17 Ocak 2018, Çarşamba

Üst Menu

Tarih ve Kürtçe Öğretmen Atamaları Ne Zaman?

Tarih ve Kürtçe Öğretmen Atamaları Ne Zaman?

 

Türkiye olarak yeni bir yönetim ile beraberiz. Öncelikle bu yeni dönemin bütün halkımız ve barışa giden yol için hayırlı olmasını diliyorum.

 

Her ne kadar yeni diyorsak da aslında misyon ve ekip olarak farklı bir hükümet değil elbette.

Bir öncekinin bıraktığı yerden ve hemen hemen aynı öncelikli politikalara sahip olacaktır ve bir öncekinin devamı olan, pek çok problem bulunuyor masasında.

 

Bunlardan bazıları yeni öğretmen atamalarıdır. En problemli alanların başında Tarih ve Kürtçe öğretmen atamalarıdır.

 

Şimdiye kadar yapılan atamalarda, bu alanlarda olan öğretmen adaylarının en mağdur ve üvey evlat muamelesine maruz kalmaya devam ettiklerini görüyoruz. Hala on binlerce öğretmenin atama beklediği bir süreçteTarih ve Kürtçe öğretmenlerinin yaşadıkları dramlar dayanılır gibi değil. Sadece şahsıma yazılanlar bile durumun vahametini gösteriyor.

Yıllardır ataması yapılamayan Tarih öğretmenleri içinde öyleleri var ki içinde bulundukları şartlardan dolayı artık yaşama arzularını kaybedip, intiharların eşiğine gelenler mevcut.

 

2014 tahmini öğretmen atama alanlarına baktığımızda yine Tarih ve Kürtçe alanlarında bir umut verilmediğini görüyoruz.

Yeni yönetimin, yıllarca eğitimini aldıkları alanlarda hizmet etmek, ayakları üzerinde durmak isteyen insanlarımızın umutlarının daha fazla kırılmadan, yaşam arzularını söndürmeden acil ve öncelikli adımlar atması gerekmektedir.

 

 

Kürtçe Öğretmen atamalarını, çözüm sürecinden ayrı düşünemeyiz

 

“Kürtçe’nin seçmeli ders olarak okutulmaya başlamasının ardından çeşitli üniversitelerde öğretmen ihtiyacını karşılamak için Kürt Dili ve Kültürü tezsiz yüksek lisans bölümleri açıldığını,

 

2013 ve 2014 yıllarında Mardin Artuklu Üniversitesi, Diyarbakır Dicle Üniversitesi, Bingöl Üniversitesi, Muş Alpaslan Üniversitesi’nden yaklaşık 1500 kişi mezun olduğunu

Ancak mezun olan öğrencilerin ataması gerçekleşmediğini,

 

15 Ağustos’ta Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili İdris Baluken, Kürtçe öğretmenlerinin durumlarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı (MEB) Nabi Avcı tarafından yanıtlanması istemiyle, Meclis Başkanlığı’na yazılı soru önergesi verdiğini,

 

25 Ağustos’ta Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteren Kürdoloji Enstitüsü bölümünden mezun olan Kürtçe öğretmenleri, “atama konusunda” kendilerine verilen sözler yerine getirilmediği için açlık grevine başlama kararı aldıklarını ve eylemlerini pratiğe geçirdiklerini,

 

26 Ağustos’ta da HDP Van Milletvekili Özdal Üçer Kürtçe öğretmenlerin atanmaması konusuyla ilgili Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı’nın yanıtlamasıyla istemiyle Meclis’e soru önergesi verdiğini”hatırlayalım.

Oysa dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan 2012 de bu konuda açıklama yapmış ve sonrasında Kürtçe, MEB öğretim programında yer almıştı. Daha sonra bu alanda Mardin Artuklu üniversitesi ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında okutulacak kitaplar konusunda bir protokol hazırlanmış ve Kürtçe öğretmenlerinin atanmak üzerine eğitileceği ifade edilmişti.

Hakeza dönemin başbakanı bu yapılanlar ile övünmüş, meydanlarda ‘gelişen, büyüyen Türkiye’den bahsederken‘Kürtçeyi yasak dil olmaktan biz kurtardık, sizi, biz özgür ettik, bizim verdiğimiz özgürlükler ile…’ mihnetlerde bulunduğunu gördük. Fakat halkın yaşamakta olduğu şartlara baktığımızda atıldı denilen adımların pratikte hiç de karşılığının olmadığını, gerçeğin aslında gösterilen gibi olmadığını anlıyoruz.

‘Artuklu üniversitesi önünde açlık grevine başlayan öğrencileri, HDP Mardin Milletvekilimiz Gülser Yıldırım ile ziyarete gittiğimizde dertlerini bire bir dinleme imkanımız oldu.

