17 Temmuz 2018, Salı

Üst Menu

Sıddık Dursun: İslami ve adil bir barış olursa Kürd baharı olur

Sıddık Dursun: İslami ve adil bir barış olursa Kürd baharı olur
Sıddık Dursun: "Türk idarecileri Kürd meselesini kaos ve çıkmaza getirmekle çözülemez hale getirmiştir."
17 Mart 2013
-A +A

 

BARIŞINI ARAYAN KÜRTLER - Yazı Dizisi

Hazırlayan: Behmen Doğu, Fatma Sancak, Züleyha Kahraman

Tüm zamanlarda, en fazla ihtiyaç duyulan evrensel değer, elbette barıştır. Gelecek nesillere umutlar ve güzel bir dünya bırakabilmek; insan yaşamını tüm değerlerin üzerinde tutabilmekle gerçekleşir ancak. Yaşam hakkını kutsayarak, ölümcül şartları ortadan kaldırmak, barışa saygı duymak ve onu sahiplenmek insani bir görevdir.

Kutsal bildiğimiz ‘Barış’ı desteklemek amacıyla Kürt toplumundan her çeşit düşünceye yer verdiğimiz “Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisini sizlerle paylaşıyor; barışa ve demokratik çözümlere katkı sunabilmeyi temenni ediyoruz.

 

Muhammed Sıddık Dursun (Med-Zehra cemaati)

Kürt sorununu nasıl tanımlarsınız?

"Türk idarecileri Kürd meselesini kaos ve çıkmaza getirmekle çözülemez hale getirmiştir."

Kürdistan, Osmanlı, Selçuklu ve Cumhuriyet kurulmadan önce kürd coğrafyasının adıdır. Osmanlı imparatorluğu içerisinde mesele olmamış, en güzel bir şekilde yerini almıştır. İslam coğrafyasında böylece Kürtler dilini ve milliyetini muhafaza ederek, bütün ihtişamıyla imparatorlukla büyük bir dayanışma içerisinde birliğini muhafaza etmiş. İslam’da büyük bir kuvvet haline gelmiş. Hiçbir zaman Müslüman Kürtler başka milletlerle nizaa düşmemiş, İslami ruh ile birlik ve beraberlik içersinde, İslami birliğini muhafaza etmişler. Hatta Yavuz Sultan Selimin Şarka geldiği zaman, Kürtlerle yakinen temasa geçmiş, İslam kardeşliği anlayışı içerisinde Kürtlere içte ve dışta tamamen serbestiyet, özerklik vererek, dâhilde ve hariçte onlarla vardığı anlaşmayı kabul ederek, İslam’ın emrettiği birliği sağlamıştır. Hiçbir zaman Osmanlı imparatorluğu içersinde Kürtler sorun olmamış. Bütün kuvvetleriyle İslam birliğini sağlamıştır. Osmanlının son dönemlerinde devlet yönetiminin İslami esaslardan uzaklaşması nispetinde, Kürd sorunu çıktığını görmekteyiz.

Hakikatli, ihsansız bir hakkın, masumane bir talebin yerine getirilmesine imkan, zemin ve fırsat vermeyen resmi ideoloji ve Türk idarecileri Kürd meselesini kaos ve çıkmaza getirmekle çözülemez hale getirmiştir. Maddi manevi büyük vebal ve kayıplarla günümüze gelmiştir. Vaesefa ki bu meselenin çözümüne gerçek manada yanaşılmadığı gibi doğru idrak edip, konuşanları susturmaya çalışıyorlar.

MİT ve İmralı sürecini mevcut görüşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

MİT ve İmralı arasındaki mesele sorunlar içerisinde sathi ve geçici, netice itibariyle oyalayıcı bir taktik oyunundan başka bir şey değildir.

PKK Kürt sorunun neresinde?

PKK Kürt sorununun bir neticesidir. Şeyh Said’in arzu etmediği ve eğer bize bu zulümler reva görülürse ve istemediğimiz ve arzu etmediğimiz bu hadiselerin, bize yapılan haksız zulümlerin aksi olarak; naehillerin eliyle yüzlerce misli, bu hadiselerin misli olarak intikamları alınacaktır. ifade etmektedir.

Mevcut konjonktürde silahlardan arındırılmış barış temelli bir Kürd baharı olabilir mi?

"İslami ve adil bir Barış olursa inşallah Kürd baharı olur."

Bu kavgaların bitmesi insanlık için zaruri ve gereklidir. Bütün güçlerin menfi kavgada son güçlerini yok etmeleri, akıl ve mantıktan uzaklaşmaktadır. Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmektir. Bu çağrımız iki taraf içindir. İnsanları ihya etmek bütün insanları ihya etmektir. İslami ve adil bir Barış olursa inşallah Kürd baharı olur.

Kürt meselesi nasıl çözülür?

Çözüm için; gerçek adaletin hayata hakim olması lazımdır. Bunun için ne gerekiyorsa bütün unsurlarıyla hayata geçirmek, gerçek saadete geçiş için, bütün hissiyatın ve nefsaniyetin adil bir şekilde tatmin edilmesi gerekir. Gerçek huzura adalete kavuşmamız için, işin edebiyatından ziyade, hayatın gerçeklerini nazara alarak, gerçek baharın gelmesi için, gerekeni yapmak, bu ölçüler içinde hareket etmek , herkesin hakkını hukukunu muhafaza ederek, hiçbir ferdin ve milletin hakkına tecavüz etmeden, kur’an-i bir anlayışla, gerçekleri bilerek ve anlayarak , mahkeme-i kübrada zerre-i miskal, hayır ve şerrin muhasebesi olacağı günde,bütün hasene ve seyyiatını hesaba katarak, hareketlerimizi bu kontrol üzerine bina edelim ki; gerçek saadetin ve baharın görüleceği, bu hakkın; haklı ve hakikatli meselelere bilerek ve severek bahara mazhar ve masadak olacağımızı ümit ederek çalışmalıyız.… Şuurlu olmamız dileğiyle…

 

 

 

Yazı dizisi 8. gün Mücahid BİLİCİ

Yazı dizisi 7. gün Muhammed Sıddık Şeyhanzade

Yazı dizisi 7. gün Dicle ANTER

Yazı dizisi 6. gün Dengir Mir Mehmet FIRAT

Yazı dizisi 6. gün Hasip KAPLAN

Yazı dizisi 5. gün Mehmet Emin AKTAR

Yazı dizisi 5. gün İbrahim GÜÇLÜ

Yazı dizisi 4. gün Hüseyin YILMAZ

Yazı dizisi 4. gün Abdulkadir BADILLI

Yazı dizisi 3. gün Ahmet GÜNEŞTEKİN

Yazı dizisi 3. gün Yüksel AVŞAR

Yazı dizisi 2. gün Adnan FIRAT ve Nuşirevan ELÇİ

Yazı dizisi 1. gün Feridun YAZAR ve Ayhan BİLGEN