18 Ocak 2018, Perşembe

Üst Menu

Risale-i Nur’a Bandrol Yasağının Asıl Hedefi

Risale-i Nur’a Bandrol Yasağının Asıl Hedefi

Daha Bediüzzaman Said Nursi hayatta iken bile küçük hiziplere bölünen “Nur Cemaati”  üstadın vefatından günümüze kadar, aradan geçen elli küsur senede onlarca değişik fraksiyona bölünmüş durumda.

 

Bölünmenin temelinde yatan en önemli iki etmenden birincisi siyaset, ikincisi ise Üstadın yegane mirası olan nur risalelerinin bölüşülememesi. Elli küsur senelik Üstad sonrası nurculuk tarihinin araştırılması ve analizi, çok çaplı bir çalışmayı gerektirir. Bilimsel kriterlere uygun olarak yapılacak böyle bir çalışma, Risale-i Nur’un tahrifat ve sansürlenmesine ilişkin ciddi iddiaları da aydınlatacaktır.

 

Fakat üzerinde duracağım bu günkü asıl konu, aylardır devam eden yeni bir tartışmaya ilişkin ciddi bir kaygıyı dile getirmektir.

 

Malum olduğu üzere Kültür Bakanlığı aylardır bazı yayınevlerine “bandrol yetkisi” bahanesi ile Risale- i Nur’un basılmasına müsaade etmiyor. On yıllardır bu eserleri basan yayınevleri şaşkın ve çaresiz bir şekilde durumun düzeltileceği umuduyla çırpınıyorlar.

 

Bu duruma gösterilen tepkiler her cenahta-konumlandıkları siyasi yelpaze itibariyle-farklılık arz ediyor.

 

Durumdan razı olan yayınevleri ve onların etrafında öbeklenenlerin keyfine diyecek yok. Bu yasağı ve sansürü can-ü gönülden hararetle savunuyorlar. Karşı çıkanların çığlığı ise berikilerin yanında çok cılız kalıyor.

 

Yıllardan beri camiayı çok yakından bilen ve yazdığı kitap ve makaleler ve konferans sunumlarıyla yankı uyandıran sosyolog Mücahit Bilici konu ile ilgili bir yazısında şu ifadelere yer veriyor. “Üç aydan fazla bir süredir, Risale-i Nur’u basan yayınevlerine bakanlıkça bandrol verilmiyor. Risalelerin yayın hakkının devlet kontrolüne alınması gibi bir fecaat söz konusu. Sadeleştirme yanlışından daha büyük yanlış, Risale-i Nur’un devletleştirilmesi girişimidir. Risalelerde yapıldığı söylenen başka tahrifat iddialarına ses çıkarmayanların sadeleştirmeye kasıtlı tahrifat muamelesi yapıyor olması tam bir ikiyüzlülüktür. Risaleleri sadeleştirme açık bir yanlıştır ama en fazla yanlış bir içtihattır. Ancak Risale-i Nurun telif hakkının devletleştirilmesi, Nurculuk tarihine mukaddesatçı devletçiliğin bir utanç eylemi olarak geçecektir. Ve nihayet, parti çıkarı için Nurculuk dâhil her şeyi istismar edebilen bir siyasi ortama Nurculuğu malzeme yapanlar Risale-i Nur çizgisine yakışmayan bir zilletin içindedirler. Umulur ki uyanırlar.” (http://www.hurbakis.net/content/bediuzzamanin-turklestirilmesi-risale-i-...)

 

Devletin, “Diyanet İşleri Başkanlığı” adlı kurum üzerinden dini tekeline almasına bir alternatif olarak “sivil din”i temsil eden Risale-i Nur’un başına elli yıl sonra böyle bir facianın gelmiş olması son derece üzücüdür. Bu, devletin kibrini yansıtan “topluma Risale lazımsa onu da ben veririm” buyurganlığının en yalın halidir.

 

Bandrol probleminden önce Türkiye’de yaklaşık on sekiz yayınevi bu eserleri basıyordu.  Yasak listesine baktığımızda ise özellikle Hükümete muhalif cemaatlerin yayınevleri ve Bediüzzaman’ın Kürtlüğünü ve Kürdistanî boyutunu sansürlemeden vurgulayan yayınevlerinin, bu yasak liste içinde olduğunu fark ettik.

 

Bandrol yasağına maruz kalan bu yayınevlerinden bir kısmı ise Risale-i Nurları Kürt Diline çevirmek için uğraştıkları malumdur.  Evet yasaktan önce onlarca küçük risale ve büyük mecmuayı Kürtçeye çeviren bu yayınevleri maalesef artık Kültür Bakanlığından bandrol alamıyor. Böyle devam ederse eserlerin, eser sahibinin anadiline çevirme projesi de akim bırakılacak.

 

Bandrol hakkının ellerinde olduğunu iddia edenlerin ise böyle bir dertlerinin zaten olmadığını elli yıllık icraatlarıyla göstermişler.

 

Böyle olunca da insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: acaba asıl hedef Kürtçe Risale-i Nur basımını engellemek ve Bediüzzaman’ın Kürt kimliğini gizlemek mi?

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

21.Haziran.2015 Pazar
24.Mayıs.2015 Pazar
08.Şubat.2015 Pazar
31.Ocak.2015 Cumartesi
19.Ekim.2014 Pazar
30.Ağustos.2014 Cumartesi
07.Temmuz.2014 Pazartesi
14.Haziran.2014 Cumartesi
10.Haziran.2014 Salı