21 Ağustos 2014, Perşembe

Üst Menu

'Türkiye'nin cinsel suçlar haritası kabarıyor'

'Türkiye'nin cinsel suçlar haritası kabarıyor'
Sosyalist Feminist Kollektif'ten Filiz Karakuş, Bingöl'de yaşanan E.A. olayı başta olmak üzere cinsel suçların bölgede yaşanan savaşın bir sonucu olduğunu vurgularken, ODTÜ Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldız Ecevit, bu sorunlar yaşanmadan evvel bunun engellenmesi için çalışma yürüttüklerini ifade etti.
25 Haziran 2013
+A -A
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ise, Türkiye'nin cinsel suçlar haritasında ciddi bir kabarmanın olduğunu dile getirerek, yasaların uygulanmamasının ve yargının yaklaşımının bunun nedeni olduğunu söyledi. 
 
Eşitlik için 3. Kadın Sivil Toplum Kurumları Forumu'nda buluşan kadınlar, Türkiye'nin güncel sorunlarına dair değerlendirmelerde bulundu. Sosyalist Feminist Kollektif aktivistlerinden Filiz Karakuş, forumda farklı kadınların olduğunu bu kadınların bir bütün kadın özgürlüğünü savunduğunu söylemenin doğru olmayacağını kaydetti. Forumda aile atölyesinde çalıştığını ve burada ailenin kutsallığını savunan kadınlar ile ailenin kadının özgürlüğü önünde engel olduğunu savunan kadınların bir arada olduğunu belirten Karakuş, "Bu anlamda bu kadar zıt görüşlerin içinden bir şeyler çıkarmak zor görünüyor. Yine eşcinsellik konusunda da bu zorlanma yaşanıyor. Yani cinsel yönelimi bir hastalık olarak kabul eden görüş ile eşcinsellerin eşit ve özgür yaşamını isteyen kesim arasında ortak bir tebliğ çıkarmak zor görünüyor. Ama bunlara rağmen birtakım ortak şeyler çıkarmak istiyoruz. Birbirimizle temas ediyoruz" dedi. Bingöl'de yaşanan cinsel istismar olayı başta olmak üzere asker tecavüzlerinin daha öncede bölgede yoğun bir şekilde yaşandığına dikkat çeken Karakuş, "Devletin bunu özellikle yaptığını düşünüyorum. Halkı etkisiz hale getirmek ve kimliksizleştirmek için aslında bir savaş yöntemi olarak kullanıyor. Daha önce de korucu tecavüzleri olmuştu. N.Ç. olayı vardı. Bunlar hepimizin bildiği olaylardır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın bu davaya müdahil olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Nitekim Bingöl meselesinin daha tamamlanmış bir mesele olmadığının altını özellikle çiziyor. Bölgede böylesi olayların çok fazla olması yaşanılan savaşın bir sonucudur. Kadınları etkisizleştirmek için bunu yapıyorlar. Hala var olan kültürel önyargılar nedeniyle kadınlar yaşadıklarını yargıya taşımakta zorlanıyorlar. Türkiye coğrafyasının tamamı bu anlamda birazda cinsel suçlar ile yüklü diyebiliriz" diye konuştu. 
 
'Kadınlara barışı anlattık'
 
Adıyaman Kadın Yaşam Derneği'nden Perihan Arslan, Adıyamanlı kadınlar olarak töre boyutuyla ciddi anlamda sıkıntılar yaşadıklarının altını çizdi. Medine Memi'nin katledilmesini hatırlatan Arslan, derneklerinin esas olarak bu konuları ele aldığını söyledi. Aile içi şiddete maruz kalan, boşandıktan sonra tehdit edilen kadınlar başta olmak üzere birçok kadının sorunlarına çözüm olmayı esas aldıklarını kaydeden Arslan, forumun ruhunun Türkiye'deki barış sürecine katkısının olmasını temenni ettiklerini kaydetti. Arslan, kadınların anayasa yapım sürecine katılımlarının da önemli olduğuna dikkat çekerek, "Ancak foruma katılan kesimlere baktığımda birazda şovenist duyguların ön planda olduğunu belirtebilirim. Kürt kadınlarını fazla görmüyor, onların yaşadıklarıyla, yarattıklarıyla ilgilenmiyorlar. Sadece kendi yaşantılarındaki basit bazı ayrıntılara takılıyorlar. Örneğin en basitinden bir atölyede 'Türkiye'de savaş mı var? Ben böyle bir savaş görmedim' şeklinde görüşler dile getirildi. 30 yılı aşkın bir süredir devam edegelen savaşı çok fazla görmeyen bir yaklaşımın olduğunu belirtebilirim. Hani çözümü görüştüğümüz şu günlerde hala bazı gerçeklerin görülmemesi incitiyor elbette. Ancak barıştan yana net olarak tavrını koyan kişiler de çok fazla. Biz biraz da burada kadınlara barışı anlattık, onları aydınlatmayı esas aldık" diye belirtti. 
 
'Cinsel suçlar işlemeden önlemek önemli'
 
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi ve ODTÜ Kadın Çalışmaları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yıldız Ecevit, kadın örgütlerinin temsilcilerini buluşturmak ve kadın hareketlerin görünürlüğünü sağlamak için bu forumu yaptıklarını ifade etti. En son 2003'de yaptıkları ikinci forumdan bu yana kadın sorunları konusunda eksilme olmadığını; ama sorunları çözme becerilerinin geliştiğini söyleyen Ecevit, kadın örgütlerinin sayısının arttığını kaydetti. Kadın örgütlerinin sayısı konusunda ciddi bir veri tabanına ihtiyaçları olduğunu, bunun için araştırma yaptıklarını dile getiren Ecevit, 2003 yılında 360 civarında dernek olduğunu bugün bu sayının çok daha fazla arttığını ve coğrafi olarak yaygınlaştığını kaydetti. Kadın örgütlerinin sayısının artması kadar devamlılığının sağlanmasının da önemli olduğuna dikkat çeken Ecevit, "Önemli olan kalıcı olmaları. Kalıcı olmaları içinde kendilerini iyi beslemeleri lazım. Çalışma yöntemlerini ve araçlarını bilmeleri lazım. Onları hep beraber birbirimizden öğreniyoruz. Aradaki fark sayıca artış, sorunlara gelince sorunlar azaldı diyemem sorunlara cevap verme kapasitemiz arttı. Daha fazla kendimize güvenimiz gelişti. Bu buluşmalar onu sağlıyor" dedi. Cinsel suçlar konusuna da değinen Ecevit, kadın hareketi güçlendikçe bu sorunların konuşulmaya başlandığını bir on sene öncesine kadar şiddetin dahi bu kadar çok ele alınmadığını ifade ederek, "Cinsel suçlar olmadan nasıl önlenebilir" diye baktıklarının altını çizdi. 
 
'Zihniyetin değişmesi önemli'
 
Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Canan Güllü ise, Birleşmiş Milletler ile sivil toplum örgütlerinin katkısıyla forumun gerçekleştiğini belirtti. Güllü, geleceğin politikalarını üretmek için kadınların bir araya geldiğini ifade ederek, birbirlerinin düşüncelerine karşı kindar bir yaklaşım sergilemeden, eteklerindeki taşları döktüklerini kaydetti. "Daha ileriye doğru gidecek gençlere en azından bir zemin hazırlıyoruz. Ülkemizde bu toplantının ardından eşitliğe bakış açısı çok farklı olacak. Ve biz bunlarla birlikte daha ileriye doğru giderken daha mutlu günleri de beraber paylaşacağız" dedi. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri'nin kadına yönelik şiddet yasası yapılırken bir alt başlık olarak geldiğine işaret eden Güllü, bu merkezlerin 14 ilde kurulduğunu hatırlatarak burada çalışacak olan personelin her şeyden önce zihniyetini değiştirmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu konuda hala çeşitli sıkıntıların yaşandığını ifade eden Güllü, kadınlara yönelik şiddetle ilgili verilerin toparlanmasının önemine dikkat çekti. 
 
'Cinsel suçlar haritası kabarıyor'
 
Türkiye'nin cinsel suçlar haritasında ciddi anlamda bir kabarmanın olduğuna işaret eden Güllü, "N.Ç, E.A. olayı bunlardan sadece iki örnek. Bu kabarmanın ana nedeni de bu suçlardan yargılanan insanın ya yargılanması ya da beraatına karar verilmesidir. Ya da zaman aşımına uğraması gibi saçma nedenlerden dolayı kabardığına inanıyorum. Biz yasaların bu tür konularda alenen açık olduğuna inanıyoruz. Uygulayıcıların bu konuda sıkıntıları var" diye belirtti. Tecavüze uğrayan bir kadının anlamak için empati kurmanın önemli olduğunun altını çizen Güllü, tecavüzcülerin sudan bahanelerle serbest bırakılmasını anlamanın mümkün olmadığına vurgu yaptı. Bingöl'de yargılanan kişilerin bırakılmasının da hukuka aykırı olduğunu söyleyen Güllü, "Çünkü orada insanın yaşam felsefesine, yaşamsal haklarına da bir saygısızlık var. Tecavüz son dönemlerde artan bir olgu. Medyanın bu konudaki dili de şiddeti tırmandırıyor. Bunun üzerinde önemle duruyoruz. Ben bu cinsel istismarı olayını da kınıyorum. Ve herkesin bu konuda üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmesi halinde başaracağımıza inanıyorum" dedi. (diha)