25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Sevginin aydınlığında yaşamı ya da ölüme yataklık...

Sevginin aydınlığında yaşamı ya da ölüme yataklık...

Ülkemde olan bitenleri izledikçe,  kendimi; 'Yine mi? Yüzlerce yıl sonra hala mı?' diye sorarken buluyor ve kahroluyorum…

 

Korkudan örülmüş zincirlerinizi, hala kıramadığınız için kızıyorum…

 

Kırın korku zincirlerinizi!

 

Asırlardır kölesi olduğunuz Korku İmparatorluğunun da tuzla buz olduğunu göreceksiniz.

 

Önce "Gavurlarla" korkuttular sizi, inandınız. 

 

Oysa ne yersiz bir korkuydu bu bilemediniz…

 

"Gavurlar" o toprakların zenginliğiydi. 

 

Üreteniydi, mimarıydı, inşa edeniydi, sanaatkar ve zenatkarlarıydı. 

 

Dağları yeşerten bağların, akan çeşmelerin RUHU’ydu o "Fıllalar".*

 

"Bağlar kurudu, çeşmeler akmaz oldu, sizin gidişinizle" dediklerinizdi, Onlar…

 

Gavurları yok eden zihniyete inanıp, onlara yardım ederken yanıldınız!

 

Sonra komünistlerle korkuttular sizi. 

 

'Komünist" diye korkutulduğunuz hareketin içindeki insanların mücadelesinin sizlerin çıkarları için olduğunu bilemediniz… 

 

Onlara gözünüzün önünde yaşatılan acılara, şiddete, yok etmeye sırt çevirdiniz…

 

Gencecik çocuklarınızdı, egemenlerin yalanlarına inanarak korkaklığınıza kurban ettiğiniz...

 

İşçinin, emeğin, alın terinin, eşitliğin ve özgürlüğün savunucusuydular ölümlerine sağır, sessiz kaldığınız gençler  ("Komünistler".).

 

O gençler, sizlerin özgürlüğüydü. 

 

Düşünmeyi bilen aklınızdı. 

 

Bilemediniz. 

 

Bilmek bile istemediniz. 

 

Yine yanıldınız!

 

Yavuz Sultan'dan beri öcü muamelesi gören Aleviler'e düşman edildiniz.

 

Onlara dair size anlatılan her saçmalığa, sorgusuz sualsiz inanmayı tercih ettiniz…

 

Tekrar tekrar yakılırlarken Alevi kardeşlerin, sen seyrettin utanmadan insanlığından…

 

Kadın ve erkeğe eşit değer verdiği için karalar çalmakta arsızca inat ettin…

 

Ve yine sen  kaybettin kaybettiğinin ne olduğunu bile bilmeden…

 

Aleviler senin İNSAN yanını içselleştirip, yaşamayı öğrenenlerdi bilemedin.

 

Yine yanıldın!

 

Her dönem  bir suni düşman yaratarak ve senin O düşmandan korkmanı sağlayarak, kendi iktidarını devam ettiren kapitalist sistem yeni düşmanlar bulmakta çok ustaydı. 

 

İşler böyle yürüyordu egemenlerin cephesinde…

 

Bu kez korkulması gereken en tehlikeli düşman(!) Kürt halkıydı…

 

Her zamanki gibi sana anlatılan her şeye sorgusuz sualsiz inandın.

 

Doğanın tüm insanlığa bağışladığı hakları elde etmek için mücadele eden, seninle eşit haklar talep eden bu halkın, çoluk çocuk demeden öldürülmelerine seyirci bile olamadın!

 

Yaşlılarına, köy meydanında egemenlerin askerleri tarafından insan boku yedirilmesine gülüp geçtin!

 

"Vatan, millet, Sakarya" ninnileriyle uyutulmayı seçtin sen, tilki kurnazlığıyla…

 

Toprak dediğinin insan için var olduğunu, toprağın alınıp satılabilir bir meta olmadığını, sınırlar çizerek, çitler örerek toprağın sahibi olduğun saçmalığına inandırarak, yeryüzünün hepimize yetecek büyüklükte olduğu basit gerçeğini bile unutturdular sana…

 

Bu histerik ruh halinle nasıl da yardım edersin egemenlere bilemedin!

 

Kürt halkı senin çığırdığın türkülerindi, yüreğindi.

 

Sana yaşatılan acıların, haksızlıkların, ihanetlerin çığlıydı onların sesi…

 

Ağıtların, ninnilerin, masallarındı, senin kavgandı mücadeleleri...

 

Bilemedin ve yine yanıldın!

 

Ülkemde olanları izlerken en son gözlemlediğim haliniz içler acısıdır.

 

Ermeni'si, Rum'u, Süryani'si, Komünist'i, Alevi'si, Kürd'ü bitince öylesi şeytani bir formül işleme koydular ki hala midem bulanır kendilerinden…

 

Çocukluğumda; "Gavur"  diye kovaladıkları ben gibiler ve kendilerine "Müslüman Türk" diyenler vardı.

 

Sizleri bölmekte öylesine ustalaştılar ki bugün; "Laikler-Kemalistler" ve " İnananlar-Dinciler" olarak iki kampa bölündünüz.

 

Bir kıvılcım yetecek sanki birbirinizi boğazlamanız için…

 

Acınası bir durumdasınız hepiniz!

 

Kiminiz inançtan korkar, kaçar oldu bilmeden tehlikeli olanın inanç değil DİN olduğunu...

 

Din,  satılabilir en pahalı meta olalı asırlar olmuş.

