23 Temmuz 2018, Pazartesi

Üst Menu

Nevruz ve Şeb-i Arus

Nevruz ve Şeb-i Arus

Ölümün yüzüne gülebilmek gerçek hayatı yaşayanların harcıdır. Zira hayatın en kat’i, en değişmez gerçeğidir ölüm. Ölüm üzerine kafa yormamış bir hayata itibar edilemez. Çünkü dürüst değildir.

Ölüm için Mevlana “Şeb-i arus” der. Bediüzzaman ise “ölüm bizim için Nevruz günüdür” demiştir. İkisi de en güzel günü seçmişlerdir: Mevlana, sevgiliye kavuşma yani düğün gecesi olarak görmüştür; Bediüzzaman ise baharvari bir yeniden doğum günü olarak.

Aşk mesleğinde ilişki “ölüm”ünedir. Sevgili ile ebedi bir vuslat arzusu sözkonusudur. Ölümüne bir kavuşmadır bu. Duyuları işlevsiz bırakan bir “gece”dirTefekkür mesleğinde ise ilişki “hayat”ınadır. Ölüm bir nihai kavuşma ve kapanış olmaktan ziyadeyeni bir “gün,” yeni bir başlangıçtır. Nevruz, bir yeniden doğuştur. Haşir ve neşrin “coşku”su olarak mütefekkirane bir yeniden başlangıca, bir ölümden sonra dirilmeye işaret eder. Birinde “fena,” diğerinde “yenilenme” asıl olsa da ikisinde de kaynağa dönüş var.

KİMLİK NEDİR?

Kimlik sönerse insan özgürdürEvden gurbetin adıdır kimlik. Kimlik ikide mümkündür. Zira kimlik her zaman birin ikideki yansımasıdır. Bir kendilik olarak özgürlük, bu mesafenin kapatılması, bu nispetin ortadan kaldırılması ile mümkündür.

Başka bir ifadeyle, kimlik, birlerin birbirleri üzerine düşen gölgesidir. Gurbet, bir kendini görebilme hali olarak bir garabettir. Ayna’nın insanda yaptığı ‘ben ve suretim’ tecrübesinin, bir başkasının varlığı dolayımıyla yaşanmasından doğar kimlik. Kimlik, kendilikten, evden, fıtri vahşetten uzaklaşma ile ortaya çıkan bir medeniyet yarasıdır.

Tüm kimliklerin nihai hedefi kendi kendilerini söndürmektir. Açılan varlık yarasını kapatmak, uzaklaşmanın tutuşturduğu bilinç alevini söndürmektir amaç. Kimlik hiçbir zaman tek başına değildir. Kimlik, bu anlamda bir huzur yitimidir. Kimliğin huzursuzluğu, olmak istediği yerde hazır bulunmuyor oluşu bu sürgünden dolayıdır. Sürgün ve gurbet hali bittiğinde kimlik huzur bulur, kendine gelir. Kendinden uzağa gerilenin, kendine gelmesi, gerilimin bitmesi bir mücadele iledir. Ve bir imtihandır.

Tarih, varlıktaki bütünlüğün kırılması ve benlikteki birliğin yitirilmesi ile tutuşan bir yangındır. Bu yangının söndürülmesi, mesafenin kapanması ve kimliğin hitapsız kalması ile mümkündür. Kendinden uzağa gerilenin, kendine gelmesi işte bu yüzden tarihin zembereğinin boşalması ile aynı anlama gelir. Baktığın aynadan geçtiğinde vardığın yer kendindir. Aynasızlıkta, kimlik yok olur. Yani insan eve vardığında, kendi olduğunda, kimlik soner.

İSLAMİYETİN ADRESİ

İslamiyet adalettir, Müslümanların menfaati değil.

İslamiyet, kafirde bile olsa doğru olandır, dindardaki yanlış değil.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları