22 Şubat 2018, Perşembe

Üst Menu

Topuz: Etrafında koparılan gürültüye uygun bir içerik çıkmadı

Topuz: Etrafında koparılan gürültüye uygun bir içerik çıkmadı
Topuz: Etrafında koparılan gürültüye uygun bir içerik çıkmadı. Demokrasi açısından kıymetli bazı şeyler var fakat temel hakların perakende mantıkla düzeltilmesinin pek de mümkün olmadığı gerçeği yine göz ardı edilmiş durumda.
30 Eylül 2013
-A +A
DEMOKRATİKLEŞME PAKETİ: BEKLENTİLER, TEPKİLER... RÖPORTAJ DİZİSİ
 
Hazırlayanlar: Behmen Doğu, Zeynep Yüncüler
 
Türkiye'nin günlerdir merakla beklediği "Demokratikleşme Paketi" Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından 30 Eylül 2013'de açıklandı. Pakette atılan adımları kimileri olumlu karşılarken, kimileri eleştirdi veya tamamen karşı çıktı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan pakette atılan adımları açıkladıktan sonra, bunların sadece demokratikleşmeye yönelik bir başlangıç olduğunu söylemesi, paketin devamının olacağı düşüncesini yarattı.
Ak Parti'nin hazırladığı pakette şimdilik atılan adımların başlıkları şöyle; mevcut seçim sistemi, siyasi partilere devlet yardımı, beldelere teşkilat kurma zorunluluğu, eş genel başkanı sistemi uygulama imkanı, siyasi partilere üyelikteki engeller, farklı dil ve lehçelerde siyasi propoganda yapma imkanı, nefret,ayrımcılık, yaşam tarzına müdahala gibi suçlar, klavyelere özgürlük, özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim, köy isimlerinin değiştirilmesi, Nevşehir Üniversitesi'nin ismi Hacı Bektaş-ı Veli olacak, yardım toplamada kısıtlamalar, kamu kurumlarında başörtüsü yasağı kaldırılacak, öğrenci andı uygulaması kaldırılıyor, Midyat'taki Mor Gabriel Manastırı Süryanilere iade edilmesi ve Roman dil ve kültür enstitüsü kuruluyor. 
 
Dün açıklanan paketin içeriğinde bulunan neredeyse tüm bu başlıkları, farklı kesimlerden birçok yazar, gazeteci ve akademisyen Hür Bakış için değerlendirdi. 
 
Ali Topuz - Gazeteci
 
Demokratikleşme paketini genel olarak nasıl buldunuz?
 
Etrafında koparılan gürültüye uygun bir içerik çıkmadı. Demokrasi açısından kıymetli bazı şeyler var fakat temel hakların perakende mantıkla düzeltilmesinin pek de mümkün olmadığı gerçeği yine göz ardı edilmiş durumda. En önemlisi de ilerleme ya da hakkın sağlanması denilen noktalarda gerçekten öyle mi emin olmak çok zor. Örneğin Mor Gabriel mülkünün iadesinde, kesinleşmiş mahkeme kararının ne olacağını bilmediğimiz gibi, Süryanilerin sadece devletin-hükümetin insafına bırakılmasına yol açan statüsüzlüğün ortadan kaldırılmasına dair bir hamle yok. Yani hükümet bize prensip olarak hangi özgürlüğü kabul ettiğini, hangi mekanizmayla temin edip güvencesini sağladığını söylemiyor, perakende bir şeyler çıkarıp veriyor, hayrını gör diyor. 
 
