23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Uğur Mumcu’yu Kaç Kişi Öldürdü?

Uğur Mumcu’yu Kaç Kişi Öldürdü?

Abdulhamit Çelik adını hatırlayanlarınız vardır. 2000 Mayıs’ın da Uğur Mumcu cinayeti sebebi ile yakalanıp işkencelerden geçirilen yüzlerce mağdurdan biri. Polis şapkası ve yeleği giydirilerek Uğur Mumcu’nun suikasta uğradığı sokakta tatbikat tiyatrosu oynatılmıştı hani.

 

Mumcu’ya yapılan suikastın 21. Yılında bu davanın iç yüzünü anlatan ve yaşanan hukuk sahtekarlığını ifşa eden kitabı yayınlandı Abdulhamit Çelik’in.

 

“Uğur Mumcu’yu Ben mi Öldürdüm?”

 

Geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkanbu kitapFatih Ali Emiri’de ki bir toplantı ile basına tanıtıldı. Abdulhamit Çelik’i dost ve arkadaşları da yalnız bırakmamışlardı.

 

Yılların eskitemediği şair, tiyatrocu ve camianın en meşhur program sunucusu değerli Nadir Ersoy ağabeyimiz programı yönetti.

 

Takdim konuşmasında, bunca yıldır tanıdığımız Nadir ağabeyin anlattığı bir anekdotu ile kendisinin bir Rum olduğunu öğrenmiş olduk.

 

İlk olarak konuşan, davanın emektar Avukatlarından Cüneyt Toroman oldu.

 

‘Demirperde duvarlarının yıkılıp, kominizmin tehlike olmaktan çıktığı yıllarda ABD artık hedefte ki tehlikenin ‘İslam’ olduğunu ilan etmesinden sonra Türkiye’de de derin güçler tarafından çeşitli operasyonların yapıldığından’ bahsetti.

 

‘Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı ve Uğur Mumcu gibi şahsiyetlere yapılan suikastlar ve katliamlar ile özellikle İslami kimlikli insanlar üzerine yapılan baskı, iftira ve işkenceler ile oynanan senaryolara’ dikkat çekti.

 

Davada tutuklananlardan Selam gazetesi imtiyaz sahibi olan Avukat Hasan Kılıç’ın ruhsatlı tabancası suç unsuru silah olarak delil gösterilmişti ve o zamanlar medyada yer almıştı. Hasan Kılıç ifadesinde ‘Avukat olduğu için silah edindiğini’ söylemiştir ve meraktan da olsa silah tek bir defa bile kullanılmamıştır.

 

Onlarca Uğur Mumcu davasında yaşanan trajikomik ve acı veren olaylar sayısızdır. Bu olaylardan bir tanesi de İslami Hareket davasında yaşanmıştır.

 

Suikastın yapıldığı 24 Ocak’tan önce, 21 Ocak’ta İslami Hareket üyesi iddiası ile iki kişigözaltına alınır.

 

Bu kişiler polisin elinde iken 24 Ocak’ta katledilen Uğur Mumcu’yu öldürmekle suçlanır ve yargılanırlar. Avukat bu noktaya dikkat çeker. Sonra kayıtlarda yanlışlık olmuş diye düzeltme yaparlar ve güya ve 25- 26 Ocak olarak düzeltirler. Avukat ‘Hadi bu tarihi düzelttiniz de 21 Ocak tarihli Adli Tıp yazışma belgelerini ne yapacaksınız?’ der.

 

Nadir ErsoyManisa’lıdır. Yıllar öncesinden bir hatırasını anlatıyor.

 

Bir gün Abulhamit ile beraber Fatih’te yürüyorlarken polis kimlik kontrolü ile karşılaşırlar. Nadir Ersoy’un kimliğine bakarlar ‘Manisa’yı görünce bırakırlar. Abdulhamit’in kimliğinde ‘Mardin’i görünce onu bir tarafa çekerler.

 

Daha sonra Nadir ağabey Kürtçülük yapıyor iddiası ile yargılanır. Sorgulama sırasında

 

‘Sizin çocuklarınız her gün ‘Ne mutlu Kürdüm diyene. Varlığım Kürt varlığına armağan olsun.’ Diye söylemek zorunda kalsalar nasıl olurdu?’ diyor.

 

‘Devlet senin gibi düşünmüyor’ diyor polisler.

 

‘Bende devlet gibi düşünmüyorum’

 

‘Sen Türk değil misin?

 

‘Hayır Rum’um’der Nadir ağabey.

 

Programda konuşan Mazlumder İstanbul şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar

 

‘İnsanın yaşamsal çizgisine müdahale ettiğimizde, tanrısal bir roldesiniz demektir’ diyor haddini aşan ve insanların her haline müdahale etmeyi kendilerine meşrulaştıranlar için.

 

‘Bugünlerde ‘Furkan’ kavramını daha iyi kavramamız gerekiyor.

 

Uluslararası hegemonya ve yerli işbirlikçileri insanları büyülüyorlar, gerçekleri, hakikatleri görmesinler diye.

