19 Nisan 2014, Cumartesi

Üst Menu

PKK’nin Barışı ve Kürdistan Meselesi

PKK’nin Barışı ve Kürdistan Meselesi

Şimdiye kadar sızan bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla Öcalan, Kürdistan kavramı üzerinden bir çözümden ziyade Türkiye'nin demokratikleşmesi üzerinden olaya yaklaşıyor. 

 
Yani, mesele Kürdistan meselesi değil, temel haklar meselesi olarak ele alınmış. 
 
Bu sürecin, taraflarca nihai statüyü belirleyen bir barış antlaşması mı, yoksa silahların susmasını netice verecek bir politik normalleşme ve serbest siyaset imkanı olarak mı görüldüğü konusunda çok fazla bilgiye sahip olmamamıza rağmen, PKK lideri Öcalan’ın kullandığı dil ve terminolojiden ve Türk devletinin dünden bu tarz bir çözüme razı olmasından anlaşıldığı kadarıyla nihai bir anlaşma olarak algılandığı görülüyor. 
 
Dolayısıyla, silahların susması ile birlikte sömürülen Kürdistan algısı silinecek, demokratikleşmesi gereken ortak vatan Türkiye ve geri bırakılmış Doğu ve Güneydoğu’nun diğer bölgelerin seviyesine taşınması mücadelesi ortaya çıkacak. 
 
Bu gidiş, kullanılan dil ve hedefler bana PKK ve BDP’nin Türk solunun kavram dünyasına ve hedeflerine doğru bir yol alacağını hissettiriyor.  
 
Anlaşılan Kürdistan için statü talebinde bulunan kesimler büyük bir hayal kırıklığı yaşayacak. 
 
Detaylar geldikçe, Kürt tarafında saflar netleşecek. 
 
Zira, bu işin Kürdistan boyutunun ihmal edilmesinden rahatsız olacak çok büyük bir kesim, şimdiden homurdanmaya başladı.
Tabii başka büyük bir kesim de, felsefik cümlelerin arkasında bir Kürdistan olduğuna inanmaya devam edecek. 
 
Suan itibariyle, Kürdistan hayallerini PKK'nin mücadelsine bina eden Kürtlerin bir kısmı, barış sürecinde Kürt ve Kürdistan'a vurgu yapılmamasının şokunu yaşıyorken, bir kısmı da demokratik Türkiye felsefesinin arkasında gizli bir Kürdistan iması olduğunu ve mücadelenin bu yönde süreceğini düşünüyor.
 
Doğrusu, bundan sonraki aşamanın nereye doğru gideceği bütünüyle kehanet gerektiren bir durum. 
Ancak, herkes kabul etmelidir ki, PKK kendi mücadelesini yaptığı gibi, kendi barışını yapmaya da yetkilidir. 
 
Ben şahsen iki taraf için de savaştan nihai bir sonuç beklemediğim için–elbette bazı sonuçları ve getiri-götürüleri olacak ve oluyor da- insanların inandığı bütün değerleri savunabileceği bir siyasi atmosferi netice verecek bir anlaşmayı canı gönülden destekliyorum.  
 
Ancak, bu tarz bağlayıcı metinlerin parti ve gruplar tarafından bütün detayları ile halkla paylaşılmaması, bütün savaş süreci boyunca PKK’li olsun veya olmasın savaştan birebir etkilenmiş Kürtlerin onayına sunulmadan nihai bir Kürt Türk anlaşması gibi sunulması ve pazarlanması yanlıştır. 
 
Bana göre burdaki temel sorun, PKK ve devlet arasındaki barışın devlet ve Kürtler arasında yapılıyormuş gibi algılanması.
Bu süreçte, Kürt sorununun Kürdistan sorunu olarak ele alınmaması bir parti olarak PKK'nın tercihidir.   
PKK adına anlaşma yapma yetkisi olan kesimler de kendi terichini bütün PKK’lilerin ve Kürtlerin tercihi olarak görmemelidir. 
 
Olaya Türkiyenin demokratikleşmesi ve Türkiye vatandaşlığı penceresinden bakmayan ve böyle bir barışa razı olmayan PKK'liler de olabilir. Umarım böyle bir durum, PKK tarafından "hain"lik, çıkar ve ikbal hesabı olarak algılanmak yerine, çözüm için farklı düşünmek olarak değerlendirilir. 
 
PKK, kendi Kürt sorununu anlayışına karşılık, içinden çıkabilecek Kürdistan merkezli aykırı sesleri, bir iç çatışma sebebi yapmayıp, modern bir hareket oduğu iddiasına uygun bir çözüm bulmalı, devletle yapacağı barışı, kendi içinde bir problem ve hesaplaşmaya dönüştürmek isteyenlere bu fırsatı vermemelidir.
 
Tabi unutmamak gerekiyor ki, PKK'nin Kürt meselesi, şimdi yeni kesimlerin Kürdistan meselesi olarak ortaya çıkabilir. 
 
Biraz zaman alsa bile sürpriz aktörler ile Kürdistan hedefli yeni yapılanmalar görme şansımız çok yüksek.
 
Bana kalırsa, şimdi herkes kendini yaniden tanımlayacak. 
 
Zaten alternatif örgütlenmeler vardı, ancak, savaşın gürültüsü içinde seslerini duyurmaları çok zordu. 
 
Hem bu alternatif örgütlenmeler, hem de BDP ve PKK'den sürecin gelişiminden tatmin olmayacak bazı kesimler ile milletin manevi değerleri ile problemi olmayan ve hatta bu manevi değerlerden beslenen yeni yapılar, bir Kürdistani cephe oluşturabilir veya ayrı örgütlenmeler şeklinde devam edip hedef birliği yapabiliriler.
 
Bu aşama gerçekleşirse, birden fazla cephe, ideolojiler bazında ortaya çıkabilir. Değişik ideolojiler etrafında kümelenecek kalabalıkların içinden halkla iletişim kurmayı başaranlar ön plana çıkacak.
 
Bu yeni hareketlerin statü talepleri değişik formülasyonlarla ortaya konsa bile, genel olarak Kürdistani bir kaygı, tarafları birleştirme noktası olacaktır.
Elbette PKK için mücadele çok daha aktif bir alana taşınacak. Hatta bir süre Türkiyelileşme projesini takip ettikten sonra bunun gerçekçi bir çözüm olmaycağı fikri de ağırlık kazanabilir. 
 
Ben, bir Kürt ve Kürdistanlı olarak, ana fikri beni tatmin ve temsil etmediği halde, herşeye rağmen bu barış sürecinin hayırlara vesile olacağına ve Kürtler için değerli kazanımlar getireceğine inanıyorum.
 
Sadece bunun hem Türk devleti hem de PKK tarafından herkesi tatmin eden nihai bir anlaşma olarak dayatılmamasını umud ediyorum.
 
Yeni dönemde, Kürt grupların birbirinin yaşam ve siyaset hakkına saygı göstereceği, birbirlerini, Kürdistan’a hizmet yolunda alternatif fikirleri olan, düşman olmayan rakipler olarak algılaması ve herkesin yeni süreçte yeni projerlerle bu yüzyıla yakışacak bir Kürdistan için yarışa hazırlanması gerekiyor.
 
Bence Kürtler açısından yeni dönemde ortaya çıkacak önemli temalar “dört parçası, zulmün, baskının, sömürgeciliğin ve zorbalığın her türlüsünden arınmış bir Kürdistan, dünya milletleri içinde onurlu yerini almış bir Kürt millet, islam dünyası ve insanlığın barışına katkı sunacak güçte olacak bir Kürt halkı” olacaktır.    
 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.