21 Kasım 2017, Salı

Üst Menu

Ortadoğu'da devlet sistemleri çökerken

Ortadoğu'da devlet sistemleri çökerken

Sovyetler Birliğinin dağılması, doğu blokunun çökmesi dünyanın siyaseten tek kutuplu bir dünya haline gelmesini sağlamıştır, kısa dönemde. Kısa dönem diyorum çünkü özellikle Rusya’nın Yeltsin’den sonra devlet başkanı olan Putin, Sovyetin o şatafatlı günlerine dönmese bile ABD’yi, Nato’yu zorlayacak bir şekilde güçlenmesi kısmide olsa Dünya’nın çok kutuplu bir dünya haline tekrardan gelmesine sebebiyet vermiştir. Biz burada Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra kurgulanan 15 - 20 yıl gibi bir zaman zarfında ABD’nin tek başına hareket ettiği dönemden doğru hareket edersek, dünyanın ve özellikle bölgenin günümüzde ne şekilde şekillendiğini anlayabiliriz. Çünkü ABD; Sovyetlerin dağılmasından sonra Ortadoğu ve Asya’nın bir bölümüne hızlı bir giriş yaparak askeri müdahalelerde bulunmaya başlamıştır. Bu askeri müdahaleler ortaya muazzam siyasal boşluklar çıkararak, ABD müdahalesinden önce varolan devlet sistemlerinin, bürokrasilerinin çökmesine neden olmuştur.

 

Özellikle Afganistan ve Irak devlet sistemlerinin çökmesi, bürokrasilerinin dağılması günümüzde dahi bölgeyi etkileyecek siyasi ve politik sonuçların ortaya çıkmasını beraberinde getirmiş,  Ortadoğu’nun, bölgenin etkilerini daha uzun yıllar hissedeceği bir kriz ortamının yaşanmasını sağlamıştır. Sovyetlerin Afganistan işgali ile başlayan süreç, ABD’nin başını çektiği Pakistan merkezli cihatçı akımların desteklenmesi, Pakistan’ın Sovyet işgali karşısında karargah olarak kullanılması, Pakistan’da medreselerde yetişen cihatçı gençlerin Afganistan’a geçerek Taliban’ı kurması, ileriki dönemlerde Ortadoğuyu’ da içine alacak İslami, selefi radikal hareketlerin büyüyüp, genişlemesinin de önünü açacaktır.

 

İşin tarihçesini başka bir yazıya bırakmak şartıyla, ABD’nin daha sonra Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bu sefer Sovyet’e karşı Pakistan merkezli desteklediği bu selefi, cihatçı radikal hareketlere karşı cephe aldığını, özellikle 11 Eylül saldırısından sonra, bu yapıları terör örgütü ilan edip Ortadoğu’ya ve Afganistan’a müdahalesini bunlar üzerinden meşrulaştırdığı yeni bir döneminde içine giriyoruz. Bu yeni dönem Ortadoğu ve Afganistan’a fiziksel işgalin başladığı bir dönem aynı zamanda. 2. Dünya Savaşı ile bölgeyi fiziksel olarak terk eden, askerilerini çeken Batılı güçler, 1. Körfez Müdahalesi 1990’ların başı ve bu tarihten 10 yıl sonra gerçekleşen 11 Eylül saldırılarından sonra tekrardan bölgeye girmeye başlamıştır askeri ve fiziksel olarak.

 

Ortadoğu’ya, Afganistan’a bu şekilde bir giriş, yerleşik devlet kurumlarının çökmesini beraberinde getirerek, devlet kurumlarının ve bürokrasilerinin de çökmesine neden olmuştur. Özellikle Irak’ta ABD’nin müdahalesi ile birlikte bir gecede Baas Partisine bağlı devlet yöneticileri, polisleri, askerleri işsiz kalmış kendilerini sokakta bulmuşlardır. Bu durum Irak’ta mevcut krizin daha bir büyümesine neden olmuştur. El Kaide ortaya çıkan bu siyasal boşluk ve kriz ortamından kendi çıkarı doğrultusunda yararlanarak Ürdünlü Zerkavi ’nin öncülüğünde Irak El Kaidesini oluşturmuştur. Irak El Kaidesi daha sonra eski Baas Partisi üyeleri ile ittifak yaparak IŞİD’e dönüşmüş, evrilmiştir. Dolayısıyla Irak’ın dağılan bürokrasisi, Afganistan’ın dağılan bürokrasisi ve devlet sistemi ortaya muazzam bir otorite boşluğu çıkararak sürecin IŞİD’e evrilmesinin zeminini döşemiştir.

 

Ortadoğu’da kısacası devlet sistemleri tek, tek çözülüp, çökerken yerine istenilen düzeyde bir siyasal sistem konulamamıştır. IŞİD ve diğer radikal örgütler bu çöküşü kendi lehlerine çevirmeyi bilerek kendileri ile birlikte bölgede yeni bir dönemin başlamasının da startını vermişlerdir. Bu yeni durum Kaos, terör, vahşet ve daha fazla kanın aktığı yeni bir dönemdir. Dolayısıyla iç dinamiklerden, bölgenin yerel halklarından gelen bir iktidar değişimi, gerçek bir değişimin önünü açacaktır ancak. Bunun dışında dışarıdan, dış dinamiklerin müdahalesi ile gelen değişim, ancak işgal ve talan olur. Günümüzde bir kez daha görülmüştür ki bölgede dış müdahaleler ile gerçekleşmiş olan sözde değişimler, eski diktatörlerin yerine, yenilerini getirmiş, bölgedeki krizin daha bir derinleşmesini sağlamıştır. Bitirirken…Ortadoğu’da devlet sistemleri çöktü; fakat yerine henüz halkları kucaklayan, kapsayıcı olan, hiçbir inancı, ideolojiyi, ırkı, milleti, mezhebi dışarıda bırakmayan yeni bir siyasal sistem kurulamadı. Yaşam yeniyi var etmek üzerine inşa edilecekse, işe eskiyi ret etmek ile başlayabiliriz.

 

 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.