25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Paris-Viyana arasında mektuplar

Paris-Viyana arasında mektuplar
Paris ve Viyana, savaş yorgunu ve tarihin talihini ölüm kamplarında sınadığı, hüzünlü iki durak. Akıbeti ölüm kalım savaşıyla sınanmış bu şehirlerin hiç istifini bozmayan gizemleri ve o akıbeti kendine ömür yapan insanın, mirasıyla yükselen simge anılar. Zira Paris ve Viyana bu asrın pek çok kavgasında yıkıntıya dönmüş sokaklarından anıları tecrübe ederek ayağa kalkmış kentlerden bir kaçıdır.
 
Şiddetin insan bünyesini sardığı, savaşın dünyayı felaketlere boğduğu her dönemde yazılanın, yazanın hassasiyeti önemlidir. Çünkü yıkanla-yapan, yakanla-yazan, öldürenle-kurtaran şeyin safı bu boğucu durumda belli olur.
 
Geriye doğru baktığımızda bu saflaşmanın ahlaki disiplini, insaniyeti ve duygu duruşu pek değişmemiştir. Yıkıcılar mezar çoğaltırken, yapıcılar  farklı dil, ırk, kültür, düşünce ve duygunun saygın katkılarıyla anılmıştır. 
 
Auschwitz’in gölgesindeki Viyana, faşizmin tehdidi altındaki Paris, 1940’ların soğuk ve karanlık yılları. İnsanlığın hepten dönüşüm geçirdiği, insan değerinin en ucuza alıştırıldığı bir başlangıcın da yılları. Elbette benzer bir yazgı taşıyan İngeborg Bachman ve Paul Celan’ın karşılaşmaları da kentlerindeki yaşamdan farklı olmayacaktı. 
 
 
Türkçe ’ye, Kalp Zamanı (Le temps du coeur) olarak İlknur Özdemir tarafından çevrilen kitap, bu saygı kategorisine yazımı ve yaşamlarıyla üye olan İngeborg Bachman ve Paul Celan’ın mektuplarından oluşmaktadır. İki sanatçının tanışıklığı, birbirilerine olan aşkı ve düşüncelerinden derlenen kitap, Bachman-Celan ilişkisine dair de ilk derli toplu kaynak sayılır. Zira bu ikili modern Avrupa edebiyatı için hala önemini korumaya devam ediyor. “Kalp Zamanı” olgusunun can damarı da; İngeborg Bahcman- Paul Celan özelinde başlayıp, her iki yazarın eşlerinin de bu aşkı kabullenmeye götüren ısrarlarıdır. Üstelik her iki yazarın da benzer siyasal ve toplumsal kazalarda yaralanışını düşündüğümüzde Bachman-Celan mektuplaşmasının edebi değeri de artıyor.
 
İngeborg Bachman, şairliği, yazarlığı ve felsefi ilgisiyle yazarlığa adımat arken, mayıs 1948’de Paul Celan’la tanışır. Bu tanışma yaklaşık 23 yılda ayrılık, tartışma, farklı kişilerle evlenme, ve edebi seçimlerinin sıkıntılarıyla dolu fanusu gibidir. Ancak bu aşkın İngeborg tarafı, biraz daha rasyonel ve uzun vadeli bir bakışa sahipken, Paul Celan, belki de bu rasyonel vadeyi taşıyamamanın verdiği kararsızlıkla sorunlu tarafı oluşturur. 
 
Zira Bachman’ın “zor günler geçirdim, bir sürü kuşkuyla, tereddütle; ama insan korkularını sadece gerçeğin içinde taşıyabilir ve orda çözüp dağıtabilir, düşüncelerde değil.” seslenişi bu yılların ruhu gibi dururken, Celan’ın “Huzursuz zamanlar, ingeborg. Huzursuz tekinsiz zamanlar." cevabı onca yılın bulunmayan mutluluğu gibidir.
 
Nihayetinde Bachman, bir yangında, Celan, ise “Seine” nehrine atlayarak yaşama veda ettiğinde ardlarında en çok “yanlız ölümleri” kalmıştır.
 
 
Kalpten yoksun bu zamanlarda, Bachman-Celan mektuplaşmasının vereceği çok şey var.
 
 
 
 
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

27.Kasım.2015 Cuma
16.Ekim.2015 Cuma
16.Eylül.2015 Çarşamba
13.Temmuz.2015 Pazartesi
07.Temmuz.2015 Salı
01.Temmuz.2015 Çarşamba
18.Haziran.2015 Perşembe
13.Nisan.2015 Pazartesi