17 Ekim 2018, Çarşamba

Üst Menu

Şiirlerin Ağıtçısı Bejan Matur ve “Son Dağ”

Şiirlerin Ağıtçısı Bejan Matur ve “Son Dağ”

“…Son dağ

Varlığı zamanın.

İşte söylüyorum

Kelimeler benimle hâlâ.

Uzak kıtalar

Dönenceler yağmurda,

İçimde hepsi

Ve gerçek...”  

 

           

Feqîyê Teyran’ı, İbo Bege Parsine’yi, Siyabend ve Xecê’yi, dengbej bir kadın anlattı bana ilk. Annem, senelerce gecelerimin sesi olmasaydı, daha bir çocukken Mêmê ve Eyşê’yi tanıyamaz ve her Süphan Dağı’na baktığımda, o dağda ölen bir aşkı göremezdim.

           

Gerçek bir hikaye, üzerine yakılan ağıtlar ile zamanın silemeyeceği, kalıcı bir esere dönüşüyor. Bazen bir yazıyla, bazen bir resimle, bazen bir şiir ile. Ha bir de stranlar vardı ya! Bazen, sadece ses ile!

 

Şu günlerde gittiğim her yere, benimle gelen bir kitap var. Bejan Matur’un “Son Dağ” kitabı. “İyi ki yazıyor”, “İyi ki bir ağıtçımız var” dediğim kitabı. Kaç şair, kaç yazar acıyı bu kadar hissederek anlatır! Bejan Matur, bir yazı ustası, ama aynı zamanda, yazdıklarının acısını taşımış, sahiden yaşayan ve sahiden yazan samimi bir anlatıcı.

 

“İnsan bir dağı geçerken harf gibidir

Sessizce kederini taşır

Taşlara dokunup ağlar.”

 

           

Her bir dizede kederlerimiz, kaderimiz ne kadar da benziyor birbirine! Her bir şiirin, sanki saat gibi işleyen, birbirini tanımayan ve asla tanıyamayacak olan milyonlarca insanı etrafında toplayacak güce sahip, derin, yaşayan bir kalbi var. Bu yüzden doğaya, yaşama, ölüme, anneye, çocukluğa ve aşka giden, sakin bir yolculuktayım! “Son Dağ”a doğru. Her gece inandığın, sevdiğin bir kadın, bir adam gibi Matur’un kelimeleri!

 

Ne kadar ortak duygumuz var! “Bırakılmış gülüşler”den söz ediyor mesela bir şiiri, bir diğeri yalnızlığı, ölümü, şefkati, zamanda kaybolanları, ağıtçı kadınları, anneyi, çocuk olmayı… Uzak bir ülkede, iki kişi yaşamak gibi Matur’un kelimelerinde kaybolmak. Onun ağıdı, acı çeken kalpleri; şefkati dağların gizinde arayanları anlatıyor. Tanıdığımız duygulardan fazlası var şüphesiz Bejan’ın ruhunda. Bize de ait olan!

 

             

İnançlarımız, anılarımız, yakın-uzak olsa da doğduğumuz şehirler başka. Acılarımız başka! Benziyor evet, benziyor olsa bile!

 

Örneğin “Dağ”

Aşk acısından deliren, bir kış günü, çıplak ayakla Artos'a kaçan ve bahar geldiğinde cesedi dağın doruklarında bulunan Gevaşlı bir adamı! Gölgesinde, sabırsızca aşkı bekleyen genç kızları hatırlatıyor! Bir yaşlı adam vardı bir de. Yıllar önce bir geceliğine kaybolmuştu. Bütün köy halkı ellerimizde fenerlerle aramıştık sabaha kadar. Ne korkmuştum ölecek diye o gece babam! Ne ağlamıştım! Bir de düşler kurdurur “dağ” bize. Ah Kalbimiz! Çok daha fazlasını istiyor! Çok daha fazlasını hatırlıyor bir dağa bakınca!

 

“...Senin omzuna yaslanmak

Bir dağın  tamamlanması.

Senin omzuna yaslanmak

Akmak bir vadiden...”

 

Yakın bir zamanda T24’e verdiği bir röportajda Bejan Matur,  Kürtçe şiirler yazmaya başladığını söylüyor. Benim için bir müjde. Şimdi, o şiirleri bekliyorum. Zamanlar üstü kelimelerin, biz okuyucularına ulaşmasını.

 

Seviniyorum, annemin varlığına sevindiğim gibi! Bir koruyucusu var acı hikayelerin, çünkü bir anlatıcısı. Ruhu doyuran, kederlerimize bir ad koyan, belleğin koruyucusu bir şairi. Annemin dudaklarından, bir şairin ellerinden öperim. Anlattıkları için.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.