25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Paulo Freire ile Kürdistan Okumaları

Paulo Freire ile Kürdistan Okumaları

Paulo Freire (1921–1997) yılları arasında yaşamış, hayatının büyük bir kısmını ezilmiş insanların psikolojilerinin analizini yaparak geçirmiş, bizzat ezilmişlerin içinde bulunmuş, onları güçlendirecek yollar üzerine kafa yormuş ve ezilmişlerin eğitimini konu alan çok güçlü eserler ortaya koymuş Brezilya’lı bir eğitimci, filozof ve aktivisttir.

 

Bu zatın tespitlerini okurken sürekli olarak yaptıkları tespitleri islami kaynaklarla birlikte düşünmekten kendimi alamadım. Bir insanın hayatını adayıp, belli bir ilim mantığı ile sistemli bir şekilde anlatığı bu hakikatlerin çoğu, gerçek imanın ayrılmaz parçaları olarak zikredilen kutsal metinlerimizle ne kadar da paralel. 

 

İnsanın özgür olması, hayvandan farklılığımız, hakkı üstün tutmamız, kendimiz aleyhinde olsa bile hakkın şahitliğiniz yapmamız, karıncanın hukukunu ihlal etmeyen bir anlayışın insanın hukukunu ihmal etmemesi, kendimiz için istediğimizi başkaları için de istememiz, iyilik, ilahi huzur ve takva dışında kimseyi kimseden üstün görmeyen anlayış gibi uzatılabilecek olan liste, Freire felsefesinde başka kelime ve cümlelerle ifade ediliyor.

 

Freire’nin temel kaygılarından biri, insanoğlunun insan gibi yaşaması, yani özgür olması ve bu insaniyetinin veya özgürlüğünün elinden alınarak bir nevi hayvanlaştırılmasıdır. Yani, Freire, insanın hür olmamasını, iradesinin başka iradelere tabi olmasını, kendisi için iyi veya kötü olana başkalarının karar vermesini insaniyetin kaybedilmesi olarak değerlendirmektedir.

 

O, insan olmayı özgür olmakla, özgür olmamayı da insanlıktan çıkmakla eşdeğer görmektedir.

 

İlginçtir ki Freire sadece ezilen ve özgürlüğü çalınanları insanlıktan çıkmış olarak görmez. Ona göre ezilmişlerin yani özgür olmayanların insaniyetini haksızlık, sömürü, baskı ve zorbalıkla çalanlar da başka bir şekilde insaniyetten çıkmışlardır.

 

Freire, ezilen kesimler, tam olarak insaniyetten nasiplenmediklerini anladıklarında ergeç insanlıklarını geri kazanmak veya tam bir insan olmak için zorbalıkla kendine ait olana el koyanlara başkaldıracaklarına inanır.

 

Ancak Freire, özgürlüğü için başkaldıranlara bir uyarıda bulunur. Ona göre ezilen, ezenin yerine geçmeye çalışmamalıdır. Ezilenin yerine geçmek, yani onun sahip olduğu güce erişerek, zorbanın yerine geçme isteği, ezilme psikolojisinin tehlikeli sonuçlarından biridir.

 

Ezilen, zorbanın gücünü eline geçirerek zorbalaşmaması için, başkaldıranların özgürlüğü herkes için savunması gerekir.

 

Herkes için özgürlüğü ileri bir noktaya taşıyan Freire’ye göre, ezilenin, kendini ezenin insaniyetini de onaracak, onun da gerçek bir insan olmasına vesile olacak şekilde özgürleşmesi en ideal olan özgürleşme metodudur. 

 

Yine Freire göre, bütün tarafları gerçek insaniyete teşvik edecek ve özgürleştirecek güç, ezilmişlerin uğradıkları haksızlık karşısında elde ettikleri direnme gücüdür.

 

Freire zorbalıkla bir kesimi ezenlerin ve sömürenlerin ne kendilerinin ne de ezilenlerin insaniyetini onaracak güçleri olmadığına inanır. 

 

Bu noktadaki en temel tespitlerinden biri ezenlerin safından gelip ezilenle birlikte mücadele etmek isteyenlerin içinde bulunduğu çelişkili durumdur. Çünkü, ezilenin tarafına geçen ezen gruptan kişiler, çoğunlukla geldikleri ezen sınıfın psikolojisinden bütünüyle kopamadıkları için, kenidlerini ezilenin rehberi gibi görmek isterler. Onlara özgürleşme yolunda kayıtsız şartsız yardım etmek yerine, ezilenlerin kendi olgun aklına ihtiyaç duyduklarına inanır ve adeta farklı bir şekilde kendisi için bir ayrıcalıklı üstün bir konum arar.

 

Bu tespitlerin Kürdistan mücadelesine uygulanabilir bazı yönleri kısaca şöyle sıralanabilir.

 

Öncelikle, Kürdistan coğrafyasının dört parçasında ezilenin zorbaya direnmesi, insaniyetine vurulan zincirleri kırması, bazı kayıp ve hasarlara rağmen, Kürtler açısından büyük bir oranda gerçekleşmiştir ve bu süreç aktif bir şekilde devam etmektedir.

 

Kürdistan’da halkın her kesiminin insaniyetini tam olarak yaşayabilmesi için özgürlüğün herkes için savunulması şarttır.

 

Halkın nasıl yaşayacağına karar verenin değişmesi değil, halkın tercihlerini koruma altına alan bir anlayışın gelişmesi özgürleştirecektir.

 

Kürdistan mücadelsine destek veren Türk, Arap veya Fars aydınlarının Kürt mücadelsini kendi ideolojilerine hizmet için kullanmaları engellenmeli, tepeden bakmacı, yol gösterici ve belirsiz maceralara teşvik edici tavırlarına karşı uyanık olunmalıdır. Bunların samim dostluğu, Kürtlerin taleplerinin ve kayıtsız şartsız özgüresmesinin yanında olup olmaması ile ölçülmelidir.

 

Çeşitli eleştiriler almasına rağmen, Freire’nin tespitleri farklı şekilde Kürdistan ve başka ezilmişlere yol gösterecek kadar güçlüdür.

 

Yüzlerce yıldır ezilen Kürdistan ve Kürtlerin, ezilmişlik psikolojisinin tehlike ve tuzaklarına karşı dikkatli olması için, ezilmişlerin psikolojilerini tahlil eden ve çözüm önerileri sunan bu tarz isimlerden istifade etmesi sağlıklı bir özgürleşme için şart. 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.