 

Vatikan bu işi en iyi yapan, odak olalı asırlar olmuş…

 

Avrupa'nın bilgiye uyanışıyla, bunu yenmesinin üzerinden çok uzun zaman geçmiş fakat ülkede sizler hala bu iki kavramın ayrımını yapamayan bilinçlerinizin  körlüğünde, sürüklenir durursunuz!

 

İnanmak için, insan eliyle inşa edilmiş  mekânlara ihtiyacınız olmadığını, tek kutsal mekânın kendi yürek odanız olduğunu unutturdular size!

 

"Kutsal" dediğiniz taş binaları bombaladıklarında deliye dönüyorsunuz.

 

Taşları korumak için kana susuyorsunuz...

 

İnancınız, o binaların dört duvarlarına sığacak kadar mı küçük?

 

Bu kadar az ve cılız mı inancınız?

 

Sevgidir dinim, yaşamdır inandığım demeyi öğrenmeniz için daha kaç kere egemenlerin sizlere sunduğu filmi ilk kez görmüş gibi izlemeye devam edeceksiniz?

 

Beni şaşırtan ve üzen tek şey şudur; egemenler hep aynı senaryoyla yazılmış filmi bir düğmeye  basarak vizyona sokarlar, onların işi budur anlarım…

 

Anlamakta zorlandığım peki sizler aynı filmi tekrar tekrar izlemekten bıkmadınız mı?

 

Bu düğmeye basılınca vizyona giren filmden sonra olacakları bildiğiniz halde neden sessizce izlemeye devam edersiniz?

 

Fransız tarihini öğrendikçe görürüm ki bu halkın egemenlere karşı eşitlik, özgürlük mücadelesi birkaç asır sürmüş. 

 

Hala da devam etmekte olan bir kavgadır bu…

 

Hiçbir şeyin  tepside sunulmadığının, hakların  söke söke alındığının destansı bir tarihini yazmış Fransız halkı…

 

Bunu, haksızlıklara hep birlikte isyan ederek başarmışlar…

 

Medeniyetin beşiği olan Küçük Asya'nın  halkları daha ne kadar devam edeceksiniz birbirinizden nefret etmeye?

 

Gençlerinizin tabutlarına sarılıp ağlayarak, kendinize acıyarak bir adım öteye gidemeyeceğinizi ne zaman fark edeceksiniz?

 

Ötekine kin kusarak, küfür ve hakaretlerinizle sistemin ekmeğine yağ sürerek, suç ortağı olmaktan ne zaman vazgeçeceksiniz?

 

Birlikte hareket ettiğinizde, sizleri bölerek iktidarlarını sürdürenlerin kaçacak  delik bulamayacağı gerçeğinin bilinçli farkındalığına ne zaman varacaksınız?

 

Kaç nesli daha kurban vereceksiniz çocuklarınızı, sistemin egemenlerinin sunaklarında?

 

Artık sizler için üzülmekten vazgeçiyorum!

 

Yaşadığınız her şeyin sorumlusu sizsiniz!

 

Geceler, günler boyu sizleri düşünüp, bir hiç için öldürülen çocuklarımız için ağlamaktan yoruldum.

 

Egemenlerden birinin tarafını tutup, birbirinize düşman olma hallerinizi izlemekten bıktım!

 

Çocukluğunuzdan beri resmi söylemin beyninize şırıngaladığı ezberlerinizle akıl yürütmelerinizden sıkıldım!

 

Akıl  yürütmeyi bırakıp, düşünmeyi öğrenmenizin vakti geldi.

 

Düşünmek sadece gerçeğin ışığında, rehberliğinde yerine getirilebilecek bir eylemdir, hatırlatırım…

 

Zihninizin vıdı vıdılarını düşünmek sanma yanılgısından kurtulmalısınız hatırlatırım!

 

Gücünüzün farkına vardığınız an, her şeyin sizlerin istediği gibi olacağından asla şüphe duymayın.

 

Halkların asla birbirine düşmanlığı yoktur!

 

Paylaşamayacakları hiçbir şey yoktur!

 

Sadece, egemenlerin kendi çıkarları için toplumları birbirlerine düşman etmeleri gerçeğine zombiliğinizden kaynaklanan sorunların kaçınılmaz sonuçlarıdır yaşadıklarınız hatırlatırım!

 

Seçim ve karar sizin…

 

Ya hayata sahip çıkacaksınız ya da hileyle, iftira ve yalanlarla size dayatılan korkularınızın tutsaklığında kayıp bilincinizle, ölümün tırpanı olup kana boğacaksınız yeryüzünü…

 

Unutmayın!

 

Yaşadığı coğrafyayla da sınırlı değildir kendine İNSAN'ım diyenin sorumluluğu hatırlatırım!

 

Hayatlarını tehlikeye atarak, sırf sizleri gerçeklerle bilgilendirmek için gezegenimizin her coğrafyasında gazeteciler, yazarlar tehditle ya da ölümle susturuluyorlarsa sorumlusu sizsiniz!

 

Dünya'nın her bölgesinde çocuklar, genç kızlar seks kölesi olarak satılıyorsa tek sorumlusu sizsiniz!

 

Her yıl 2,5 milyon insan gezegenimizin her coğrafyasından insan ticareti için kaçırılıyorsa sorumlusu sizsiniz!

 

Ya korku bataklığında debelenecek ve ölüme yataklık edeceksiniz. 

 

Ya da sevginin aydınlığında yaşamı üreteceksiniz…

 

Karar sizin!

 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

12.Temmuz.2015 Pazar
03.Aralık.2014 Çarşamba
22.Kasım.2013 Cuma
05.Eylül.2013 Perşembe
01.Temmuz.2013 Pazartesi
17.Haziran.2013 Pazartesi
05.Haziran.2013 Çarşamba