 

Firavunun ip dizen sihirbazlarının sistemin bürokratları, bakanları, müsteşarları, savcıları ve yöneticileri idiler’

 

’28 Şubat bin yıl sürecek iddiası, bin yıllık bir kinin göstergesidir’

 

‘28 Şubat’ta İslami kimlikleri için bedel ödeyen İslami toplum kuruluşları ve şahsiyetleri, bugün 2013’te aynı zulüm sisteminin bir parçası oldular’

 

Mazlumder kendi asli kimliğini korumaya çalışıyor’ diyen Sarıyaşar‘Abdulhamid kardeşimiz yaşamakla kalmadı, tarihe şahitliğini de aktardı’ diyor.

 

Mehmet Şahin konuşmasında

‘Uzun yıllardır tanıdığımız Abdulhamit, bir kürt çocuğu olarak hep dosdoğru ve dümdüz oldu. 

 

Bu kitap Uğur Mumcu davası ile ilgili olarak okullarda okutulmalıdır.

 

Bir hukuk skandalı nasıl olmuştur?

 

Ağır işkenceler, sahte deliller, sahte ifadeler, sahte doktor raporları vardır içinde. Bu dava 14 yıldır bitmemiştir ve hala dava devam etmektedir.

 

Uğur Mumcu’nun öldürülmesinin yıl dönümü diye yine çıkacaklar ve konuşacaklar. TV’lerde şov yapacaklar, bağıracaklar.

 

Bu dosyalar kapandı. Suçlular bulunmadı diyorlar ama lütfen bakın hala hapishanelerde bu davadan müebbet alıp ta cezalandıranlar var. O zaman arkadaşlarımızı bırakın.

 

Kötü komşu ev sahibi yaparmış. Bu yaşadıklarımızda bizlere bir yazar kazandırdı.

 

Yaşanılanları açık ve net anlatmalıyız, açıklamalıyız.

 

12 Eylül yargılanacak dediler. ‘Hayır’ yargılanmayacak dedim.

 

28 Şubatçılar yargılanacak dediler’ ‘Hayır’ yargılanmayacaklar dedim ve hepsinin bir orta oyunu olduğunu söyledim ve orta oyun hala devam ediyor.

 

Neden biz seçildik?

 

Selam gazetesi ve Selam Vakfı olarak çalışmalarımızla, yayınlarımızla ABD, İsrail ve Emperyalizmin iki yüzlülüklerini ortaya döküyorduk.

 

28 Şubat yargılanıyor oyunu devam ediyor ama hala o dönemin mahkumları hem de müebbet olarak hapisteler ve bu durum Müslümanların gündeminde bile değil.

 

Hala o dönemin yargılamaları sonucu olan mahkumiyetler için hapislere giriliyor ve yine bizler de gireceğiz.

 

TEM’de sorgulanırken bizlere ‘siz ne suç işlediniz?’ sorulmadı. ‘Siz şunu yaptınız mı?’ demediler. Önümüze hazırlanmış şeyleri getirdiler ve ‘bunları imzalayın’ dediler. İşkenceler dayanabildiğimiz kadar dayanmaya çalıştık. 

 

Abdulhamid’i gerçekten tebrik ediyorum. İslami medya bile bunu dile getirmiyor. Bir İslami kanalda Abdulhamit ile beraber iki saat bizimle röportaj yaptılar ama yayınlamadılar.

 

Bu ülkede Müslümanların karşısına Müslümanlar çıkartılıyor. Yeni İbniSebe’ler ile karşıya karşıyayız.

 

Bu ülkede ‘hepimiz Hrant’ız dediğimiz gibi, hepimiz Abdulhamit’iz’de diyebilmeliyiz.’

 

Son olarak kitabın yazarı Abdulhamit Çelik konuştu.

Ben edebiyatçı değilim sadece yaşadıklarımız ortaya koydum.

 

Hep geceleri yazdım.  Çoluk çocuğum yatarken yazdım. Onların yanında bir çizgi bile çizmedim. Çünkü yazarken o günlere gidiyordum ve hep ağlıyordum.

 

TV’lerde gördüğünüz bütün işkenceleri yaşadım hemen şu arkamızda bulunan Terörle Mücadele Merkezinde bunları yaşadım. ‘ derken salonda duygulu anlar yaşandı.

 

Nadir Ersoy ‘Uğur Mumcu’yu Ben mi Öldürdüm?’ kitabının tanıtım programında, vurgulayıcı son cümlesini haykırdı.

 

‘Mazlumların feryadı, zalimlerin sultalarını yıkacaktır ve günler yakındır…’

 

 

Uğur Mumcu’ya suikast davası sebebi ile uzun yıllar farklı her kesimden 629 kişi gözaltına alındı ve sorgulandı. Pek çoğu tutuklandı.

 

Bu kişilerden 100’ü aşkını gördüğü işkenceler yüzünden ‘Uğur Mumcu’yu ben öldürdüm’ demek zorunda kaldı. 

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.