23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

ODTÜ, Başörtüsüne Saldırısı ve Nefret Kampanyası

ODTÜ, Başörtüsüne Saldırısı ve Nefret Kampanyası

‘Darbelere dur de’ ‘İlker Başbuğ çeneni kapa’ diye eylemlerin yoğun olduğu günlerdi.

 

28 Şubat darbesinin yıldönümü olduğundan çeşitli mekanlarda darbeler ile ilgili etkinlikler oluyordu.

 

İstiklal caddesinde ki bir mekanda darbeler ile ilgili yapılan toplantıda ben de konuşmacıydım.  Çoğunluğu sol çevrelerden olan gençler vardı. Ben 28 Şubat sürecinde İslamcı/Dindar kimlikli insanların, özellikler başörtülü kadınların yaşadıkları örneklikler üzerine yapmıştım konuşmamı.

 

Yıllardır darbe deyince, sol çevreler sadece kendilerinin darbelerden etkilendikleri üzerine algıları vardı ve başörtülü kadınların yaşadıklarını bilmiyorlardı.

 

Doğrusu 28 Şubat’a kadar bu algıda haksızda değillerdi.

 

Konuşmam bitip soru cevaplar başladığında bir genç, kendini tanıtarak konuşmaya başlamıştı.

 

-Hatırlıyor musunuz? Hani o yıllarda bir yazı yayınlanmıştı. ‘Başörtüsü neyi örtüyor?’ yazısı.

 

-Hatırlamaz mıyım. 

 

Başörtüsünü ve başörtülü kadınları son derece aşağılayıcı ve nefret içerenbir yazı olduğunu hatırlıyordum.

 

-O zamanlar Ankara’da Üniversitede öğrenciydim ve kominist parti üyesi idim. İşte o yazıyı o zaman ben yazmıştım.

 

Bu gencimiz daha sonra ki süreçlerde bağlı olduğu ideolojiden kopmuş, daha insani, daha barışsever ve başörtüsü özgürlüğü mücadelesine daha farklı bakan bir çizgide idi.

 

Bunu niye mi anlattım!

 

ODTÜ’de ‘başörtülülere saldırı’ olarak yansıtılan olaydan sonra küfürlü ifadeler ile ‘bunlar zaten geçmişte de ‘başörtüsü neyi örtüyor?’  diye yazan soysuzlar’ gibi yazanlardan dolayı bu anımı sizlerle paylaşmak istedim.

 

Neden mi?

 

‘Bir topluluğa olan kinimiz, kızgınlığımız ve öfkemiz bizleri adaletten, edepten ve dengeden ayırmamalıdır’

 

Eleştirdiğimiz, öfkelendiğimiz üslup ve fiili, şayet dini referanslarımızla ortaya koymaya çalışıyorsak, fevri ve nefsi hareket etmemeye azami derecede dikkatli olmamız gerekmektedir. Yoksa o eleştirdiğimiz ve kızdığımız hal, üslup ve insanlardan ne farkımız kalacaktır?

Gelelim ODTÜ meselesine

 

ODTÜ’de başörtülü kız öğrencilerin varlığı biliniyorken, başörtüsüne tepki neden şimdi olsundu?

 

‘Solcular başörtüsüne saldırdı’ diye yayılan videoyu, bir yanlış ve vebal endişesi ile defalarca izledim.

 

-Ben mi yanlış görüyordum? Ya da neden böyle yansıtılıyordu?

 

ODTÜ’de yaşanan bu çirkin hadisede ki mevzu, başörtüsü değildi. Her şey bu kadar açık ve net iken, bazı çevreler ısrarla neden ‘başörtülü -başörtüsüz, İslamcı -solcu’ söylemleri ile tahrik ve nefret pompalıyorlardı?

Videoda muhatap alınan başörtülü bir kadın ile yanında bir erkek de görülüyordu.  Tartışmanın yaşandığı ikinci başörtülü olan genç kız oturuyor durumda idi. Bu kız daha sonra grup oradan uzaklaşırken videoda görünmüyor.  Oturmakta olan ikinci bir başörtülü kız daha var ama o tartışmanın dışında ve kimsenin ona baktığı bile yok.

 

Tartışmanın konusu ise alenen yurt kayıt işlemleri için orada bulunan cemaat bağlantılı, (içlerinde sadece başörtülü değil, başörtüsüz kızlar ve erkek de görülüyor) grubun öğrencilerin yurt kayıt çalışmalarını engellemeye yönelik olduğu görülüyor.

 

İçlerinde başı açık kızlarında olduğu bir gruba gösterilen tepkiyi, başörtüsüne yapılan bir saldırı olarak göstermek ile ne kazanılabilir?

 

Böyle gerçek dışı, mübalağa ve nefret söylemleri ile başörtüsü mücadelesine hizmet edildiği mi zannediliyor acaba?

 

Evet olayın kendisi zaten nefret ve özgürlükleri engelleyen çirkin bir eylem. Tasvip edilmesi mümkün değil.

 

Olay, bir grubun, bir alanda herkes gibi özgürce çalışmalarını yapamaması, özgürlüğün kısıtlanması ve engellenmesi olayıdır.

 

Böyle iken, bu mesele nasıl böylesine dönüştürüle biliyor? Halkın birbirine karşı nefret, öfke ve hıncının artması için kullanıla biliyor?

 

Tam da Suriye’ye saldırı için saatler sayılıyorken, böyle bir malzeme ile insanları iç gündeme yoğunlaştırıp, nefret ve kamplaştırmaya sevk etmekten kimler kazançlı çıkıyor?

 

Savaş, kin, nefret ve insanları ayrıştırma ile hiçbir güç asla kazanamayacaktır.

 

Yeter ki insanlarımız biraz daha dikkatli olsunlar…

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.