rituellerini.

 

Bölerler aileleri dini kullanarak.

 

Yönetim dövmeleri yasaklamıştır.

 

Dövme yapanları yakaladıklarında, hapse atıp, derilerini kazırlar.

 

1945'de bağımsızlığını alan Endonezya yönetimi, bu halka baskı uygulamaya başlamış.

 

Geleneklerinden vazgeçmeleri, elbise, pantalon giymeleri dayatılmış.

 

Yönetim 1950 yılında  camiler  ve kiliseler inşa eder, 1954’de ise  3 ay süre tanırlar Hristiyanlık ya da İslamlık arasında seçim yapmaları için. 

 

Bakar mısınız inancın düşürüldüğü hallere?

 

Bu din için değil, devlet denen aygıtın sürebilmesi, devlet denen bas belamızın can güvenliği için uygulamaya konulanlardır.

 

Amaç bölerek yönetmektir.

 

30.000 kişiyi asimile ederler. 

 

1990'da diktatörlük son bulduğunda arzu edenler geri dönerler doğaya.

 

Aileler parçalanmıştır. Kimi Müslümanlığı, kimi Hristiyanlığı seçmiştir.

 

Babasının yerel giysilerinden utanan kız çocuğu.

 

Müslümanlığı seçen, babasından utanan bir oğul yaratmıştır DEVLET.

 

'Neden giysi giymeyi tercih ediyorsunuz?' diye sordular babasından utanan kadına.

 

'Çıplaklığımdan utanıyorum.' diye cevapladı.

 

Modern(!) utançları öğreterek, medenileştirmiştik vahşileri(!).

 

…Ama hasta olduklarında şifayı nasıl bulacaklarını  öğret(e)mediğinden üstün medeniyetimiz(!), kabilenin Şamanlarından yardım almaya hala devam ediyordu…

Kabilenin yaslısı anlatmaya devam ediyor:

 

"Babamın bu yaşadıklarından sonra okulu yarim bıraktım.(Zorla devlet okullarına yollanmışlardır.) Halkım için bir şey yapmalıyım diye düşündüm. Ve halkıma geri döndüm geleneğimizi sürdürmek için.'

 

'Her yaratılanın bir bilgisi vardır. Ben okula çok gitmedim, modern yaşamı bilmem ama otları tanırım onlarla bir insanı iyileştirebilirim. Ben nasıl başkalarına saygı duyuyorsam, onların da bana saygı duymalarını beklerim.'Diyor yaşlı adam… 

 

Çocukları kendisinden utanıyor, tam da doğa gibi  çıplak yaşamaya geri döndüğü için.

 

Bu kabilenin kendilerine hayran kalıp, saygı duymama neden olan rituelleri, modern dünya diye böbürlendiğimiz sahte insanlığımızın, onlardan  ne kadar geri olduğumuzu anlatmaya yetiyor.

 

İste birkaçı:

 

Avlandıklarını eşit olarak paylaşıyorlar. 

 

Doğmuş her birey aynı öneme ve değere sahip.

 

Yeni doğan bebek için bile bir tabak konuyor yerde hazırlanan sofraya.

 

"O da bir canlıdır, vardır" Diyorlardı, nedeni sorulduğunda.

 

Öyle ya; biz medeniler(!) için dişi bile olmayan bebeğe tabak konması ne saçma geliyor değil mi?

 

Oysa asil bilgelerin, asırlardır vahşi diye yok etmeye çalıştığımız kültürlere mensup insanların olduğunu bir anlasak…

 

Biz medenilerin en çok utandığı şey olan çıplaklığı nasıl da güzel bir armoniyle yasıyorlar doğayla iç içe...

 

Her iş ortak yapılıyor. Hiyerarşi yok, lider yok, emir yok. 

 

Hiç kimse çalışmaya zorlanmıyor.

 

Herkes ne yapması gerektiğini biliyor.

 

İsteyen istediği işi yapıyor.

 

Neşeyle, gülerek…

 

Bir ağaç kestiklerinde yerine hemen bir yenisini ekiyorlar.

 

Unlarını, ağaçlardan üretiyorlar. Hayran kaldığım, daha önce hiç görmediğim yöntemlerle. Doğaya zarar vermeden.

 

Tütünlerini tellendiriyorlar özgürce. 

 

Avlanıyorlar. 'Çiçek İnsanları' deniyor onlara...

 

Çiçek insanları…Baslarında çiçekler var hepsinin…

 

Düşünün; devlet denen aygıtın vahşetinden, zorbalığından, dayatmasından sonra sadece 50 kişi kalmış bu güzel insanlardan.

 

Öyle çok şey var ki yazacak...

 

Uzun yazıların okunmadığını söyleyip uyarır beni editörlerim.

 

Bu nedenle burada kesiyorum bugün söyleyeceklerimi.

 

Tek bir soruya cevap aramaya davet ediyorum sizleri.

 

Nedir devlet?

 

Benim için ne olduğunu söyleyerek giderim.

 

NEDİR DEVLET(LER)?

 

İnsanlığın; doğal mutluluklarıyla arasına duvar örendir.

 

Bizlerden; INSAN olma hakkini çalandır.

 

Doğamıza, gerçek evimize zorbalığıyla el koyan, onu yok edendir.

 

Halkları birbirine düşman edip, bu düşmanlıktan çıkarları beslenen(ler)dir.

 

Yeryüzünün en usta yalancılarının  yönettiği bir hilkat garibesidir.

 

"Demokrasi, Laiklik, Eşitlik, Vatan-Millet-Bayrak, Toprak, Din diye diye, milletin anasını…

 

Emekçilerin; alın terinin, emeğinin karşılığını yerlerde süründürüp, bordrolu köleler haline getirmeyi hedefleyen kapitalizmin emir erliğini yapanlardır.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.