20 Temmuz 2018, Cuma

Üst Menu

Temel Îmkânımız

Temel Îmkânımız

Biz Kürtler başta olmak üzere, bir bütün olarak İslam dünyasının önemli bir probleme sahip olduğunu düşünüyorum ki o da şudur: Muzdarip olduğumuz temel problemlerin bu denli can yakıcı olması, bu problemler için çözüm ufukları yaratacak bir imkândan yoksun oluşumuzdan değil bu problemler ile kurduğumuz ilişkiden ötürüdür. Daha basit bir ifade ile; biz imkâna sahip olup-olamama problemine değil bu imkânı harekete geçirememe problemine sahibiz. Veya şöyle ifade edelim: Problemin kendisi ile onunla geliştirdiğimiz ilişkinin karakteri arasında sorun yaşıyoruz.

 

“Her problem, kendisi ile beraber çözümünü de var ederek ortaya çıkar” önermesine sonuna kadar karşı çıkmasak bile, problemin kendisi ile beraber ortaya çıkan “çözüm”ünün aynı zamanda problemi var eden koşulları sağlama ihtimali de yüksek olur. Yani sorun-çözüm diyalektiği bizim için aynı zamanda kurulmuş bir tuzağa da işaret edebilir. Sorun ile birlikte bize gösterilen “çözüm”ün; esas olarak bir başka problem alanını işaret etmesi kaçınılmaz olur. Çünkü bize gösterilen çözüm ile çözebileceğimiz “sorun” bu vesile ile sağlama alınmış olur.

 

Bu ifade etmeye çalıştığım şeyi bir iki örnek ile açıklamaya çalışayım:

 

Türkiye’deki 80 yıllık Ortodoks Kemalizm’in 2000’li yıllardan sonra sarsıntı geçirmesi ve de 80 yıllık onca çaba, sindirme ve iktidar araçlarına rağmen bugün bunun Türkiye’de geldiği yer şunu gösterdi: Bu topraklarda İslam’a rağmen gelişen hareketler, toplumun dinamiğini yukarıda ifade etmeye çalıştığım minvalde harekete geçirmeye değil onu baskı altına almaya yarar.

 

Çünkü bu topraklarda İslam’a rağmen gelişen her iktidar zorba ve diktatör olur.

 

“Arap baharı” olarak tanımlanan ve esas olarak büyük Müslüman kitlelerin yine baskı altına alınmış dinamiğini bir türlü sabote etme işlevini gören tasallutçu devletlere karşı geliştirdiği itiraz, bizi yine aynı sonuç ile yüz yüze bırakıyor: İslam temel dinamiğimizdir ve bu o kadar açık bir gerçektir ki bu gerçeği hesaba katmadan geliştireceğimiz çözümler, çözüm için şart koşulan objektif şartlarından mahrum olur.      

 

Bununla birlikte, sahip olduğumuz bu imkânın kendini bize bu denli çıplak bir şekilde gösterdiği ölçüde çıplak olan bir şey daha var: Bu imkân ile kurulan ilişki yanlıştır, bu imkân ile kurulan ilişki; bu imkânı imkân kılan ontolojik gerçeğe dayanmıyor. Bir başka ifade ile; bizim İslam açısından bu denli yüksek bir varoluş potansiyeline sahip olmamız, bu potansiyele yaslanarak siyaset yapan ve “çözüm” üretenlerin gerçekten bu potansiyelin karakterine sahip olduklarını göstermiyor.

 

Ne Türkiye’de AKP iktidarı üzerinden ve ne de sair Müslüman toplumlarda değişik siyasi hareketler üzerinden varlık kazanan siyasetler gerçekçidir. Çünkü bu siyasetler sahip olduğumuz bu imkândan beslenmekle beraber bu imkânı sahici kılacak bir ufka sahip değildirler.

 

Dünya sisteminin onlar için öngördüğü yerde konumlanmak konusunda gösterdikleri başaralı performans kesinlikle bir tesadüf değildir.

 

Bu noktada, yazımın girişinde ifade ettiğim sorunu tekrar önümüze alabiliriz: Muzdarip olduğumuz temel problemlerin bu denli can yakıcı olması, bu problemler için çözüm ufukları yaratacak bir imkândan yoksun oluşumuzdan değil bu problemler ile kurduğumuz ilişkiden ötürüdür.

 

Dünya sisteminin konumlandırdığı yerde bulunmak gayet tabii ki bu sistemin öngördüğü problematiği içselleştirmek, sorun-çözüm diyalektiğinde dünya sisteminin öncüllerini refere etmek ve de bu referans üzerinden çözümler peşinde koşarak sahiciliği kaybetmektir.

 

Kürt toplumu özelinde mesele daha net idi.

 

Kürt toplumunda gelişen modern/politik hareketlerin ciddi bir avantajı vardı: Kürt toplumu, tarihin uzak köklerinden tevarüs ederek uzanmış yüksek bir özgürlük istencine sahip idi ve bu istenç o kadar sahici idi ki Kürt toplumunu ayakta tutan temel özellikti adeta. Özellikle Kuzey Kürdistan’da, bugün için gelinen durum bize, sorunlarımızı karakterize etme ve tanımlama açısından düştüğümüz döngünün ciddi ipuçlarını veriyor.

 

Kürtlerin ciddi siyasi sorunlar ile karşı karşıya kaldığı, bu sorunlar ile baş edebilecek imkânlara da sahip olduğu ne kadar açık ve net olarak önümüzde duruyorsa, bu imkânı işlevselleştirmenin ve de sorun-çözüm problematiğini doğru kurgulamanın da en az o kadar ciddi bir sorun olarak önümüzde durduğu gerçektir.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
21.Temmuz.2015 Salı
25.Mart.2015 Çarşamba
11.Ekim.2014 Cumartesi
12.Ağustos.2014 Salı
28.Temmuz.2014 Pazartesi
05.Mart.2014 Çarşamba