20 Eylül 2018, Perşembe

Üst Menu

Türk Siyasal İslamcılığının Görkemli Çöküşü

Türk Siyasal İslamcılığının Görkemli Çöküşü

Sözü hiç eğip bükmeden ifade edelim: Malum bir siyasi geleneğe dayanarak gelen Türk siyasal İslamcılığı, Tayyip Erdoğan ve AKP’nin şahsında bütün görkemi ile çökmüştür.

 

Beştepe’de inşa edilen israf ve şatafat abidesi saray; aynı zamanda tevazu, fedakârlık, diğergamlık ile mümkün İslamcı siyasete mezar olmuştur. Tayyip Erdoğna’ın sosyopoliği hakkında gayet açık fikir veren saray, sembolik olarak bütün bu siyasi geleneğin esas olarak defnedildiği yerdir.

 

Tayyip Erdoğan ve AKP’nin şahsında iktidar, Hakkın üstüne çıkarılmıştır. Kendilerine 13 yıl boyunca tek başına iktidar olma hakkı veren aynı milletin şimdi bu hakkı ellerinden almış olması karşısında tevbe, istiğfar, özeleştiri, iradeye saygı göstereceklerine; onu kaybetmemek için milleti ateşe atımışlardır.

 

İktidar için “veren de Allah’tır, alan da Allah’tır” deyip halka ve Hakka teslimiyet göstereceklerine, milletin gözleri önünde kibirli ve gasıp bir tutum ile onu korumanın yollarının peşine düşmüşlerdir. Düştükçe Allah onları daha da rezil etti ve ediyor.

 

Kendilerine muhalif olan herkesi dolaylı ve direkt olarak İslam karşıtçılığı ve dinsizlik ile itham ederek hizipçilik yapmışlardır. Sözümona kuracakları “büyük İslam medeniyeti”nin düşmanlarıdır bunlar! Propagandalarını bu argümanlar üzerinden teşekkül ettirerek İslam’ı araçsallaştıran, Emevilerin bile çakması sayılan bir algı operasyonunun yürütücüsü oldular.

 

“Başkanlık sistemine karşı çıkan Türkiye’nin hedeflerine karşı çıkmıştır” diyen Erdoğan; bir zamanlar “Türkiye Atatürk’tür ve Atatürk de Türkiye’dir” biçimindeki muhteşem faşist vecizeyi tersine çevirerek “Tayyip Erdoğan Türkiye’dir ve Türkiye Tayyip Erdoğan’dır” demeye getirmiştir.

 

13 yıldır iktidarda olmalarına ve güçleri yetiyor olmasına rağmen, “barajı kaldıracağız” dedikleri halde kaldırmadılar, çünkü işlerine yaradı. “Anayasayı değiştireceğiz” dediler ama değiştirmediler, çünkü işlerine yaradı. “MGK’yı kaldıracağız” dediler ama kaldırmadılar, çünkü işlerine yaradı. “YÖK’ü kaldıracağız” dediler ama kaldırmadılar, çünkü işlerine yaradı. Hem halka yalan söylediler hem de muteşem bir pragmatizm örneğini sergileyerek omurgasız ve ilkesiz siyasetin destanını yazdılar.

 

Son yıllarda basına büyük baskılar yaparak onlarca muhalif kalemi susturmak istediler.(Sonuncusu dün yaşandı. Bir süredir bölgeyi dolaşıp izlenimleri yazan Mehveş Evin’in Milliyet’teki işine dün son verildi. Evin, Twitter hesabından bunu duyurdu ve neden işine son verildiğinin sebebini bilmediğini ifade etti). Böylece kaba ve zorba bir diktatörlüğün bütün gereklerini yerine getirerek, telefon ile haber attıran, telefon ile yazar kovduran, tv programlarını sansürleyen, gazete patronlarını azarlayan, gazeteci tehdit eden bir diktatör olarak tarihteki yerini almış oldu.

 

Bakanlıklardan para aktararak beslediği kendi medyası her türlü yalanın, çirkefliğin, iftiranın, sansürün, görmezden gelmenin destanını yazdı/yazıyor. Ona kul olmuşlar adeta. Son 36 saatte bölgede, üçü çocuk 13 kişi devlet tarafından öldürüldüğü halde seslerini etmiyorlar. Dilsiz şeytan olmayı tercih ediyorlar. Dinlerini para ve mevki karşılığında satıyorlar. Binlerce insan haksız yere hapse atıldı, yüzlerce insan öldürüldü.

 

İnşa ettikleri bürokraside her türlü saltanatın gereğini yaptılar/yapıyorlar.

 

Yıllardır Kürt sorununu makul bir seviyede çözüme yakınlaştırma olanağına sahip oldukları halde yapmadılar. Oyalayıp durdular. Saraydaki sultan sadece şimdi değil, en az 8 yıldır beş dakika içerisinde memlekette akan kanı durdurma imkanına sahip olduğu halde yapmadı, yapmayı dendiyse de; altından saltanat çıkmadığı için vazgeçti.

 

En acı tarafı bütün bu camia içinde bunlara itiraz eden, sesini çıkartan, eleştiren neredeyse insan kalmadı. Bu acılı savaş ortamında “barış” diyen neredeye bir tanesi bile yok. En “muvahhid”leri bile, barış demeyi bir yana bırakın, “barış” diyen bazı Kürt-İslami çevreleri ulusalcılıkla itham ediyor. Hepsinin ağzından kan damlıyor. Allah, yüreklerinden şefkat ve merhameti adeta çekip çıkartmış.

 

Tayyip Erdoğna,  PKK için “ellerindeki silahı gömüp üzerine beton bile dökmedikleri sürece bir daha barış yok” derken, esasen şahsında çöküşünü sağladığı Türk siyasal İslamcılığın üstüne beton dökmüş oluyordu.

 

Baraş eline savaş karşılığı vererek fatihayı da okudular.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

14.Ağustos.2016 Pazar
29.Temmuz.2015 Çarşamba
21.Temmuz.2015 Salı
25.Mart.2015 Çarşamba
11.Ekim.2014 Cumartesi
12.Ağustos.2014 Salı
28.Temmuz.2014 Pazartesi
05.Mart.2014 Çarşamba
23.Haziran.2013 Pazar