23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Orjinal Tespitler

Orjinal Tespitler

 

Amerika'da yaşayan, City University of New York’a bağlı John Jay College’da Sosyoloji bölümü öğretim üyesi olan Dr. Mücahit Bilici ile yaptığım röportaj oldukça olumlu karşılandı.Hür bakış internet gazetemiz yayın hayatına yeni başlamasına rağmen röportajın binlerce kişi tarafından okunması memnuniyet verici...
 
Sayın Bilici'nin sorulara verdiği orjinal cevaplar, tespitler uzun süre konuşulacağa benziyor.Röportajdan dikkat çekici, altı çizilmesi gereken birkaç hususu tekrar paylaşmak istiyorum:
 
''Kemalizm bir süredir sivilleşiyor, özel sektörleşiyor. Bu hayırlı bir gelişmedir. Oligarşik iktidar tahtından inip demokratik rekabetin küçük bir oyuncusu mertebesine geçiş yapmak elbette ki kolay olmayacaktır. Onun için Kemalist öfke ya yatışarak sıradanlaşacak ya da (kışkırtılırsa) örgütlü bir hal bile alabilir. Ama tüm bunlar demokratiktir. Cumhuriyet size mi kaldı diye itiraz edenler yanlış yapıyorlar. Herkesin Cumhuriyeti kendine. Önemli olan senin kendi cumhuriyetini benim üstüme kurmaman. Şimdi efendi-köle diyalektiği kırılacağına rollerin değişmesiyle yetinirsek, zulmü sona erdiremeyiz.''
 
''Açlık grevi olabilecek en radikal tepki biçimidir. Aynı zamanda da en ihlaslı olanı. İslami açıdan intihar onay veya teşvik edilemez ancak insanların kendi algılarına göre değerlendirdiğimizde ister PKK istediği için olsun, ister spontane gelişmiş olsun, bir dava için canını feda etmeye hazır olmak saygı duyulacak bir şeydir. Etrafa patlamak değil bir nevi kendi içine çökmek olan bu sarsıcı protesto hamlesi karşısında direnmek çok zor olacaktır. PKK askeri bir savaş ve bazen de masum sivilleri öldürerek zulme gireceğine, açlık grevleri ve sivil protestolara yönelseydi, çok geçmeden Türkiye'de ikinci bir devrim olur, Kürtlerin gasp edilen hakları geri alınırdı. Davası için ölmeyi göze alabilen bir insan, bu hangi dava olursa olsun, insanların saygısını kazanır. Ama zulme girmemek şartıyla. Ölüm orucuna girenler ibadullah'ın hukukuna girmedikleri, sadece Allah'a karşı intihar günahı işledikleri için çok daha etkili olabilirler. Eğer mazlum zalimi taklit edip mukabele-i bilmisil zalimane kaidesiyle hareket etmezse, mazlumun ahi arsa kadar yükselir.''
 
''Hükumet PKK’ya diğer Kürtleri, diğer Kürtlere de PKK’yı bahane ederek ikisinin de temel haklarını iade etmemekte ısrar ederse başına ölüm oruçları gibi daha çok belalar gelebilir. Çünkü hakka, fıtrata, ilahi takdire itiraz eden başını örse vurur, kırar.''
''Hem Mavi Marmara’da hem de Uludere’deki katliamda ciddi benzerlikler vardır. İkisinde de komplo aranabilir, bulunabilir. Bu cinayetleri meşrulaştırmaz. Bunu teslim etmeyen ve zulme rıza gösteren kişi ve kurumlar, başta kaza olan ancak istiğfar edilmediği için bir cinayete dönüşmüş olan bu bombalamadan ahlaken mesuldür. Zulüm zulümdür. Bunu yapan ister yabancı bir düşmanınız ister babanız veya kendini babaniz yerine koyan devletiniz olsun fark etmez.''
 
''Kardeş oldukları ve ülkenin sahipliğinde ortak oldukları iddia edilen Türkler ve Kürtler'in eşit olmadığının bir diğer delili şudur: dindarlıkta belki Bulgaristan'dan kaçan mazlum Türklerden daha dindar olan Saddam'dan kaçan mazlum Kürtler, Türkiye'de "yabancı sığınmacı," mazlum Bulgaristan Türkleri ise "evine dönen mağdur" olarak muamele gördüler.Kürt olmak Türkiye'de hala devlet için bir tehdit olarak görülmektedir. Türkiye'nin kendi dışındaki Kürt'lerin selameti söz konusu olduğunda şefkatli bir kardeş değil de kıskanç bir rakip olarak hareket etmesi bundandır.''
 