 

“Bu hikaye derin ve hüzünlü bir hikaye, aynı Kürt dili gibi”

Bu mesele nedir? dediğimde açlık grevine başlayan bir öğrenci böyle cevap verdi.

‘Dil alanında tüm yasakların aşılması için Kürt dili öğretmenliğini bir adım olarak düşünmüştük.

Bize verilen sözler tutulmadı.

Dilimizin eğitim dilinin dışında tutulmasından dolayı, halkımız çeşitli sıkıntılar yaşamaya devam ediyor.

Bu durumu şahsileştirmek istemiyoruz. Bu bir halkın sorunu’ diyor gençler. Neyi, niçin yaptıklarının farkındalar. Özgüvenleri yerinde.

Fakat toplumuzda popüler olan gündemlere rağbet çok fazla olduğundan yaşamın içinden ve hakikat olan bir zulmün giderilmesi için bedel verenler pek fark edilmiyorlar günümüzde. Dolayısı ile kamuoyunda yeteri kadar sesleri duyulmuyor ve hak ettikleri desteği göremiyorlar.

Açlık grevinde ki mezunlardan biri olan Aynur Ilı ’60 yaşında ki annesinin de bu sıcaklarda eyleme yanlarına destek vermek için gelmek istediğini söylüyor.

Problemlerini yetkililere duyurmak için pek çok yol denemişler.

‘Kürtçe Öğretmenler Platformu’ olarak 27 kez basın açıklaması yapmışlar ancak en sonunda açlık grevine karar vermişler.

Şimdilik 20 kişi dönüşümlü olarak başlamış açlık grevine. 24 saatte değişiyor nöbetleri zira gündüz dershanelerde çalışan arkadaşları var.

Öğrenciler adına Yunus Aslan söz alıyor.

‘Evet, başka alanlarda da yüz binlerce atama bekleyenler var ama çözüm paketi ile ufakta olsa bir adım atıldı fakat hala pratikte bir karşılığı yok bunun. Halbuki herkes özgürlük ve dil konusunda ciddi bir şeyler olduğunu biliyor. Çözüm paketinde verilen sözler yerine getirilmeli. Madde madde belirtilen sözler yasal zemine oturtulmalıdır.

Bir anadil tercihli olmaktan çıkarılmalıdır ve eğitim dili haline gelmelidir.

Bu dil seçmeli olduğu için seçmek zorunda değiliz. Kendi dilimizi seçmek zorunda kalmadan her alanda kullanabilmeliyiz.’

Dil olayının sadece mezunların sorunu olarak algılanmasından’ rahatsızlar. ‘Bu sorun bir toplumun meselesi’ diyorlar.

“Kürtçe bilim dili değil,

Kürtçe edebi değil diyerek bir halkın dilini itibarsızlaştırıyorsunuz”

 

Kürtçe öğretmen atamalarını bekleyen 1700 civarında mezun var.

‘Kürtçe Öğretmenler Platformu’olarak yaptıkları basın açıklamasından bazı pasajlarda şöyle sesleniyorlar;

 

“Kürt halkı onlarca yıldan bu yana varlığının en önemli unsuru olan anadilini korumak için mücadele veriyor. Bugün Rojava’da ve Şengal’de yaşananlar da bir varlık mücadelesinin sonuçlarıdır.

Bir anlamda biz; yeni eğitim- öğretim yılı yaklaşırken hayatı her alanında ana dilin ön plana çıkması ve gündemde yer almasını arzuluyoruz. Dolayısıyla Kürtçe öğretmen atanmaması sorununu da anadili probleminden bağımsız düşünmüyoruz. Çünkü her gün Kürdistan’da Kürt çocukları, doğal asimilasyona uğruyor ve Kürtçenin sosyal alandaki varlığı daralıyor. Bunun için de başta Kürt halkı olmak üzere herkesin buna duyarlı olması çağrısında bulunuyoruz.

Kürtçe öğretmenleri olarak en nihayetinde ana dilde eğitimi ve anadilin anayasada güvence altına alınmasını talep ediyoruz. Anadilde eğitimin uygulamaya geçmesine kadar da ortaokulların 5, 6, 7, ve 8. Sınıflarına konulan seçmeli Kürtçe derslerini de bir ara formül olarak görüyoruz. Bu anlamda okullara Kürtçe derslerini önemsiyoruz. Fakat bu dersleri vermesi için üniversitelerde yetiştirilen Kürtçe öğretmenlerinin hala atanmaması, bu konuda samimi olunmadığına işaret ediyor.”

Gençlerimizin ve halkımızın barıştan ve yaşamdan emin oldukları bir geleceğe destek olmak bizlerin elinde.

 

Toplumlar tarih, dil ve değerleri ile anlam kazanırlar.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.