17 Eylül 2019, Salı

Üst Menu

Uluslararası sorunlar Kürt topraklarına kayıyor

Uluslararası sorunlar Kürt topraklarına kayıyor

Kürt sorunu uluslararası gündemin ana hattına yerleşirken, uluslararası sorunlar da  Kürt topraklarına kayıyor. 

Bugüne kadar  aktif savaş  sahası  Türkiye sınırları iken, çözüm  mücadelesiyle beraber iç ve dış dengeler,  bölge politkaları ekseninde şekillenmeye devam edecek. Kürdistan'da kimi taşlar yerinden oynuyor. Devletin senelerdir  dar bir sorun olarak göstermek istediği Kürt sorunu artık Kürdistan sorunu olarak, bölgenin uluslararası stratejileri içinde sayılacaktır. Bunda elbette ki Kürt özgürlük hareketinin  payı yüksektir. Bütün girişimlerini insanlık ve halklar temelinde dizayn eden bir hareketin daha fazla  kendi sınırlarında takılıp kalması beklenemezdi. Ancak  bu uzun tarihi eşikle beraber ne yazık ki ciddi bir engel  döneminin de başındayız. Yani; Kürtler dört parçaya ayrılmış Kürdistan sınırlarını birleştirmeye çalışırken, düşmanları onlara yeni sorunlar yaratmak için fırsat kolluyor. Bu açıdan son Kürt göçlerini Kürdistan'ın değişmeye başlayan siyasal  kaderine karşılık  Türk devletinin dolaylı, sosyal ve ekonomik  müdahalesi olarak algılamak durumundayız. Bu göçün varlığına sebep olan akıl ve odakların Şengal’i bilinçli göç  sahası seçtikleri, Rojava saldırısıyla da açığa çıkmış oldu.

Çözüm sürecini kendi düşünsel perspektifi içinde kategorik olarak değerlendirmeye çalışan hareketin çabasına karşılık, devlet kendi bilindik planlarını restore  etmiştir. Türkiye Kürdistan'ı  aşırı  nüfüs yığınağı haline getirerek  sosyal,ekonomik anlamda çöküntü yaratma hedefi, bu restorasyonun  girizgahı olarak  görülebilir.  Seksen yıllık geri bırakılmışlığın henüz tek bir çivisi sökülmemişken,  yeni nüfus alanlarının  açılması gelecek yılların ne denli zorlu geçeceğinin  önbelirtisi olarak okunabilir. Kürt hareketinin, özerklik girişimlerine psikolojik, sosyal, ekonomik  ve kültürel sahada  operasyon yapmak ve yaptırmak  sadece ID-IŞİD denilen olgunun toplama vahşiliği ile tanımlanamaz. Elbette bu vahşiliğin uluslararası dayanakları mevcut ancak Kürtler için bu canarvarlığın yegane adresi hükümetin zihniyeti ve bu zihniyetin Kürdisatan coğfrayasında yarattığı göç ve acı birikimidir.Ve bu acının bütün okları Kürt kadın hareketinin onlarca yıllık emek,değişim ve değerlerini hedeflemektedir. Bir süre önce  Kadın özgürlük  hareketi, kongre kararı ile isim değişikliğine imza attı. Aslında sonuç bildirisinde ele alındığı gibi sadece bu isim değişikliği  simgesel olmayıp çok geniş bir düşünce akışı ve bölge gerçekliğinin her an değişen özelliklerine karşı bir  duruş hazırlığı olarak da  okunabilir.

Çözüm mücadelesi  ile beraber kadınların hangi yaklaşım sahalarında ilerleme kaydetmek istedikleri ve nasıl bir toplumsal konumlanma üstlenecekleri eş başkanlık ya da yerel düzeydeki temsiliyet mekanizmaları kullanma biçiminde gelişirken, Şengal katliamı ile beraber kadın hareketinin çözüm gücü bir kez daha toplusal zemine çekilmiş görünmektedir. Bir nevi kadın hareketi için ‘ Şengal'den önce, Şengal'den sonra ‘ gibi politik bir keskinlik söz konusudur. Şengal Kürt kadın hareketi için hangi düşünsel taraflarla mücadele etmenin, kadın özgürlüğüne tehlike arz eden tarihsel  alışkanlıkların, hangi yaklaşımlarda simgeleştiğinin açık bir örneğidir. Musul’u ve diğer bazı yerleri ele geçirir geçirmez kadınların hayatını yeniden düzenlemeye dönük ilk yasalar uygulanmaya konuldu. İnsanlık dışı, çağ dışı yasalarla düşürülmek istenen, köleleştirilmek istenen, ele geçirilmek istenen, kadınla beraber demokratik toplum değerleri olmaktadır” 

