25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Özgürleşen Kürdistan ve Kürtler Arası Kara Propaganda

Özgürleşen Kürdistan ve Kürtler Arası Kara Propaganda

Siyaset menfaat merkezlidir.

 

Ya ideolojik, ya partizan ya da maddi menfaatlerin çoğu zaman hakikatin önüne geçtiği bataklık bir zemindir siyaset.

 

Siyaseti de asaleti ile yapanlar olabilir ancak takım tutar gibi parti tutan takipçilerin, kendi liderlerinin veya ideolojistlerinin dediklerini sorgusuz sualsiz gerçek olarak kabul edip saldırıya geçmesi ve liderlerin de bu saldırılardan nemalanması siyaset kurumunun en büyük zaaflarındandır.

 

Şimdi Kürt partileri arasında bölgesel Kürdistan düşmanlarının fitnelerinden ve Kürt partilerini küçük iktidar hesaplarından dolayı bir kara propaganda dönemi yaşanıyor.

 

Mesela Rojava Kürdistanında tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz ama her taraftan fanatikler birbirine saldırıp duruyor. Gerçek nedir? Antlaşmanın detayları nelerdir?

 

PKK/PYD ve PDK arasında bir hakimiyet savaşı yaşandığı kesin. Bu bütün Kürtlerin geleceğini etkileyen bir mesele olmakla birlikte iki parti arasındaki bir çekişme.

 

Peki bu partiler arası hakimiyet savaşını Özgür Kürdistan’ı veya yeni filizlenen Rojava Kürdistan’ını vurmak için kullanmak ne kadar doğru?

 

Mesela Özgür Kürdistan’ın dünyada artan itibarını, halkının refah seviyesini, Kürtler adına kurumsallaşan kazanımlarını, dara giren her Kürde bir sığınak haline gelmesini, Rojava Kürdistanı için başından beri sergilediği desteği, Erbil anlaşmasını, PKK ile Türkiye arasında PKKnin arzuladığı arabulucu rolünü başarı ile oynamış olması, bölgesel dengelerden dolayı hem Türkiye hem İran ve diğer Kürdistan davasının düşmanı devletlerle bütün olumsuzluklara rağmen kurduğu seviyeli ve başarılı ekonomik, siyasi ilişkileri görmezden gelerek 90’lı yılların dili ile Kürdistan’ı bir parti malı gibi göstermeye çalışıp, başkanını ve kurumsal yapısını, basite almanın izah edilebilecek hiçbir yönü yoktur.

 

Aynı şey Rojava için de geçerlidir. Bu kadar kısa bir süre de, bir bataklığın içinden, dünyanın konuştuğu bir başarı hikayesinin ortaya çıkmış olmasını görmezden gelmek, Kürdistani değerleri basitleştirmek, Kürdistan davasına hizmet etmez.

 

Özgür Kürdistan, eksik ve gedikeleri ile şuana kadar Kürt ve Kürdistan davasının en büyük ve en somut kazancıdır.

 

Kara Propaganda ve delile dayanmayan ithamlar, Kürdistan’ı bir yüzyıl daha sömürge olarak idare etmenin yollarını arayan sömürgeci devletlerin en büyük silahı ve bizim en büyük zaafımız.

 

Özgür Kürdistan’ı sadece PKK ile PDK’nin hakimiyet mücadelesinin gözlüğü ile değerlendirmek yerine, çıkan petrolün nasıl harcandığını takip etmek istiyorsanız, Kürdistan’ın Saddam öncesi ve sonrası halini, okulların, yolların, havaalanlarının, sosyal hizmetlerin, şehit ve enfal mağdurlarının durumunu, Kürdistan hükümetinin dünyada yükselen imajını, demokratik seçimlerini, dalgalanan Kürt bayrağını, dışardan gelen milyar dolarlık dev yatırımları, yeni inşa edilecek olan milyar dolarlık sağlık kentlerini ve daha nicelerini birlikte ele alarak değerlendirmen gerekir.

 

Her iktidarın etrafında her zaman menfaat grupları olur. Bu Özgür Kürdistanda olduğu gibi bir BDP belediyesinde de aynıdır.

 

“Kürdistan birkaç yıl içinde dünyanın en alt seviyesinde olan kişibaşına düşen yıllık gelirini Avrupa Birliği devletlerinin seviyesine çıkaracak” diye dünya basınında yorumlar yapılıyor.

 

Şimdiden eski rejim döneminde 200-300 dolar olan yıllık kişibaşına düşen gelir 5000 dolar sınırını aştı.

 

Dünya Özgür Kürdistan’ın başarısını görüyor. Sizinle uluslararası ajansların geçtiği Kürdistan haberlerini, onlarca başarı hikayesini ve milyar dolarlık projeleri paylaşabilirim.

 

Bir de şunu söyleyeyim:

Kürdistan hükümeti yolsuzluk noktasında bölgesel devletlerden çok daha iyi bir durumda ve uluslararası en prestijli bir kuruluş ile yolsuzlukla mücadele etmek için anlaşma yaptı.

 

Bence Allah’ın Kürtlere bahşettiği Özgür Kürdistan nimeti birbirimizi karalayarak hiçe indirmek yerine, varsa kusurlarını düzeltmek için uğraşmamız gerekir.

 

Kürdistan Hükümetinin kontrolündeki Özgür Kürdistan’da ve PYD’nin kontrolündeki Rojava Kürdistan’ında Kürt ve Kürdistan davası adına güzel şeyler oluyor.

 

Elbette sorunlarımız var, ancak bize kendi dilini dayatan bir güç yok orda. Kimseden kendi dilimizle eğitim için dilenmiyoruz. İlkokuldan (hem Rojava hem Başur) üniversiteye (Özgür Kürdistan’da) kadar Kürtçe eğitim var. Çocuklarımız Kürt tarihi öğreniyor. Annelerimiz doktorla, resmi kuruluşlarla kendi dili ile konuşuyor. Babalarımız korkmadan, utanmadan, kiyafeti ve dili ile alay edilecek endişesi taşımadan resmi bir kurumun kapısından içeri girebiliyor. Asker, polis, hakim, vali, doktor, profesör, milletvekili, başkan, başbakan, muhalefet Kürtçe konuşup Kürdistan için çalışıyor. Kürt petrolü Kürde bomba yerine hizmet olarak dönüyor.

 

Anlatacak çok şey var.

 

Bu bir başarı hikayesi.

 

Mutlu olmamız lazım.

 

Problemimiz partiler ve ideolojiler arası mücadele. Onun da üstesinden geleceğiz inşaallah.

 

İnşaallah bütün bölgesel devletlerin fitnelerine, ideolojik ve partisel ayrılıklara rağmen Kürdistan Ulusal Konferansı toplanacak ve bu mazlum halkın tarihi talihsizliğini yenmeye hizmet edecek.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.