17 Eylül 2019, Salı

Üst Menu

Tezer Özlü

Tezer Özlü

Tezer Özlü, hayatın genç ayrılıkçısı 71 yaşında! Tezer gibi, yaşamı ve kafası arasında eşik farkı sıfır olan bir yazara dair her şey önemlidir. Hele olgu değiştiren insanla, olgusu çoğalan yaşam içinde, edebiyatçının konumu bu kadar muğlakken. Keza kolaylaşan yaşamın, ağır ve gizli yükü her kertede edebiyatın toprağına dökülüyor.Tezer Özlü gibi, yaşama incecik sızılarla tutunmaya çalışan bir yazarın işi hiç kolay olmadı. Zira Tezer, hayatın tortusunda boğulan ve buna yazımı ile bayrak açan bir yazardı. Sadece yazarlığı,üslubu kesintisiz özgürlükçü kalma isteği ile değil, edebiyat alanını, bireyin var olma ilkesini netçe sorgulayan bir kadındır. Büyük yazar olma olgusunun; çok eser yazma, çok yaşama  ile sınırlı olmadığının da örneği.

Tezer Özlü'nün yazınsal konumu ve yaşamı bir çok açıdan insanda dikkat uyandırır. Yaşamını yazımından kaçırmadan yazması, toplumun ve dönemin edebiyatı için daha da aykırı bir durumdu. Edebiyatının sınır zorlayan tutumu ile Türkiye toplumunun sınırlar arası katılığını göz önüne aldığımızda,Tezer Özlü’nün bu katılıkta gedik açtığını söyleyebiliriz. Zira Türkiye toplumu günümüze dek, yazarı ile yaşamı arasında özgür olamamanın sancılarını yaşamaya devam ediyor.

Tam da bu noktada Tezer’e sancılı yazar demenin gerekçeleri ortaya çıkıyor. Evet, gerçekten Tezer, derin sancıları olan ve bunu son ana kadar yazarlığına yansıtan cesur bir kadın. ''Hiç değilse acıları dönüştürecek sözcüklere sahip olduğumu düşündüm.'' diyerek yazarlığının her aşamasında hangi saiklerle meşgul olduğunu da apaçık ortaya koyuyor.

Tezer Özlü, kült katkı ve kişisel özgünlük kavramlarını yaşadığı sürede edebi realiteye yeterince yansıtamasa bile, kendisiyle özdeşleşen bazı tutumlarının yazarlık sahasına yeni bir kanal açtığında söyleyebiliriz. Kadın yazar olarak, ayrıksılığını kanıtlamakla kalmayıp, edebiyat ve yaşam arasında kendi dilini de yaratmıştır.Tam da bu durumda Tezer Özlü, günümüz gerçekliğini dikkatte aldığımızda, kök yazar olmaya doğru ilerliyor. Toplumun birçok tarihsel koduna karşı sorgusunu sürdürüyor.

Ne yazık ki Tezer’de bir çok çağdaşı gibi, diğer toplumlara ulaşamamanın hazin kaderine  sahip. Keza kimileri Tezer gibi, bu sistematik devlet ve toplum gericiliğine dayanamayarak yaşamını hedef aldı. Kimileri de devletçe hedef alınarak yaşamından edildi. Stendal'ın ''1900’lere doğru anlayacaklar beni'' sözü, Tezer’in  kısacık  yaşamından, 2000’li yılların  Türkiyesine dek,Tezer'in neden daha çok anlaşılmaya başlandığını doğrular vaziyette.

Sanırım Türkiye'de 20. asırda yazıp, 21. asırda daha çok anlaşılmaya başlanacak yazarların ilki Tezer Özlü olacak.Toplum hayatının perdelerini, bireyin dünyasındaki uyutulmuş sisi dağıtan bir kaç yazardan biri olarak edebiyatının realitesine  daha çok şahit olacağız.

Çünkü Tezer, bugünkü Türkiye'de yaşanan geri dönüşüm kaosunu çözmüştü. Bunun için Tezer özlü, 21. yüzyılın ruh halini erkenden yazdı, yazabildi. Bu yüzleşmeden dolayı ruhundaki açığı durduramamış kendi toplumu ve ülkesiyle de barışamamıştır.Onun için etrafı daralmış, topluma ulaşması zorlaşmıştır.

Tezer’in, isyanı sadece edebi yada bireysel bunalımından ibaret değil.Gelişmemişliğin toplumda yarattığı gerilimlerin ev, sokak, okul ve çevresel nedenlerinden yaralanan bir kadındır. Türkiye'de kadın sorunun, hangi ikilemlerden beslendiğini ve bunun kadın üzerinde nasıl bir körleşmeye yol açtığını yine onun bu yaralanan duruşunda buluruz.  

Türkiye’nin bugünde içinde bulunduğu hal, aslında Tezer ‘in dünyasının erken çökmesine sebep olan bağnazlığın ve rezilliğin hal örneğidir.Tezer, kendi yaşamını, özgürlüğünü uysal kılmaya çalışanlarla kavgasına, çocukluktan başlayıp, yaşamına ucuna dek sürdürmüştür.

Tezer’ in köhne ve kokuşmuş algılar olarak işaret ettiği duraksamanın tam ortasındayız. Ne yazık ki  isyan, acı ve çılgınlıktan ölmemek için direnmemiz gereken asıl dönemde! Sosyal, siyasal, kültürel ve kimliksel yıkımların dünyada yayılması, İnsanlığın göç ettirilmesi, coğrafyaların çölleştirilmesi Tezer’den bu yana katlanarak sürüyor. Ve dönüp baktığımızda Tezer’in sorunları, soruları hala karşımızda. O nedenle Tezer, ne sadece yazmaktır nede sadece edebiyat.Bu ikisinden daha derin bir yaşam arayışıdır.

Zorlu bir görevdir Tezer'in üstlendiği. Sadece içindekilerle yazışır. Dış dünyada imge ve ses olmak, sadece bilinende yürümektir onun gözünde. Oysa Tezer, kelimelerle akıntı oluşturur. Tam da bu noktada akıntıya kapılan değil, bizatihi akıntıya yön verendir.

Yazardan yazıya geçen akıntıların en genç halinde kalsa da.! İnsan her yıl bir kez Tezer sayesinde başka akıntıların kiri ve pasından aklanıyor. Tezer’in akıntıları karşı kıyıların çığlığı olmaya devam edecek. 

Sınırda duramayanların yazardır Tezer.  

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

30.Ocak.2016 Cumartesi
27.Kasım.2015 Cuma
16.Ekim.2015 Cuma
16.Eylül.2015 Çarşamba
13.Temmuz.2015 Pazartesi
07.Temmuz.2015 Salı
01.Temmuz.2015 Çarşamba
18.Haziran.2015 Perşembe