23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Öcalan'ın Çağrısı

Öcalan'ın Çağrısı

Günlerdir beklenen Abdullah Öcalan’ın mektubu nihayet Diyarbakır Newroz’unda okundu.

Türkçe ve Kürtçe okunan metinin üzerinde çok çalışıldığı belli oluyor.
 
Öcalan’ın çağrısına gelen tepkiler önemli ölçüde olumlu oldu.
Öcalan’ın çağrısına Hükümet kanadından (başta Başbakan olmak üzere) ve BDP’den gelen tepkiler olumlu olurken, CHP ve MHP’nin geri planda durması, toplumda karşılık bulmayan tavırları not edilmesi gereken farklı bir yazı konusu…
 
Toplumda barışa dair umutların iyice yeşerdiğini söylemek mümkün, çünkü Öcalan mektubunda ‘’Silahların devre dışı’’bırakılmasından söz ediyor.
 
Hükümetin defalarca ‘’Silahları bırakın siyaset yapın’’ çağrısının Öcalan’ın mektubunun ana temasını oluşturduğunu söylemek mümkün.
 
Silahın enstrüman olarak kullanılmadığı bir siyaset tarzı şimdiden merak konusu…
 
Öcalan’ın mektubundan dikkat çeken bazı hususlar:
 
 
-‘’Bugün yeni bir dönem başlıyor.
 
Silahlı direniş sürecinden, demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor.
Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor; demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor.
 
Biz, onlarca yılımızı bu halk için feda ettik, büyük bedeller ödedik. Bu fedakarlıkların, bu mücadelelerin hiçbiri boşa gitmedi. Kürtler özbenliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı.
"Artık silahlar sussun, fikirler ve siyasetler konuşsun" noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türküne, Kürdüne, Lazına, Çerkezine bakmadan insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor.
Ben, bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor, silah değil, siyaset öne çıkıyor. Artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir.
Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum.’’
 
 
-‘’Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler; Kurtuluş Savaşı'nı birlikte yapmışlar, 1920 meclisini birlikte açmışlardır.
 Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek; ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM'nin kuruluşundaki ruh, bugün de yeni dönemi aydınlatmaktadır.’’
 
 
-‘’Tıpkı yakın tarihte Misak-i Milli çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin öncülüğünde gerçekleşen Milli Kurtuluş Savaşı'nın daha güncel, karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz.’’
 
 
Son doksan yılın tüm hata, eksiklik ve yanlışlıklarına rağmen bir kez daha yanımıza, mağdur edilmiş, büyük felaketlere uğramış halkları, sınıfları ve kültürleri de alarak bir model inşa etmeye çalışıyoruz. Tüm bu kesimleri; eşitlikçi, özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini gerçekleştirmeye çağırıyorum.’’
 
Öcalan’ın Suriye ile ilgili şu tespiti oldukça dikkat çekici:
 
-‘’Misak-i Milli'ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti'nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir "Milli Dayanışma ve Barış Konferansı" temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum.’’
 
Öcalan’ın Suriye ile ilgili tespitini ÖSO ile PYD arasında zaman zaman çıkan çatışmaların bundan sonra tamamen biteceğine ve kapsamlı bir işbirliğine dönüşeceğinin işareti olarak da algılamak mümkün.
 
Mektubunu ‘’Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir, büyük bir demokratik hamle başlatmaktır.’’ Çağrısıyla bitiren Öcalan’ın silahla ilgili en net tespiti bu kanaatimce.
 
Öcalan’ın ‘’demokratik siyaset’’ vurgusu silahların bay-pas edilmesi demek.
 
PKK ve Hükümetin bu çağrıya uzun vadede nasıl zemin hazırlayacağı merak konusu…
 
Öcalan Kürtlere ihanet mi etti?
 
Sosyal medyada, özellikle Twitter’da takip ettiğim kadarıyla Öcalan’ın açıklamalarının ezici bir çoğunluk tarafından memnuniyetle karşılandığı şeklinde. Ve fakat bazı Kürtlerin Öcalan’ı ‘’İhanetle’’, ‘’davayı satmakla’’ itham ettiğini de belirtmeden geçemeyeceğim. 
Bu tip yorum yapanların ana çıkış noktası şu: ‘’binlerce Kürt boşuna mı öldü, bu kadar bedelden sonra herhangibi bir kazanım elde etmeden silahsızlandırma da neyin nesi oluyor?’’ şeklinde…
 
Öcalan’ın mektubunu ‘’ büyük manifesto’’ olarak görenlerin yanında-az da olsa- ‘’İhanetle’’ itham edenler de çıktı.
 
Bence sivri yorumlar için çok erken.
 
Öcalan’ın  silahı devre dışı bırakan, demokratik siyaseti öne çıkaran tavsiyesi çok kıymetli ve PKK’yi silahlardan arındıracak tek kişi de o…
Silahların gömüldüğü, PKK'lilerin normal yaşama döndüğü bir ortamı kim istemez ki...
Bunun için Hükümete çok iş düşüyor.
 
Asıl süreç şimdi başlıyor...
 
Evet, Öcalan’ın açıklamalarından sonra hayal kırıklığı yaşayanlar var.
‘’Öcalan bizim için ölmüştür’’ diyenler de var…
 
İfrat ve tefrite girmeden…
 
Kişileri ne kahraman ne de ölü ilan etmeden önce yaşamını yitiren binleri düşünelim.
Tek bir insanın ölmemesi için barış yapmaya değmez mi?
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.