25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Seçkin Yasar: Geleceğin Türkiye'sini demokrat Kürt ve Türkler kuracak

Seçkin Yasar: Geleceğin Türkiye'sini demokrat Kürt ve Türkler kuracak
Seçkin Yasar: 90 yıldır Kürt halkının asimile edilmeye çalışılması, ikinci sınıf insan muamelesi görmesi, onları insani haklarını almak için meşru istekleri doğrultusunda zorunlu bir mücadeleye zorlamıştır
09 Haziran 2013
-A +A
''Çözüm Sürecindeki Türkiye ve Kader Birliği'' Yazı Dizisi
 
Hazırlayan: Behmen Doğu
 
Binlerce insanın yaşamına mal olan bir iç savaş nihayet bitiyor.
 
PKK ve devlet arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden düşük yoğunluklu savaş Abdullah Öcalan’ın Diyarbakır Newroz’unda yaptığı çağrıyla sona erdi.
PKK, liderinin çağrısına önce ateşkes sonra da geri çekilme ile olumlu yanıt verirken Hükümet de Akil insanlar projesiyle çözüm sürecinin ilerlemesi için destek sundu.
Hükümet, geri çekilen PKK gerillaları ile bir temas/çatışma yaşanmaması için son derece dikkatli davrandı. Aylardır bir can kaybının yaşanmaması, Ak Parti ve BDP’li politikacıların çözüm sürecine uygun tavır takınmaları toplumda kalıcı bir barış adına umut ve heyecanla takip edilmekte. Hür Bakış internet gazetesi olarak, içinde bulunduğumuz Çözüm sürecini, Akil insanlar projesini, PKK’yi, anadil hakkını ve yapılması düşünülen yeni anayasayı konuklarımıza sorduk. ‘’Çözüm sürecindeki Türkiye ve kader birliği’’ yazı dizimizin barışa, çözüm sürecine katkı sunması dileğiyle…
 
 Seçkin Yasar - Film Yönetmeni
 
 
Çözüm sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Destekliyorum. 90 yıldır Kürt halkının asimile edilmeye çalışılması, ikinci sınıf insan muamelesi görmesi, onları insani haklarını almak için meşru istekleri doğrultusunda zorunlu bir mücadeleye zorlamıştır. Son 30 yıldır süren savaşta her iki taraftan da binlerce insan hayatını kaybetmesine rağmen, devlet tarafından hep güvenlikçi politikalar tercih edilmiştir. Şimdi bir hükümet nihayet bunun sürdürülebilir olmadığını görüp, risk alarak barışın tek çıkar yol olduğunu saptadı. Aynı şekilde Kürt siyasetinin başta Öcalan olmak üzere, diğer siyasetçileri de barışın şimdi tam da zamanı yorumunu yaparak, bu tarihi anın altını çizdi, geri çekilmeyi başlattı. Biz demokrat Türk ve Kürtler, Kürt ve Türk siyasetinin bu basiretli mensuplarının bütünüyle yanındayız. Geleceğin gerçekten demokrat Türkiye’sini, Kürt ve Türklerin barış ve demokrasi için kenetlenmesi kuracaktır. 
 
 
Akil insanlar projesi’nin çözüm sürecine etkisi nedir sizce?
 
 
Olumlu olduğu kanısındayım. Beyaz Türklerin âkil insanlar konusundaki ikircikli tutumuna bakmayın. Onlar Kürt siyasi hareketine de akıl vermeye kalkan, aslında barışa karşı oldukları halde, barışa karşıyızı açık açık söyleyemeyecekleri için barış yolundaki her adıma kulp takan tuzu kuru, aklı evveller. Ben âkil insanlar grubuna BDP’nin listesinde yer alan kişilerin de alınması iyi olurdu diye düşünüyorum, bunun dışında bir eleştirim yok. Âkillerin, pratikte yaptıkları da şu oldu, vatan bölünecek diye korkan milliyetçi Türkleri ikna etmeye çalışmak, Kürtlerin de dertlerini dinleyerek tespit etmek. Bunun yapılması gerekliydi ve iyi oldu. Devam etmeleri de iyi olur. Çünkü barış fikrinin gündemde kalmasını sağlıyorlar.
 
 
PKK silahları ebediyen nasıl gömebilir, bunla ilgili PKK ve   devlete düşen sorumluluklar nelerdir?
 
 
En başta samimiyet ve güven. İki taraf da görevlerini demagoji yapmadan yerine getirmeli. Birinci aşamanın tamamlanmasını beklemeden, 1. aşamayla içiçe hükümetin demokratik hamleleri yapmaya başlaması lâzım. Bu süreç başlayıp tamamlandığında da, yani anti demokratik yasaların elenmesi, Türkiye vatandaşlığı temelinde şekillenecek anayasa, nâhak yere içeride olan KCK’lilerin bırakılması, vb, PKK silahları bırakacaktır. Dünyada da böyle olmuş. 
 
 
Kürtlerin anadilde eğitim talebi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
 
Kürtlerin anadillerinde eğitim ve kültürel haklarının analarının sütü kadar hakları olduğunu düşünüyorum. Anadil bir insan hakkıdır. Tartışılması bile abes.
 
 
Kalıcı bir barış ve huzur ortamı için nasıl bir anayasa yapılmalı?
 
 
Türkiye vatandaşlığını esas alan, her azınlık grubunun kendi dilini ve dinini özgürce yaşamasını, kullanmasını garanti altına alan, laikliğin batı standartlarında ifade edildiği, diyanet kurumunun yok edildiği, gerçek bir hukuk devleti olmanın umdelerinin ileri demokrasilerdeki gibi ifade edildiği, yerinden yönetimin hantal merkezi yapıya karşı bir alternatif olarak konulduğu bir anayasa. Elbette, darbecilerin yaptığı, değiştirilemezliği kayıt altına alınmış ilk 3 madde de kalkmalı.