Pakette yer alan “Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi” maddesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Bu, birinci soruda sözünü ettiğim statüsüzlük meselesi çerçevesinde ele alınması gereken bir durum. Başta başbakan olmak üzere AK Parti’nin üst düzey yöneticilerinin önemli bir kısmı, her fırsatta eğitim-öğretim dilinin Türkçe olduğunu ve değişmeyeceğini vurguluyor. Bulunan model de cumhuriyetin temel mantığının geliştirdiği bir hileden başka bir şey değil. Önerilen model, halen var olan Galatasaray lisesi, Alman lisesi, Robert Kolej gibi okullardaki sistem. Buralarda aslen “eğitim dili Türkçe”dir de işte fen alanında filan Fransızca, Almanca, İngilizce ağırlıklı öğretim yapılır. Dolayısıyla pratik adım olarak bakarsak, okullardaki seçmeli derse göre pratikte ileri bir adım ama prensip açısından AK Parti’den önceyle bir değişiklik yok. Yani AK Parti, dillere destan olmasını istediği cesaretini Kürtçe konusunda bir türlü gösteremiyor veya göstermek istemiyor. İlkinde sorun ne diye sorabiliriz, ikincideyse karar veririz: AK Parti anadilde eğitim konusunda rakiplerinden ileri düşünmüyor. Çünkü prensip kararı eksik. 
 
Seçim barajı ile ilgili üç seçeneği nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Seçim konusunu uzmanlarına danışmak gerekir. Fakat madem partilere teklif getiriliyor, o halde neden partilerden teklif kabul edileceği belirtilmiyor? Çünkü hangi sistemin uygulanacağını ilan etmek yeterli bir adım değil, nasıl uygulanacağını da söylemek gerekir. Yine de bu başlığı eleştirmek istemem, neticede partiler arası bir müzakerenin açılmış olması, sınırlı başlık altında da olsa, reddedilecek bir şey sayılmaz bana göre.
 
TCK ve TMK’nın değiştirilmemesini nasıl yorumluyorsunuz?
 
Bu, ilk iki soruya verdiğim yanıttaki mantığa uygun bir gelişmeme, ne yazık ki! Yani prensiplerle değil, parça parça işlerle yetinme mantığına. TMK kalkmadığı sürece, demokratikleşme açısından atılacak en iyi adım bile dönüp kendi üstüne çöker, işlevsizleşir. Çünkü TMK varlığıyla tüm sistemi tersine çevirir. TMK ve ceza sistemindeki diğer kusurlu mevzuatın temizlenmemesi, iktidarın siyasi meseleleri mahkemeler yoluyla yürütmeye devam edeceği anlamına gelir. Siyaseti yargısallaştırmak AK Partinin icadı değildi, 12 Eylül faşizminin enstrümanıydı, fakat niye sahip çıkılıyor, hükümetin buna makul bir yanıtı yok.
 
Eğer paket genişletilirse atılacak önemli adım(lar) ne olmalı sizce?
 
Paketin genişlemesinden önce, prensiplerin ilanı gerekir. Örneğin, “Süryanilerin Lozan’da yok sayılmasının getirdiği sorunları gidereceğiz. Varlıklarını, haklarını, statülerini hukuki çerçeveyle güvenceye alacağız” dersiniz, sonra mevzuat, maddeler, iadeler tartışılır. “Bak Mor Gabriel’i verdik” demekle yürümez iş. Kürtçe eğitim öğretim olacak mı? İnançlara tam özgürlük olacak mı? Diyanet gibi ne yaparsanız yapın “devlet dini”nin bekçiliği dışında bir iş yapamayacak bir kurum yaşatılacak mı? Alevi dedelere maaş varmış da o da sonraya bırakılmış da filan gibi parça başı işler değil mesele, inanç konusunda da diğer özgürlükler alanında da temel prensiplerle yol almak gerekir. Bu paketteki en çarpıcı örnek, başörtüsünün asker, polis ve yargıda olmaması, niye? Yanıt yok. Prensip özgürlükse, buralarda da özgür olmalı. Buralarda yasaksa, yasaklanabilecek yerlerin varlığını kabul etmiş olursunuz, yasaklanabilecek yerler varsa o zaman sorarlar: Okulda, hastanede niye serbest? İlkelerle değil, perakende usullerle yürümenin ürettiği bir garabettir bu.
Romanlara ilişkin sözler ve “hak” da bir başka örnek. Romanlar TOKİ’den ev mi istiyordu hak diye? Daha geçen hafta bir vali Romanlar adına utanç verici bir belge üretti, sonra da “Emniyet yazmış” denildi. Prensiplerle yürüyor olsaydık, yeni bir sözüm ona nefreti bitirecek bol cezalı bir kanun yapmak yerine, bu toplumun derinlerine sinmiş ayrımcılığa karşı olunduğunu gösteren bir işlemle o valiyi, o emniyeti cezalandırırdık, buna hiçbir engel yok. 
 
