20 Nisan 2018, Cuma

Üst Menu

Said Nursi’ye Hitler çamuru bulaştırmak

Said Nursi’ye Hitler çamuru bulaştırmak

İslamcıların ve sağ muhafazakârların Hitler sevdası” başlıklı yazısında, Ayşe Hür bir cümlede beş buçuk yanlışı birden yapıyor: “Nihal Atsız’dan Nurettin Topçu’ya, Necip Fazıl’dan Said-i Nursi’ye kadar pek çok isim Yahudi ve komünist düşmanlığı nedeniyle Hitler hakkında olumlu yargılara sahipti” diyor. Bir kere Said Nursi İslamcı değildir. İslamcılığı benimsememiştir. İslamcılığa yaklaşan tek tarafı küresel bir Müslüman dayanışması fikrine sahip olmasıdır. Nurculuğun bugün İslamcılığa, geçmişte de sağcılığa yamanması Nursi’nin değil onun bazı takipçilerinin tercihidir. Said Nursi sağcı da değildir. Muhafazakâr olarak da tanımlanamaz. Bir kısım solcuda sık rastlanan sığ bir laik önyargı var: Her dindarın mutlaka antisemit olacağını varsayıyorlar. Bazen ümit ediyorlar. Bu çocukça bir ezberdir, terkedilmelidir.

Dolayısıyla Said Nursi’yi Nihal Atsız gibi katıksız bir faşistle veya Necip Fazıl gibi faşizan bir sağcıyla bir arada anmak hem Nursi’nin din âlimi kimliğine hem de onun Kürd kimliğine saygısızlıktır. Nursi’nin sıralanan faşizan figürlerle bir ortaklığı olmadığı gibi kendisi antisemitizmden de beridir. Said Nursi sosyalizme kapitalizme kıyasla sıcak bakarken komünizme(ateizmi nedeniyle) düşmanca yaklaşmıştır. Rus yayılmacılığı ile ilişkili hale gelmesi de komünizm kavramını Nursi’de kötülük ile özdeşleştirmiştir. O iddiadaki buçuk doğru budur.

Gelelim Hitler bahsine. Tıpkı çoğu son dönem Osmanlı aydını gibi Said Nursi de Avrupalı güçler arasında İslam coğrafyasında kolonyal hakimiyet kurmuş İngiltere veya Fransa gibi güçlere nisbetle Almanya’ya daha bir sempatiyle bakıyordu. Herşeyden önce Almanya Osmanlıların müttefikiydi. Ayrıca “underdog” olması, sonradan gelip başarı göstermesi gibi faktörler de Almanya’yı insanların gözünde taktir nesnesi haline getirmişti. Benzer bir ilgi ve hayranlık Asya’da Japonyaiçin vardı. Yani Said Nursi’nin tevarüs eden bir Alman sempatisine sahip olduğunu söylemek mümkündür. Ancak bu Germanofilia Nursi’ye özgü olmayan, Osmanlı dindar tasavvurunun jeopolitik ehven-i şer anlayışının bir uzantısı olarak anlaşılmalıdır.

Birinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir sempatiyi Hitler sevgisi olarak sunmak için her gördüğü Almanı Nazi sayan bir yüzeyselliğe sahip olmak gerekir. Çoğu sağcı ve bir kısım İslamcı için doğru olan Hitler sevgisini Said Nursi’ye yamamak ve ilgisi olmadığı halde onu da o çamura batırmak hem yanlış hem de ayıptır.

Ayşe Hür’ün haksız yargısını dayandırdığı Emrah Cilasun’un atıf yaptığı dipnotta Badıllı bir rivayetin rivayetini yapıyor. Başlamış savaşın başlarında Almanların başarısının Müslümanlar için daha iyi olacağını düşünen biri, savaşın dehşeti ortaya çıktıkça bu minimal eğilimden de vazgeçtiğini söylemiş. Bir sözün suyunun suyuna değil, sözün kendisine bakalım. Dipnotu okuduk, bir de metni okuyalımBadıllı’nın alıntıladığı kısma bakalım, bu savaş hakkında Nursi ne düşünmüş?

Ona haberlere niye bakmıyorsun diye soruyorlar. Said Nursi cevaben şunu diyor:

“Bakmakta bir tarafa tarafgirlik hissi uyanır. Tarafgir nazarı ise, taraftar olduğu cereyanın kusurunu görmez, zulmüne rıza gösterir… Zulme rıza dahi zulümdür… O dehşetli düelloda semavatı ağlatacak zulümler ve tahribat oluyor. Çokmasum ve mazlumların hukukları kayboluyor. Mimsiz, gaddar medeniyetin zalimane düsturu olan ‘cemaat için ferd feda edilir; milletin selameti için cüzi hukuklara bakılmaz’ diye öyle dehşetli bir zulüm meydanı açmış ki kurun-u ula [ilkel çağlar] vahşetlerinde de emsali vuku bulmamış.”

 

Not: Mücahit Bilici'nin yazısı Yeni Yüzyıl Gazetesi'nden alınmıştır

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları