21 Eylül 2018, Cuma

Üst Menu

Samsalandık!

Samsalandık!

Her gün değişen ve her gün daha çok kirlenen Türkiye’nin gündemi çürütüyor bizi! İçimizi!

 

Bu yüzden ne Cemaat - AKP savaşında çıkara göre koordinat belirleyenlerin ne dediğini, ne de artık çok da anlamı olmayan bir gazetecilik döneminde,o gazetecilerin ve bu yazarların ne yazdığını ve söylediğini umursuyorum. İşin içinde çok dolandırıcı var, belli. Burada paradan bahsetmiyorum, fikir dolandırıcılığından, planlanmış  organize karalamalardan ve aklanmalardan, nerden geldiğini anlayamadığımız,bize sunulan kahramanlardan ya da kötü çocuklardan bahsediyorum. Hepsinin kendi kaderlerinde noktalanan bir sonu olacağına inanıyor ve onları bir kenara bırakmayı seçiyorum.

 

Bu yüzden “Neden bir gazeteci Pensilvanya’dan bir röportaj ile dönmesi beklenirken bir mektup ile döner! Allah Aşkına neden iletişim fakültelerinde bu bilgiler verilmedi! Verilmiyor. Orada bile bize yalan söylendi.Biz neden artık gazetecilik nedir, nasıl olmalıdır diye emin olamıyoruz!” diye yazmak da gelmiyor içimden bunca işinden atılan, cezaevlerinde tutulan gazeteciler varken.

 

O kadar traji-komik bir hal almışken herşey, kime ne söyleyeceksin, ya da ne cürmün olacak ki! Yalancı kralların ve onlara canı gönülden hizmet eden adamların ve kadınların söylediği yalanların peşinden gitmeye o kadar hazırlarken! İşte bunca yaratılan sahte erdemli büyüklerin kavgasından, ne düşünmemiz gerektiğini bizim için belirlemiş hırsızlardan, sahte entelektüellerden-gazetecilerden uzak, içimden çok da vakit almayan, başka bir şey demek geçiyor.

 

Size de oluyor mu acaba bilmiyorum ama bazen ruhunu hissedebildiğim insanlar geçiyor yanımdan. Üşüdüğüm, beni titreten, ürperten. Diğer taraftan, bazen de derin bir acı, hüzün veriyor gördüğüm ama çoğu zaman adını bile bilmediğim, sesini bile duymadığım yabancılar. Ortaçağda olsaydık, yakılabilirdim bunu söylediğim için. Sanki ne kadar insan varsa şu dünyada, o kadar trajedi saklı kaderlerinde. Kıyassız her insanın zavallılığını düşündürüyor ardından baktığım ve acısını duyduğum yüzler. Kendine kocaman anlamlar yükleyen ve kendi gücüne tapan insanlara,gördüğümü gösterebilmeyi diliyor, sonra kendime saklanmaktan başka birşey yapmıyorum, yapamıyorum. Bu hayat üzerine herkesin kendini kaptırdığı bir yalanı varken, ben de, kendi yalanıma sığınıyorum. Odama kapanmak ve dışarıdaki herkes, her şey ile arama mesafe koymak istiyorum, bir gün birşeyler değişir diye. Kendimi gittikçe Kafka’nın Gregor Samsa’sı gibi hissediyor, bir böceğe dönüşen, dönüştürülen Samsaların giderek çoğaldığını görüyorum üzülerek. Ama siz de biliyorsunuz ki, kimse bir böcek olmayı dilemez. Kaçınız bazen Gregor Samsa hissediyorsunuz kendinizi bilmiyorum ama ben yeterince insan tanıyorum şu günlerde.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.