17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Şehrin Gerçekleri Toplu Taşımalarda

Şehrin Gerçekleri Toplu Taşımalarda

Toplu taşımalar şehirlerin can ya da şah damarlarıdır.  Şehrin gerçek yüzlerini, halkın sosyo- kültürel ve ekonomik yansımalarını an be an gözlemleyebileceğiniz yerlerdir.

 

Kürsülerden, mikrofonlardan çağdaşlaşma, medeniyetleşme, teknolojik gelişmeler veya milli hasılanın rekor kırmasından ne bahsedilirse bahsedilsin otobüsler, metrolar,  halkın, toplumun sosyo, ekonomik gerçek yansımalarıdır, aynasıdır.

 

İstanbul gibi bir metropol şehirde ve hemen her gün toplu taşımalara en az birkaç defa binen bir kadın olunca toplumun zaman içinde, sosyal konum ve dönüşümünü, gözlem ve takip imkanı mümkün olabiliyor.

 

Son zamanlarda bindiğim bütün toplu taşımalarda daha önce neredeyse hiç olmadığı kadar bazı manzaralar ile daha yoğun şahit olmaya başladık.

 

Artık neredeyse en az birkaç kez ücretsiz geçiş yapmaya çalışan ya da bilete parası yetişmeyen insanlarla karşılaşmak mümkün.

 

Genç, yaşlı, öğrenci her kesimden insanlar durumlarını açıklayarak veya farklı yollardan ücretsiz binmeye çalışıyor. Pek çoğu ise şoför beyler tarafından araçtan indiriliyor.

 

Ulaşımın ve hayatın pahalılığı, ekmek ve bilet parasını hesap eden, hatta bir biletin çocuklarına götüreceği kaç ekmek parası ettiği endişesini taşıyan insanları çaresizliğe itiyor.

 

Şoför beyler aldıkları direktifler doğrultusunda olsa gerek akbil basamayan, parasını ödeyemeyenlere yaşlı genç demeden inmelerini telkin edebiliyorlar.

 

Hatta bir kaç gün önce Metro’da biletsiz binmeye çalışan birini güvenlik görevlisi yakalamaya çalışınca ortalık karışmış, kaçarak metronun içine sığınan kişiyi bulmak için metro hareket ettirilmeyince yolcular isyan noktasına gelmişti.

 

Şoföre yakın bulunduğum zamanlarda‘toplu taşımalarda parasını ödeyemeyenler için bir limit yok mu? İnsanları nasıl yolda bırakabiliyorsunuz?’ dediğimde ‘biz günde böyle kaç kişi ile karşılaşıyoruz. Açıkça söylesinler yardımcı olalım’ diyorlar.

 

Bir bilet parası bulamayan gerçek ihtiyaç sahipleri için bunun öyle pek de kolay olmayacağı, herkesin ihtiyacını açıklayamayacağı da göz ardı edilmemesi gerektiği gibi, insanlardan böyle bir açıklama yapmalarını beklemeye mecbur etmek de güçlüden, zenginden yana olan sistemin insanları nasıl bir paradoksa soktuğunun da göstergesi bir taraftan.

 

Hepimizin başına gelen sıradan hadiselerden biri idi. Otobüse binen öğrenci oldukları belli bir grup genç akbilleri yetersiz limit gösterince ceplerini karıştırmaya başladılar. Diğer yolculara akbil bastırmaları için bozuk para arıyorlardı ama cepleri bomboştu.  Kendilerine yakın olduğumdan aralarında ki fısıldamalarını duyabiliyordum. ‘Oğlum napcaz? hiç para yok’ hareket eden otobüsten neredeyse inmek zorunda kalacaklardı.

 

Pek çoğu ise, özellikler gençler gurur meselesi yapıp hızla otobüsten geri inmek zorunda kalıyorlardı. İmkânım müsaitse arkalarından sesimi duyurmaya çalışıyordum ama bazılarının ise arkalarını dönmeden uzaklaşmalarını üzüntü ile takip ediyordum ancak.

 

 

Mecliste bütçenin gündemde olduğu bu günlerde gelişen, büyüyen Türkiye’ye dair ortaya nasıl hesaplar konulursa konulsun gerçekleri görmek için mecliste ki sunumlara değil,  toplu taşımalara bakmanız yeterlidir.

 

Türkiye’nin gelişen ve büyüyen tarafı her dönemde olduğu gibi bu dönemde de dar gelirli halklar değil, onlara tahakküm eden, güç ve iktidar sahibi olanlardır.

 

Bunun için o günün iktidarına yakın olmanız ve size gösterilen sahte tablolara karşı susmanız, sorgulamamanız ve itiraz etmemeniz yeterlidir.

 

Hadisenin dramatik ve manidar olan yanı ise, kendileri de aynı dar gelirli halk sınıfından olmalarına rağmen, bir bilet parası bulamayan insanlar için şoför ve yolcularda dahil insanların aynı ortak tepkiyi vermeleri.

 

-Olur mu? Tek sen değilsin ki.

 

-Ben veriyorsam sen de vereceksin kardeşim.

 

-Herkesin kul hakkı var.

 

-Herkes vermezse nasıl kazanacağız?

 

-Tüyü bitmemiş yetimlerin hakkına giriyorsun.

 

Bu tepkiler de insanların ‘kul hakkı, yetim hakkı’ algısının nasılda ters yüz olduğunu görmek mümkün fakat farkında bile değiller. Doğruyu ve hak olanı savunduklarının mutmainliği ile yapıyorlar bunu.

 

Bilmiyorlar ki o tek bir otobüs bileti veremeyecek durumda olanlar değil, kul hakkına girenler, doğmamış yetim hakkını çalanlar, onları da, kendilerini de birbirine düşürenler, o otobüse binmeyen, bir ekmek, bir bilet sancısı çekmeyen, hepsinin emek ve alın terlerini sömüren ve çalan siyasi ve sermaye güç sahipleridir.

 

İnsanlar, milyar dolarlarca vurgun, rant,  haksız kazançlardan dolayı, hem kendilerinin hem daha nice doğmamış yetimlerin hakkını çalanlar yüzünden bir bilet kavgası verdiklerinin farkında değiller.

 

Bu gerçekleri fark ettiklerinde, hepsinin emeklerini çalan ve sömürenleri fark ettiklerinde toplumun rengi ve ruhu değişmeye başlayacaktır.

 

Zihinlere ve gözlere çekilen perdeler ve vurulan kelepçelerden kurtuluş ancak ve önce fark etmekle başlayacaktır…

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.