 
 
Ragıp Duran - Gazeteci
 
Demokratikleşme paketini genel olarak nasıl buldunuz?
 
Paketin uzunca bir süredir reklamı yapılıyordu. Çok önemli ve tarihi olduğu söyleniyordu. Başbakan,  bir saatlik konuşmasının 45 dakikasında 27 Mayıs’ı ve muhalefeti eleştirdi. 15 dakikada da paketin içeriğini açıkladı. Paketin içi boş çıktı. Çünkü, PKK’nin gerillasını geri çekmeyi durdurduğu bir süreçte, Süreç’in tıkanmaması için bazı adımların hükümet tarafından atılması gerekiyordu. Olumlu bir girişim de olsa, ilkokullardaki andımızı kaldırmakla Çözüm Sürecindeki tıkanıklık giderilemez. Ben şahsen Erdoğan’dan zaten çok fazla bir şey beklemiyordum. Beklentilerim doğrulandı.
 
Pakette  yer alan “Özel okullarda farklı dil ve lehçelerde eğitim verilmesi” maddesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
 
Bir saatlik basın açıklamasında bol bol şehitlerden terörizmden söz eden Başbakan, bir kez olsun ağzına Kürt ya da Kürtçe sözlerini bile almadı.  Vergi veren tüm yurttaşların bu devletten anadillerinde eğitim alma hakları olmasına rağmen, bu talebi özel okullarla karşılamak, iki anlama gelir: 1- Ancak parası olan anadilde eğitim alabilir. 2- Buradaki anadilin somut tercümesi Kürtçe olduğuna göre, Cemaat’in eğitim sektöründeki konumu da bilindiğine göre, Kürtçe özel okullar da Cemaat(ler)e verilmiş durumda.
 
Seçim barajı ile ilgili üç seçeneği  nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bir Başbakanın, tayin edici bir siyasi konuda, ÖSYM sınavında olduğu gibi  üç seçenekli yaklaşımda bulunması gayrı ciddi bir tutum. İktidar partisi olarak sizin tavrınız nedir?’ Yüzde 10 barajı demokrasiye aykırıdır, bunu düzeltin’ diyen bir kamuoyu var. Başbakan, bir tartışma moderatörü gibi, üstelik biri mevcut statükoyu sürdürmeyi öngören üç tercih sunuyor.  
 
TCK ve TMK’nın değiştirilmemesini nasıl yorumluyorsunuz?
 
Paket, demokrasi paketi değil, başörtüsü ve devlet memurlarının siyasi partilere mensup olma paketi olarak adlandırılabilir. Çözüm Sürecindeki tıkanıklığı gidermeye niyeti olan bir iktidar, tabi ki TCK ve TMK’da yeni düzenlemeler önerip,  KCK haksızlığını gidermeyi düşünmeliydi. AKP ve Erdoğan’ın demokrasi anlayışı, 3. Boğaz Köprüsüne Yavuz Sultan adı verilmesinin ardından Nevşehir Üniversitesine Hacı Bektaş  adı verilmesiyle sınırlı. Gazetecileri içeri atıp ‘Klavyelere özgürlük’ demek de en azından tenakuz…
 
Eğer paket genişletilirse atılacak önemli adım(lar) ne olmalı sizce?
 
Paket genişletilecekse, atılacak bir tek adım, büyük bir ihtimalle demokrasiyi büyük ölçüde rahatlatacak: Erdoğan’ın   Başbakanlık ve AKP Başkanlığından  istifa etmesi…
 
 

4.Gün: Süleyman Çevik, Mehmet Emin Ekmen

4.Gün: Vahap Coşkun, Xalid Sadini

5.Gün: Mehmet Bekaroğlu