23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Paralel devlet, yolsuzluk, jöleli islamcılık…

Paralel devlet, yolsuzluk, jöleli islamcılık…

türkiye gündemini birkaç gündür sarsan “yolsuzluk” operasyonu çeşitli zaviyelerden bakılmaya değer bir “büyük resim” olarak önümüzde duruyor, bakalım…

evvelen; operasyonun, devletin “bağırsaklarını temizlediği” ve “yeni türkiye” olduğu algısının oturmaya başladığı bir sürecin sonunda gelmiş olması, aslında bu algının bir “algı mühendisliği” neticesinde toplumsal hafızanın nasıl manipüle edildiğini göstermesi bakımından manidar. çünkü görüldü ki sistem değil, sisteme idare edenler değişmiş ve sistem içi güç mücadelesinin yeni dönem yansımaları da eski dönemin form değiştirmiş halinden başka bir şey değilmiş aslında…

saniyen; operasyonun zamanlaması, kurgusu, odak noktası ve yürütülüş biçimi, ordu merkezli bir “derin devlet” tasfiye edilmiş gözükse de yerini polis merkezli bir “paralel devlet” yapılanmasının aldığını gösteriyor. türkiye’de manidar zamanlama bitmez. ama operasyonun akp-cemaat arasındaki dershane görünümlü sistem içi iktidar çekişmesine, gözlerin cemaate çevrilmiş ve cemaatin dikkatleri kendi üzerine çekmiş olduğu bir zamana denk gelmesi herkesin aklın ilk olağan şüpheliyi getiriyor. üç farklı operasyon için bir sabah düğmeye basılması da meselenin bir psikoljik harp olduğu izlenimi veriyor. bu operasyonların odak noktasının ses kaydı, görüntü kaydı değil de “yolsuzluk” olması, operasyonlara meşruiyet kazandıracak önemli bir nokta olarak görülüyor. dolayısıyla operasyonu yürütenler her kimse iyi hazırlandıkları söylenebilir. yine bu operasyonun ondört aydır gizli yürütülüyor olması ve hükümetin biri emniyet müdürlüğünden sorumlu üç bakanının, çocuklarının gözaltına alındığını medyadan öğrenmiş olmaları operasyonu yürüten merkezin ne denli gizli ve örgütlü olduğunu gösteriyor. emniyet içinde böylesine örgütlü ve bu kadar gizli çalışabilen bir grubun varlığı “derin devlet”in form değiştirerek “paralel devlet”e dönüştüğünü resmediyor. hükümetin bilirse muhtemelen engel olacağı, hükümete yakın kişilerin karıştığı bir yolsuzluk operasyonu için bu durum iyi gibi görünse de, kck operasyonları ve davaları göz önüne alındığında bu yapılanmanın emir-komuta zincirinin bilinmezliği (ve gayrımeşruluğu) bize “iki kötüden biri iyi değildir” demek için yeterli sebep sunuyor. zira devlet içi yapılanmalara karşı tutum zamansal ve işlevsel olmalarına göre değil ilkesel olmalıdır. örneğin aynı yapı bu soruşturmayı hükümete karşı bir operasyon olarak yürütüyorsa -ki aynı zamanda öyledir- memleketin en mühim meselesi olan pkk-hükümet arasındaki süreci de sabote edecek operasyonlara pekala girişebilir, zaman zaman girişmiştir de…

salisen; içişleri bakanı başta olmak üzere hükümetten iki bakanın oğlu ve farklı kademelerdeki bürokratların “yolsuzluk” operasyonu kapsamında gözaltına alınmalarının ardından, istanbul ve başka şehirlerde otuza yakın polis müdürü görevden alınarak, soruşturmayı yürüten savcının yanına iki savcı daha atandı ve soruşturma yetkisi özel yetkili savcıdan alınarak cumhuriyet başsavcısına verildi. bilhassa emniyetteki bu görevden almalar, görevden alanın kimliği ve zanlılardan birinin de onun oğlu olması hasebiyle soruşturmaya etki edecek niteliktedir. bu da soruşturmanın ilerleyişine zarar verici bir durumdur. muhataplar “yolsuzluk” merkezli bir operasyona kalkışıyorsa buradan kazançlı çıkmanın yolu “yedirmeyiz” “boyun eğmeyiz” gibi hamasi söylemler de değil operasyonu yürütenleri operasyon başında tasfiye etmek de…

“psikolojik harp” söylentileri “yolsuzluk” iddialarının üzerini örtmemelidir. bu operasyonun bir psikolojik harp operasyonu olduğu açıktır. lakin burada asıl mühim olan iddiaların doğru olup olmadığıdır. iddialar doğru ise sırf hükümete operasyon çekiliyor diye bunca akçeli işe destek mi verilecek? erdoğan’ın 94 yılında hürriyet’e söylediği gibi “yolsuzluğu yapan babam ve hatta oğlum bile olsa cezasını veririz”(bkz. bit.ly/1dnttc0) şeklinde bir yaklaşım operasyon gerçek bilgilere dayanıyorsa da kurmaca ise de hükümeti buradan “kazançlı” çıkaracak yaklaşımdır. operasyon gerçek ise hükümet bunda dahli olanları içinden temizleyerek kazançlı çıkabilir. operasyon kurmaca argümanlarla yürütülüyorsa da zaten açığa çıkacaktır.

ifk hadisesinde hz. peygamber iftiraya uğrayah aişe validemize hitaben “ey âişe! eğer sen bu isnadlardan uzak isen, yakında allah, seni onlardan beri ve uzak tuttuğunu açıklar. yok eğer böyle bir günaha yaklaştınsa, allah`tan af dile ve ona tevbe et! çünkü kul, günahını itiraf ve sonra da tevbe edince, allah da ona afv ile muamele buyurur." demiştir. operasyona engelleyici değil kolaylaştırıcı yaklaşmak ya iftirayı açığa çıkaracak yahut iddialar doğru ise kirlilerin ayıklanmasına vesile olacaktır. hükümet de bunca zaman kendi içinde oldukları için millete özür borcunu ifa ile allah’tan af dileyecektir.

lakin “islamcı ağabeyler” alelacele “hükümete yakın bazı bürokratlar ve üç bakanın oğlu yolsuzluk iddiasıyla gözaltına alınmış. cemaatin intikam operasyonuna benziyor. hükümetin arkasında her zamankinden daha sıkı bir şekilde durmazsak yuh bize!" yazıları döşeyip en yakın akp başkanlığına üye dilekçesi vereceklerini söylüyorlar. “velev ki yolsuzluk olsun, yedirmeyiz” yaklaşımı bu “ağabeyler” ile ortak referanslarımızla çelişir görünmekte iken onlardaki bu aceleci genişliği anlamak kolay olmuyor.

iddialara göre bir kamu bankası müdürünün evinden ayakkabı kutuları içinde milyon dolarlar, bir bakanın oğlunun evinden kasalar ile para sayma makinesi çıkıyor. bu yolsuzluk iddialarına karşı “hükümetin arkasında her zamankinden daha sıkı durmak” ortak referanslarla, islamcılıkla falan izah edilemez.  sistem içi güç mücadelesinin ortaya çıkardığı bu kirliliğe kör olma iştiyakına, bu peşin ve geniş krediye, bu "jöleli islamcılığa" karşı ne denilebilir ki: evet, yuh size!

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.