20 Nisan 2018, Cuma

Üst Menu

San Bernardino ve terör duası

San Bernardino ve terör duası

Amerika’da ne zaman bir şiddet eylemi vuku bulsa, Amerikalı Müslümanlar için güneş tutulması gibi bir durum ortaya çıkar.Hemen dua etmeye başlarlar. Bu, öyle uzun bir ibadet zamanı değildir. Dualar samimidir, zira ihtiyaç anıdır. Tipik olarak şöyle derler: “Ya Rabb, inshallah olaya sebep olan şüpheli şahıslar Müslüman çıkmaz.” Yok, öyle ‘Müslümandan terörist olmaz’ hamasetine prim vermezler. Bilakis ‘Müslüman’dan da terörist olur, herkesten olduğu gibi’ derler, demek isterler. Fakat onları taciz için bekleyenler teröristlerin sadece Müslüman olduğunu söyler, söyletmek isterler. Terörist, Müslüman çıkınca ayrımcılıkta ve magandalıkta adına “backlash” denilen bir tür sel felaketi yaşanır, Müslümanların hayatı zorlaşır.

En son San Bernardino’da bir silahlı saldırı yaşandı. Yasal yollarla edinilmiş ağır silahlarla bir işyerini basan iki kişi 14 kişiyi katledip 21 kişiyi yaraladı. Amerika’da sadece bu yıl içinde vuku bulmuş 355 silahlı saldırı olayı var. Son dönemde mesela 2012’de 20 çocuk ve 6 öğretmenin öldürüldüğü Sandy Hook ilkokulu baskını oldu. Bir taraftan Amerika’nın silahlarla yaşama kültürü açısından olağan bir olay. Öbür taraftan çok sayıda ölüme yolaçmış taze bir yara.

San Bernardino’da saldırının olduğu ama kimler tarafından ve niçin yapıldığının henüz bilinmediği “tutulma” saatleri çok enteresan zamanlardır. Adına “standoff” denilen ve bir hadiseyi anlamak için sahip çıkılacak ihtimallerin birbirleriyle yenişemediği bir belirsizlik zamanı var. Yani yaşanmışlığın kendini akla henüz teslim etmediği, zihinlerin nüfuz edemediği (başka tabirle Hegel’in baykuşunun henüz olay yeri incelemesi için konamadığı) o tazelik anında zihinler tetikte ve kaderin kollarında çaresizlik içinde beklemededir. Herkes kendi siyasi ve ideolojik perspektifinin aynasına yansıdığı kadarıyla bir tahmin ve beklenti içindedir. Müslümanlar, saldırganlar Müslüman çıkmasın diye dua ederken, İslamofobi ve terör üzerinden nemalanan kesimler ise saldırganların Müslüman çıkması için adeta dua ederler.

Saldırının Tashfeen Malik isimli Müslüman kadın ile kocası Syed Rizvan Farook tarafından işlendiği ortaya çıkınca iki ihtimal üzerinde duruldu: İşyerindeki arkadaşlarına öfkelenmiş bir dengesiz vatandaşın karısıyla birlikte işlediği talihsiz bir dahili şiddet eylemi mi, yoksa Müslüman kimlikle bağlantılı ideolojik saiklerle işlenmiş uluslararası bir ‘terör’ eylemi mi?

Birinci ihtimalin doğru çıkması için dua edenler sadece Müslümanlar değildiDemokratlar iç siyasette istismar edileceğini ve İslam ile terörü özdeşleştiren söylemin hak ve özgürlükler noktasındaki yıkıcı etkisini bildikleri için olayın Müslümanların üstüne yıkılmamasını sağlayacak hassas bir dil kullandılar. Obama’nın bu konuda duyarlı davrandığı erken açıklamalarından belli oldu. Cumhuriyetçi aday adaylarının ise ‘teröre karşı hamaset’ stratejisi gereğince vatan-millet-Amerika nutukları çektiğini gördük.

Soruşturmalar teröristlerin Müslüman kimliğini ve İŞİD bağlantısını önplana çıkarmaya başlayınca Cumhuriyetçiler fırsatçı talana başladılar. Parayla siyaset yapan ve kendi partisinin anaakım kesimi tarafından bir süre sonra kenara itilmesi beklenen Donald Trump veya sağcı hamaset borozanlarından Ted Cruz gibi aday adayları harareti yükseltmeye devam ediyorlar. (Cumhuriyetçi Parti, Amerika’nın sağcı, milliyetçi-mukaddesatçı partisidir. Her yerde bu partiler hak/adalet yerine vatan-millet galeyancılığı yapar). Demokrasiler hassas rejimler, vesselam.

 

Not: Mücahit Bilici'nin yazısı Yeni Yüzyıl Gazetesi'nden alınmıştır

 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları