17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Politik Yabancılaşma ve Tezahhürler

Politik Yabancılaşma ve Tezahhürler

Yabancılaşma teriminin batının idealist ve materyalist felsefelerinde edindiği yerin temelinde bir tür felsefi doğruculuğun olduğunu kabul etmek mümkün. Çünkü yabancılaşmaktan bahsetmek için kendisine yabancı olabileceğimiz bir doğrunun, özün, durumun, tanımlanmış ve kabul edilmiş bir gerçeğin olması gerekiyor. Eğer politika yabancılaşmanın bir biçimi olarak kabul edilecekse, daha doğru bir ifade ile politikanın yabancılaşmanın bir biçimi olmanın yüksek imkanından ve görünürlüğünden bahsedilecekse, politika vesilesi ile yabancılaştığımız gerçeğin kendisi ile aramızda oluşmuş bir yanılsamaya işaret ediyor olmamız gerekecektir.

 

Yabancılaşma, evet bir tür yanılsamadır. Salık verilen gerçeğin, bu gerçeklik adına ve ama bu yanılsama üzerinden kurban edilmesidir. Söze konu edilmiş gerçeklik alanına yaslanarak, buradan beslenerek, varlığını esasen kurban ettiği gerçeğin kendisine dayandırarak vücut bulma halidir.

 

Bu durumda politik yabancılaşma, kast edilen politik alanının imkanlarına dayanarak söz konusu imkanı bertaraf etmenin bir biçimi olarak okunabilir. 

 

Gerek siyasal bir “meşruiyet” iddiası üzerinden vücut bulmuş, tanımlanmış, sistematize edilmiş bir iktidar biçimi, gerek aynı meşruiyet alanının üzerinden tanımlanmayı kabul etmiş bir muhalefet tarzı ve iktidar biçimi ve gerekse de kast edilen meşruiyet alanının dışında kalmak ve onu bertaraf etmek koşulu ile varlık kazanmış bir muhalefet biçimi olsun; ürettikleri iktidar tarzlarının hepsinde bu yabancılaşmaktan bahsetmek mümkündür. Çünkü ister “muktedir” ister de “muhalif” olunsun, politik söylem ve eylem, belirlenmiş bir gerçeğin ve politik doğruculuğun üzerinde inşa olur. Ve bu inşa süreci, ürettikleri iktidarın biçimine göre tanımlanarak yabancılaşma işlevlerine yol aralarlar.

 

Bizim esas dikkat çekmek istediğimiz ve bize göre sosyo-politik hayatımızda daha doğru yerde duran biçim üçüncüsüdür. Çünkü Kürt siyasi hareketi(bu ifade çoğul bir içerik ile kullanılmıştır) temelde devletleşmiş bir “meşruiyet” alanıyla hesaplaşarak, hem bu devletin ve hem de onu var eden “meşruiyet” alanının dışında kalarak ve tam da kaldığı için varlık kazanarak gerçeklik kazanmıştır. Kürt siyasi hareketinin temel imkanı devletin dışında kalma, bir başka ifade ile devletin, meşruiyetini dayandırdığı bilgi ve algı alanının dışında kalmış bulunmanın gerçeğine yaslanarak var olma halidir. Kürt siyasi hareketi bir kararsızlığın ve uzlaşmanın değil, kararlılığın ve dışarıda kalmanın eseridir.

 

Öbür taraftan Kürt siyasi hareketi, inşa ettiği bir gerçeğin değil, genel olarak Kürtlerin siyasi aklında içkin ve makbul bir bilgi ve algı alanının ürünüdür. Bu siyasi aklın temel donesi, siyasi iradenin bir tezahürü olarak siyasal özgürleşme istencidir ve bu istenç kendini bu form ile ifade etmenin yolunu bulmuştur. Kürtler’deki bu siyasi aklın tezahürlerine siyasal tarih itibariyle sık sık rastlamak mümkündür ve bu, Kürdistan’da siyasi aklın; kendini üzerinde tanımladığı ve kabul ettiği ve de meşru gördüğü gerçekliğin bir tür dışavurumudur.

 

Şüphesiz siyasal özgürleşmenin tezahhürleri zamanın şartları ve imkanları dahilinde değişebilir ama değişmeyen şey bu siyasal özgürleşme istencinin kendisidir.

 

Şu iddianın aksini iddia edecek kimi Kürt politik söylem ve eylemselliklerini bulmak gayet tabii ki mümkündür ama Kürt siyasi aklının bu dayandığı alan, bize göre mevcut devlet yapılanmasının dışına çıkarak ve kendini onun dışında tanımlayarak bir tür siyasal özne olmanın arzusuna dayanmaktadır. Bu arzu, yer yer inkar edilse de o denli gerçekçi olarak vardır ki, devletin içinde kalarak ve mümkünse onu da dönüştürerek kendini var etmenin siyaseti bile bize kalırsa bu arzunun ürünüdür.

 

Burada Kürt siyasi hareketi içerisinde, bilhassa uluslararası siyasa açısından bağımsız siyasi özne olmaktan vazgeçip devlet içerisinde kendini tanımlamayı tercih eden bu “baskın görünürlüğü olan” damar, son 15 yıllık süreçte, önüne bile-isteye şu çelişkiyi koydu: Devletleşeme ile özgürleşme çelişkisi.

 

İşin doğrusu bu kısa yazımızın amacı bu tavrın siyasi ve felsefi içeriği konusunda uzun soluklu bir tartışma yürütmek değildir ama şu kadarını ifade etmeme müsaade edin: Bu tavır, önüne bu çelişkiyi koyarken başka bir çelişkini girdabına düştü ve o da bize göre şu idi: Devlet talebini bilhassa anarşist referanslar üzerinden yadsırken, diğer tüm anarşist söylemler gibi ne devletsiz bir dünyanın imkanını sağlayabiliyordu ve ne de Kürt toplumu özelinde de, devlet talebinden vazgeçerken “başka” bir devlete muhtaç olmadan yürümenin güvencesini taşıyordu. Ve bence bu 15 yıllık sürecin biz öğretmesi gereken şeylerden biri de “devlet”ten vazgeçmiş olmanın devletten vazgeçmiş olma anlamına gelmediğidir.

 

Bu çelişki, Kürt siyasi hareketini var eden gerçeklik alanı ile kendisi arasındaki nedensellik ilişkisini sorunlu hale getiriyor. Bu sorunlu hal, siyasal hareketin beslendiği siyasi aklın imkanları ile yabancılaşmanın güçlü işaretlerini veriyor: Amorf bir Kürt milliyetçiliğinden kurtulayım derken Türk modernleşme hareketine eklemlenmenin işaretini. Eğer bu işareti doğru görmüş, okumuş ve ona dokunmuşsak gayet tabii ki güçlü bir politik yabancılaşma tezahürü ile karşı karşıya olduğumuz sonucuna varabiliriz. 

 

 

Not:

Sayın okur,

Daha önce burada yazmaya başladığım ve devamını getireceğimi planladığım “Xanî Üzerine On Beş Ders” isimli çalışmamı, önümüzdeki sezon hazırlayacağım Yüksek lisans tezimde kullanmam gereken bir parça olacağından, sonlandırmak durumundayım. Umarız anlayış ile karşılanırız. 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
21.Temmuz.2015 Salı
25.Mart.2015 Çarşamba
11.Ekim.2014 Cumartesi
12.Ağustos.2014 Salı
28.Temmuz.2014 Pazartesi
23.Haziran.2013 Pazar