23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Ortadoğu Kadınları Ayağa Kalkarsa "Jin, jiyan, azadi" (2)

Ortadoğu Kadınları Ayağa Kalkarsa "Jin, jiyan, azadi" (2)

Diyarbakır’da 30 Mayıs’ta başlayan ‘Ortadoğu’da Kadın Konferansı’ sona erdi.

26 Ülkeden 300 e yakın kadın bir araya geldi. Bölgelerinde yaşanan gelenek, iktidar, din ve erkek egemenliğinden kaynaklanan kadın sorunlarını konuştular.

Bölgemizde bu tür kadın sorunlarının içinde sayısız örnekliğini biliyor ve görüyordum fakat üç gün boyunca, gecelere kadar süren acılara, tanıklıklara şahit olmakla kadın probleminin ne kadar da vahim, can yakıcı bir hal aldığını bir kez daha teyit etmiş olduk.

 

Konferans DÖKH ‘Demokratik Özgür Kadın Hareketi’nin başarılı ev sahipliğinde gerçekleşti.

İtiraf etmeliyim ki kadın hareketleri bağlamında Türk, Batı ve Filistin kadın hareketlerini takip edebildiğim kadar, Kürt kadın hareketinden böylesine haberdar değildim.

 

Kürt kadınları kendilerini, kadim Mezapotomya topraklarında erkek egemen din ve geleneğin hakim olduğu sosyal dokular içinde, kadının adının neredeyse yok sayıldığı tarihsel hikayesinin ardından ‘Kürt kadın baharını’ yaşatmanın mücadelesine adamışlar.    

 

Savaşın, ayrışmanın en büyük acılarının yaşandığı bir bölgede,  kadın olarak kendilerinin müdahil olmadıkları bir cepheleşmenin içinde insanca, onurluca, barış ve emniyet içinde yaşamanın farkındalığında, yeni hikayeler oluşturmak istiyorlar.

 

Kürt kadın siyasetçileri Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez’in Paris’te katledilmesi ile kürt kadın hareketinden haberdar olmuştum.

Sakine Cansız’ın uzun cezaevi yılları, daha sonrasında dağ’a çıkması ve Avrupa’da devam eden sivil ve siyasi mücadelesi Kürt kadın hareketinin oluşmasında, destansı bir öncülük rolüne sahip olmuş.

En katı gelenek ve törelerin arasından, kadın kimlikleri, direnişleri ve dayanışması sonucunda Uluslararası bir Kürt kadın dayanışmasını gerçekleştirmişlerdir.

 

Bölgenin yeniden şekillendiği, sistemlerin değiştiği, halk hareketlerinin ivme kazandığı son yıllarda, kadınsız mücadele istemiyorlar.

 

‘Önce devletimizi kuralım, sonra sizin, kadın haklarınızı konuşuruz’ dayatmaları nı kabul etmemekte kararlılar.

 

Serzenişlerinde vurguladıkları noktada da aynı şekilde hassaslar.

 

 

‘Devrimler oluyor, yönetimler değişiyor ama kadınların hakları noktasında hiçbir şey değişmiyor’

 

‘Tek adam, dikta idarelerinde de, siyasal İslam yönetimlerinde de kadınlar eşit insan muamelesi göremedi. Zihniyet aynı zihniyet. Erkek egemen sistemler kadının şartlarını değiştirmek istemiyorlar’ diyorlar.

 

Bu sebeple kadınların;

her alanda örgütlenmesi

network oluşturulması

kadın dayanışmasının artırılması

her türlü karar alma mekanizmalarında kadınların eşitliğinin sağlanması

başta merkezi siyaset olmak üzere her kademede kadının nitelikli temsiliyetinin gerçekleşmesi için adımların atılması

en önemli kararlardan bazıları idi.

 

Filistin, Mısır, Yemen, Afganistan, İran, Tunus, Türkiye, Irak, Suriye, Libya, Ürdün, Hindistan gibi toplumlarda, kadınların din ve gelenekler üzerinden yaşadıkları baskı, en doğal özgürlük ve haklarından mahrum edilmelerinin üzerinden, yaşanan dramların paylaşımları oldu.

 

Kürt kadın sorunları ve mücadele örneklikleri ana gündem olması ile beraber Filistin konusu da en hakim gündemlerdendi.

Sonuç bildirgesinde de bu mevzu önemle vurgulandı.

 

Konferans’ta Fatma Bostan Ünsal ve Hidayet Şefkatli Tuksal dahil, dindar çevreden katılan birkaç türk kadını idik.  

 

Ortadoğulu kadınların içinde bulundukları sosyal, siyasal, dini ve geleneksel egemenliklerin sonucunda, katılımcı kadınların pek çoğu, İslamifobik bir dil kullanmaları dikkatimi çeken noktalardandı.

