25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Şehid İzettin Yıldırım için Küçük bir Neden Denemesi

Şehid İzettin Yıldırım için Küçük bir Neden Denemesi

Beyefendi, bilge, mazlumların dostu, Kürdistan ve İslam aşığı İzettin Yıldırım ağabey 2000 yılında 28 günlük işkenceden sonra Hizbullah liderinin öldürüldüğü evde şehid edilmiş olarak bulundu.

 

Şehid İzettin Yıldırım 1970’lerde devletin gölgesine sığınan Türk islamcıları ve Türki meşreb nurculuğa muhalefet ederek hakkı, kişisel ve sosyal özgürlükleri devletin ali menfaatlerinin önünde tutarak etrafındaki gönüldaşları ile birlikte Türki/Osmanlı meşreb islamacıların bunaltıcı baskılarına rağmen özgün bir hareket ortaya çıkardı.

 

Risale-İ Nurlardaki maddi tahrifatların yanında manevi tahrifatlarında had safhaya çıktığı bir dönemde Zehra yayın evini kurarak Risalei Nurların orjinal halinin muhafaza edilmesine sahip çıkarken, sohbetlerinde sosyal hayattan koparılmaya çalışılan Risalei Nur hareketinin toplumsal sorunlara çözümler üreten bakış açısının da ele alınmasına vesile olarak Bediüzzaman hazetlerininin  hareketinin yozlaştırılmasına engel olmaya çalışıyordu.

 

Mazlum Kürt milletinin acılarına sahip çıktı.

 

Başta Kürtler olmak üzere, ezilen kesimler için çalışmalara destek verdi.

 

Şiddetsiz mücadele yolunu seçen Şehid İzettin Yıldırım, şiddeti kutsayan karanlık güçler tarafından şehid edildi.

 

Neden?

 

Çünkü İzettin Yıldırım her geçen gün daha çok kişiye ulaşıyor, din için dilini, dili için dinini terk etmeyen anlayışın temsilcisi olarak özelikle Kürdistan’da büyük ilgi görüyordu.

 

Etrafında binlerce okumuş genç toplamış, onlarla birlikte mazlumların dertlerini dillendirdiği Kürtçe Nûbihar dergisini, 90’lı yıllardaki Türk siyasal sisteminin zorbalıklarına sorular yöneltiği Yeni Zemin dergisini çıkarılmasına ön ayak olmuştu.

 

İslamın baskı ve devletin zulümlerinin meşrulaştırılması aracı olarak kullanılmasına karşı çıkıyordu. Müslümanlar arasında, Sünni - Alevi ve diğer grupların diyalog ile birbirlerini anlamaları ve beraber yaşamanın yollarının bulunması gerektiğine inanıyordu.

 

Kürt meselesinde bütün taraflarla aktif bir şekilde tavsiyelerde bulunuyor, Kürtlerin 4 parçada özgürleşmesini savunuyordu.

 

Müslümanların birbirleri ile birbirlerinin özgürlüklerine, inançlarına ve farklılıklarına saygı duyarak, batı dünyası ile de kendi değerlerinden taviz vermeden sulh içinde yaşamanın erdemine inanıyordu.

 

Ancak 28 Şubat sürecinin anılmayan/unutulan kurbanlarından biri oldu.

 

Kaçırılmasından birgün önce Üsküdar’daki evine kadar beraber yürümüş ve bir üniversitelinin yeni uyanmaya başlayan zihnindeki sorulara o olgun ve beyefendi üslubu ile cevaplar vermişti.

 

Kürtlüğümü yeni keşfetmiş, heyecanla neler yapılabileceğine dair sorular soruyordum.

 

O da o olgun, bilge üslubu ile istikameti kaybetmeden, oyunlara gelmeden milletimize ve dinimize nasıl hizmer etmemiz gerektiğini anlatmıştı.

 

Hayatını adadığı davasının maddi ve manevi yapısının ortadan kaldırlmasına yönelik olan bu cinayet herşeyi tasarrufunda tutan Hakimi Mutlak tarafından boşa çıkarıldı.

 

Vefatından sonra etrafındaki önde gelen herkese davalar açıldı.

 

Zehra Vakfı kapatıldı ve bütün malvarlığına el konuldu.

 

Cenabi Haktan bu mübarek zatın çektiği sıkıntıları, işkence ve zulmü milleti, dini ve davası hakkında hayırlara tebdile etmesini diliyor ve Erhamu Rahimine bizi böyle değerli zatları ve davalarini unutan vefasızlardan etmemesi için dua ediyorum.

 

Ahiret mazlumlar için ne güzel yerdir.

 

Zalimler için yaşasın Cehennem.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.