''Kürtlerin tabir caiz ise ipleri kendi ellerinde değil, Türk kardeşlerinin elindedir. Kendi ipi kendi elinde olmayan bir insan siyaseten bir hayvandır. Hayvanlar tebaadir, ipleri çobanın - sultanın elindedir. Hayvaniyetten çıkmak demek teba olmaktan çıkıp çobanlığın ortağı olmak demektir. Türkiye'de bu halen temin edilmiş değildir. Kürtler Türk olarak eşit ve reşittirler ama Kürt olarak ne eşit ne de reşit olarak görülüyorlar. Türkiye'de Kürtlük çocukluk, Türklük ise onun velisidir.Dindarlar üzerindeki Kemalist vesayet nasıl bitirilmeli idi ise, Kürtler üzerindeki dindar Türk velayeti de aynı şekilde bitirilmek zorundadır.''
 
Sayın Bilici'nin ''Kürt sorununun çözümünü nasıl görüyorsunuz?'' sorumuza verdiği cevap oldukça net ve cesurca...
 
''Bu sorunun özünde “insan haysiyeti” sorunu var. Onun için ilk iş olarak devlet Kürtlerden açıkça ve resmen özür dileyecek. Kürtçe eğitim, yayın, savunma vs. hepsi serbest olmakla kalmayıp, devletin güvencesi altına alınacak. Kürtçe zaten fiili olarak Türkiye’nin ikinci dilidir. Devlet gözünü kapatmaktan vazgeçecek ve resmi olarak Kürtçe’yi bu ülkenin sahibi bir dil (ikinci dil) olarak tanıyacak. Bir siyasi terör örgütü olan PKK için genel af çıkartılacak. Herkes evine dönecek. Hakikatları açığa çıkartacak zeminler ihdas edilip, iki taraftan şiddete alışmışlar icin rehabilitasyon tesis edilecek. PKK isterse bir siyasi partiye dönüşebilecek. Sosyal ve kamusal hayatta Kürtlerin muhatap kalabilecekleri bölücü ve incitici tepkiler ayrımcılık ve nefret suçu kapsamına alınacak. Kürtlerin Türkiye’den ayrılması gerektiğine inanan küçük bir azınlığın bu yanlış ama meşru fikirlerini ifade etme özgürlükleri garanti altına alınacak. Türkiye'nin ismini değiştirme ihtimali bile tartışılacak ta ki; Türkiye’de yaşayan insanların etnik bir milliyetçiliğin vesayeti altında yaşamaya mahkum olmadıkları duygusunu hissetirmek için. Türkiye eyalet sistemine geçecek ve yerel yönetimler oluşturulacak. Valiler seçimle gelecek ve yerel meclisler kurulacak. Polis yerel olacak. Türkçülük terk edilerek, demokratik eşitlik temelinde yeni bir anayasa ile yeni bir başlangıç yapılacak. Yalan ve yanlış Cumhuriyet bırakılıp hakiki bir meşrutiyet ve hürriyet tesis edilecek.''
 
Sayın Bilici'nin tespitlerinin Kürt meselesinde reçete niteliğinde olduğunu düşünüyorum. Umarım bu reçete muktedirler tarafından da fark edilir.
 
***
 
Öcalan'ın çağrısıyla açlık grevleri nihayet sona eriyor.
 
İnsanın '' madem her şey bir çağrıya bakıyordu neden koster tamir edilmedi(!)'' diyesi geliyor...
 
Neyse ki PKK ve Hükumetin birbirini test ettiği açlık grevlerinde ölüm yaşanmadı.
 
Umarım mahpuslar kalıcı sağlık sorunları yaşamaz.
 
Hükumet, sağlık bakanlığı kanalıyla,  mahpusların kalıcı sağlık sorunları yaşamaması için her  türlü tıbbi desteği vermeli.
 
Zaten çok Yoğun olan gündem maddelerimizden açlık grevinin düşmesi herkesi memnun etti.
 
Darısı diğer maddelere...
 
 
twitter/behmenndogu
 
 
 
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.