Konuşmamı önemli bir eksiklik olarak gördüğüm ‘Mezopotamya’da Kadın ve İnanç  Sorunları’ çerçevesinde yaptım.

 

Kendi bölgesel ve tarihsel referanslarımızdan yola çıkarak örneklendirdiğim konuşmamdan bazı bölümler şöyle idi;

 

‘Mezopotamya insanlık tarihinin inanç merkezidir. Dinlerin atası Hz. İbrahim Mezapotamya’lıdır. Tarihte şehir kuran tek kadın Hz. Hacer’dir.

 

Vahiy getiren elçilerden sonra insanlığın tekrar bir tahrifat dönemine girdiğini, tüm insanların, erkek ve kadınların ilahi hitap ve muhataplıklarda eşit bir statüye sahip olduğunu

 

İlahi kitabımıza göre ‘Mü’min erkekler ve kadınlar, yani güvenilir, emin olunan erkekler ve kadınlar birbirlerinin yardımcısı dostu ve yoldaşıdırlar’ ifadesi ile Yaradan kadın ve erkeği ayrı statüye tabi tutmamış ve eşitlemiştir

 

‘Tarihsel ve bölgesel referanslarımız içinde olan Hz. Hacer, Asiye, Meryem ve Hatice gibi rol modellerin, kadınlarımız tarafından tanınmaması sonucunda kendi değerlerimize yabancılaşma, hatta muhalif bir noktaya gelme durumları ortadadır’

 

‘Bu bölgede sadece din adına zulümlerin olmadığını, bizlerinde Türkiyeli başörtülü kadınlar olarak Laik Kemalist sistemler tarafından zulümlere maruz kaldığımızı’

 

‘Yakın geçmişte birbirimizin acılarına yeterince sahip çıkamadığımızı ve zulmün bundan güç aldığını fakat bu empati eksikliğimizin sonucunda zulümlerin hepimizi kuşattığını’

 

‘Bir zamanlar Leyla Zana Meclis’te yemin ederken Kürtçe bir cümle ile ‘Türk ve Kürt halkların kardeşliğine’ vurgu yapmasının ardından doğruca hapislere götürülürken, bizler seyredenlerden olmuştuk. Ne zaman ki kendi başımıza da geldi, coplandık, Meclisten atıldık sizleri anlamaya başladık. Bu acılar bizleri birbirimize yakınlaştırdı, acılarımızla tanıştık’

 

‘Bir gün Leyla Zana ve Merve Kavakçıya birlikte ellerimizle barış ödülü vereceğiz inşallah’ sözlerim alkışlar ile karşılandı.

 

 

 

Sonuç bildirgesi hazırlanma aşamasında, şimdiye kadar gördüğüm en özgürlükçü bir çalışma oldu diyebilirim.

 

Başörtülü kadınlarında maruz kaldıkları baskılar, yasaklar, eşitsizlikler ve bunlara karşı mücadelemizi anlattım.

‘Kadının tercih ettiği hayat tarzı ve kıyafeti sebebi ile ayırımcılığa tabi tutulması, siyasi, eğitim ve çalışma gibi hayatın her alanında eşit ve özgür kabul edilmesi’ taleplerim saygı ile kabul edildi.

 

Sabahtan gece yarılarına kadar süren tartışmalar ile bütün tarafların istekleri ve doğrularına ortak bir dil ile yer verilmeye çalışıldı. Hemen hemen gün boyu özgürce süren tartışmalar sonucunda gece saatlerinde İngilizce, Kürtçe, Türkçe, Arapça dillerinde konferansın sonuç bildirgesi açıklandı.

 

Her birimiz, tüm ifadelere tam olarak katılmasak da, kendimize ait taleplerimiz bildirgede yer aldı.

 

‘Her hangi bir ideoloji din ve inanç kadına yönelik baskı aracı olarak kullanılamaz.

 

Kadınlar tercih ettikleri yaşam tarzı ve kıyafetleri sebebi ile herhangi bir ayırıma tabi tutulamaz ve bu sebeple sosyal, siyasi, eğitim ve çalışma haklarından mahrum edilemezler’

 

 

Filistinli kadınlar en etkin gruplarındandı. Genç kızlığımın efsanevi kahramanlarından gerilla Leyla Halid ve arkadaşları son derece güçlü hitabet ve savunular ile oturumlarda ve sonuç bildirgesinde, başarıyla mesajlarını verdiler.

 

Hapislerde bulunan Filistinli önder şahsiyetlerin özgürlüğü ve Filistinlilerin işgal edilen topraklarına geri dönüş taleplerine yer verildi.

 

 

Ortadoğu”nun,  hatta dünya halklarının barışa kavuşması için Kürt ve Filistin hareketinin dinamik bir role sahip olduğu önemle vurgulandı.

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.