23 Temmuz 2018, Pazartesi

Üst Menu

Urfa'da İsotizm Kazandı: Ağam da Şimdi Gelir!

Urfa'da İsotizm Kazandı: Ağam da Şimdi Gelir!
Bilen bilir, urfa’da senelerdir gelen her valiye "gel başımıza vekil ol, başkan ol" diyen bir "urfa'nın sahipleri lobisi" var. ben onlara “isotizm elçileri” diyorum. bu elçiler son seçimlerde faruk çelik’in “ithal” bakanlığı sonrasında bu gayelerine çok yaklaşmışlardı. memleket gündemi seçimden daha epey uzakken urfa kulislerine faruk çelik’in urfa büyükşehir belediye başkan adaylığı haberi salındı. daha önce de ifade etmiştim: fakıbaba tehlikesine karşı büyükşehir için düşünülen faruk çelik urfa yerine bursa’yı istediği için kendi oyununu kurdu ve fakıbaba’yı indiği trene (akparti) geri bindirdi. bakan çelik sonradan hedef yükselterek erdoğan’ın muhtemel cumhurbaşkanlığı durumunda hükümetin geçici başbakanı olmayı arzuladığından bursa büyükşehir belediye başkanlığından da vazgeçti. hasılı şu ana kadar faruk çelik’in siyasi zekasının planı işliyor…
 
bakan faruk çelik’in durumunun belirsizliği ve valinin siyasete merakı neticesinde kulislerde bu iki isim konuşulurken bakan bey kendini mezkur hedefi sebebiyle geriye çekti ve urfa’nın halihazırdaki valisi tek “ithal aday” olarak kaldı. öyle zannediyorum ki vali beyin valilik ile açıklanamayacak valilik hizmeti, bizzat ve kardeşi üzerinden parti içindeki lobilerin de etkisi netice verdi ve urfa’ya temayül yoklaması için gelenler isim sormak yerine çoğunlukla “valinin aday olma ihtimaline ne dersiniz?” şeklinde sordular sorularını… buna vali’ye yakın bir grup işadamı ve stk temsilcisinin temayül yoklaması için gelen ekibe özel bir toplantı ayarlayarak “vali’yi başkan olarak istediklerini” paylaşması da eklenince senelerdir “arzu edilen” gerçekleşti ve vali, urfa belediye başkan adayı oldu. vali’nin başkan adayı olduğunun açıklanması esnasında fakıbaba’nın da bulunması ve bir ön konuşma yapması ak parti’nin bu sefer işi sağlam bağladığı, fakıbaba’yı (muhtemelen vekillik sözü ile) ikna ettiğini gösteriyor. normal durumlarda tepkisel bir hareket doğurması beklenen bu aday ataması, urfa siyasi sosyolojisi göz önüne alındığında fakıbaba tehlikesinin de bertaraf edilmesiyle birlikte böyle kitlesel bir tepkisellik doğurmayacağa benziyor. geriye de isotizm'in, kendi telaelbedru'su eşliğinde seçim akşamını beklemesi kalıyor: ağam da şimdi gelir, paşam da şimdi gelir, vaayy...
 
 
evvelen “ithal bakan” ile “ithal başkan” arasındaki farka dikkat çekmek icab ediyor. bakan çelik’in urfa’daki kurumlar arasında koordinasyonu sağlaması ve hizmetlerin gerçekleşmesini kolaylaştırıcı etkisi ve bunu yapabilecek urfa’dan bir bakanın neden olamadığı bir yana; aday gösterildiği güne kadar urfa ile bir bağı olmasa ve seçilmek üzere atanması yanlış olsa da bakan neticede şehirle ilgili işlerden çok bakanlık vazifesini icra edecektir. fakat belediye başkanı şehrin bütün hizmetlerinden mesul kişi olduğundan onun “ithal” olması, bakan’ın “ithal” olmasından daha büyük sorundur…
 
urfa belediye başkan adayı vali güvenç’in şehri bildiği ve belediye hizmetlerine valilik çalışmalarından aşina olduğu söylenebilir, söyleniyor da… hatta deniliyor ki vali güvenç iyi hizmet ediyormuş. madem vali olarak memnunuz, neden vali olarak kalmasını değil de belediye başkanı olmasını istiyoruz? vali güvenç belediye başkanlığına geldiğinde ak parti’nin projelerini hayata geçirecekse, ak parti’ye 453.390 oy veren urfa’da bu projeleri hayata geçirecek bir insan yok mu? yoksa neden yok?
 
vali, emniyet müdürü gibi bürokratların yerel yönetimlerde aday gösterilmesinin iki yönlü mahzuru var: birincisi; büyükşehir yasasının merkezi yönetimi belediyeler karşısında güçlendirmiş olması yetmiyormuş gibi ak parti merkezi yönetimi temsil eden makamlardan yerel yönetimlere seçilmek üzere aday ataması yapıyor, bu atamalar yerel yönetimi güçlendirmek değil zayıflatmaktır. ikincisi; şehrin valisi, emniyet müdürü vs. o şehre geçici bir görev ile merkezi yönetimi temsilen gelmişlerdir. şehirle ontolojik bir bağları olmadığı gibi onları bürokrasiden sivil topluma, kendilerine bir şekilde bağlı yahut kendileri ile ilişkili olanlar tanır, halk pek tanımaz. hal böyle iken geçici görev ile atanmış bir bürokratı, kalıcı olmak üzere seçilmesi için atamak ne kadar doğru? urfa’ya iki vali çok değil mi?
 
 
rivayet olunur ki hz. ömer bir kabileye onların dilini bilmeyen bir vali gönderir. kabile itiraz eder, valiyi kabul etmez. hz. ömer kendisini sigaya çekerek “eyvah ömer sen ne yaptın” der ve o valiyi geri çeker. sonra da her kabileye o kabilenin dilini bilmesi şartı getirir. hikayedeki dil bilmek şüphesiz lisan bilmekten daha fazlasıdır. Bendenize göre dil bilmek, şehirle tarihsel bir bağa sahip olmak demektir.
 
chp dil bilmeyen, halden anlamayan adamı aynı anda hem vali hem de belediye başkanı yapıyordu. ak parti ise önce valiyapıyor, sonra başkan seçilmek üzere aday olarak atamasını yapıyor. Bu değişimi isimlendirmede zorlanmıyor değiliz…
 
 
ak parti ile urfa’da aşiret siyaseti aşınma sürecine girmişti. aşiretsiz olan fakıbaba’nın ak parti gibi güçlü bir partiye karşı2009’da belediye başkanlığını kazanması urfa’daki aşiret siyasetini bitirme noktasına getirdi. bunun neticesi olarak 2011 seçimlerine bağımsız giren hiçbir aşiret adayı seçimi kazanamadı. artık aşiret olgusu, urfa siyasetinin belirleyeni olmaktan büyük ölçüde çıkmış görünüyor. aşiret siyasetini tasfiye sürecinin önemli bir aktörü olan ak parti bu sürecin ardından üst üste getirdiği iki “ithal aday” ile urfa siyasetinde yeni bir dönem açmış oluyor. bir geçiş dönemi evresi olan bu döneme “parti hegemonyası” dönemi diyorum. ortalama ömrü on sene olacak bu dönemden sonra urfa siyasetinin normalleşeceğini, aşiret belirleyeni olmayacağı gibi bilhassa belediye başkanlığı için “ithal aday” da gösterilemeyeceğini düşünüyor ve umuyorum…

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.