KJK sonuç bildirgesinde yer alan bu tespit aslında  bölge ve Kürdistan  bağlamında  kadın özgürlüğünün esaslarına  işlev kazandırma gereğini ortaya koymaktadır. Bu açıdan KJK yapılanmasının çok daha donanımlı ve pratik sonuçlara gidecek radikal dönüşümleri de  yaratması kaçınılmazdır. Başta AKP'nin kadın özgürlüğü düşmanlığını teşhir etmekle beraber,onun bölgeye yaymak istediği ruhani kirliliği, her alanda yenmek üzere Kürdistan topraklarında topyekün bir kadın örgütlenmesi ağı oluşturmak,genç ve dinamik kadın kitlesini çağdaş,modern ve devrimci kültür özelliklerine göre eğitmek ve Kürdistan'da yeni yaşam vaadini çok pratik plan ve projelere indirgemek her zamankinden daha önemli hale gelmiştir.

1990 yılında gerillanın yaptığı propaganda ve ikna etkisi Kürdistan'da on yıllık kuşakların tamamını sömürü ve asimilasyon etkisinden kurtarmıştı.Bu açıdan harekete  yönelen kadınların özgürlük alanlarında nasıl bir örgütlenme  enerjisi yarattıkları bugünkü siyasal  birikimlerden çıkarabiliriz.Bugünkü siyasal aktivitenin sırrı bir nevi o yılların politik emek,bilinç ve birikimlerinin eseridir. Ancak uluslararası ve bölgesel siyaset planları Şengal ve rojava olaylarında görülüdğü gibi Kürt hareketini hem coğrafik olarak hem de zihinsel olarak daha geniş düşünmeye ve başarmaya zorluyor.  Teknolojik gelişmeler ,  sosyo ekonomik realiteler   ve genç  nüfusun artması, örgütlenme araç ve şekillerini de dağınık ve çeşitli kılmıştır.Özerklik tartışmalarının ana damarlarından biri bu alandan geçecekken, hareketin önüne Şengal katliamı ve göçünün çıkartılması hiç de sıradan bir tesadüf olarak görülemez. AKP'nin Kürt özgürlüğü kadar, özgür kadın gerçeğinden korktuğu ve bundan nefret ettiği kanıtlanmışken,buna Şengal katliamını  ve Rojava göçlerini eklediğimiz de soykırım kavramının ne kadar geniş bir sonuca evriltilmek istendiğini de görebiliriz.

Kadın hareketinin Kürt toplumunda yaratığı emek, değişim ve disiplin kültürü   bu göç sürecinden etkilenecektir. Bu aşamaları dikkatli ve hızlı değerlendirmek kadın hareketi için öncelikli mesele olacaktır. Keza göç olgusu  Kadın özgürlük mücadelesini sosyal,  kültürel hatta siyasal  alanlarda fazlasıyla zorlayacaktır. Toplumların etik, iradi ve  kararlılık noktaları  bu durumlarda ciddi tarihi kırılmalardan geçer,  KJK örgütlenmesinin bu kırılma dönemine karşı kendi tavrını yeni bir strateji ile belirlemesi  ise bu mücadelenin kıran kırana süreceğinin göstergesidir.

“Kürdistan özgür kadın mücadelesi, yirmi birinci yüzyılda insanlığın umudu olmayı başarmış bir hakikattir. Ortadoğu kadın potansiyeli içerisinde istikrarlı bir kadın kurtuluş çizgisi ve yolunu belirleyen temel dinamik güç kuşkusuz bugün Kürt Kadın dinamiği olarak öne çıkmaktadır.’’

Kürdistan kadın hareketi bir kez daha özgür düşünme  ve mücadele etmenin  işaret fişeğini ateşlemiştir. KJK örgütlenme dönemi,yeni düşünme biçimleri ve yeni yaşam hedefinin yol haritasıdır. Bütün kadınlara mücadele çağrısıdır.!

               

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

30.Ocak.2016 Cumartesi
27.Kasım.2015 Cuma
16.Ekim.2015 Cuma
16.Eylül.2015 Çarşamba
13.Temmuz.2015 Pazartesi
07.Temmuz.2015 Salı
01.Temmuz.2015 Çarşamba
18.Haziran.2015 Perşembe