23 Haziran 2018, Cumartesi

Üst Menu

Ya Ayakkabı Kutusu, ya Özgürlük mü?

Ya Ayakkabı Kutusu, ya Özgürlük mü?

Daha birkaç yıl öncesine kadar Ergenekon ve Balyoz gibi davalar devam ediyorken ‘Darbecilerle biz hesaplaştık’ diyerek büyük bir zafer kazanılmışçasına takdim ediliyor, nutuklar atılıyordu.

 

Deniz Baykal’a ‘Ergenekon darbecilerinin avukatı’ diye en ağır ithamlar yapılıyor, saldırılıyordu.

 

Buna karşılık Başbakan:

‘Ben de bu darbecilerin savcısıyım. Darbecilerden biz hesap soracağız’

’28 Şubat’ı da biz bitirdik. Hani bin yıl sürecekti?’ diyerek meydanlarda kahramanlar gibi karşılanıyordu.

 

Bu süreçlerin sonunda en büyük etkenlerden birinin ‘darbecilerin hesabının görüleceği’ umudu ile kendisine hiç oy vermemiş olan çevrelerinde desteği ile hem seçimlerden hem referandumdan başarı ile çıkmıştı.  

 

Daha geçtiğimiz aylarda bu darbe davaları için verilen uzun mahkumiyet kararları yine bir zafer gibi gösterilmemiş miydi?

 

Şimdi ne oldu da birkaç hafta da her şey ters yüz oldu?

 

28 Şubat darbecilerinin ardından neredeyse diğerleri darbecilerden demahkum kalmayacak gibi işaretler görüyoruz.

 

Her davada olduğu gibi mutlaka kurunun yanında yaşın yandığı bir vakıadır. İtirazlar bu anlamda değerlendirilmeli ve haksız mağduriyetler elbette telafi edilmelidir.

 

Fakat bunların yanında, yıllarca Türkiye halkına karabasanlar yaşatanlar, toplu katliam ve mezarlar, faili meçhuller, akıl almaz işkenceler, tecavüzler, karartılan hayatların baş aktörleri olanlar için böyle bir geri dönüş mümkün olmamalı.

 

Gerçi şu hakikati de görmek lazım değil mi?

 

Bu darbeciler zaten halklara yaptıkları zulümleri ile henüz yargılanmadılar bile, sadece seçilmiş iktidara karşı darbeye teşebbüsten ceza almışlardı.

 

Hakların yaşadığı onca yılların zulmünün hesabı daha sorulmamıştı.

 

Ee şimdi halen o seçilmiş iktidar da yerinde duruyorsa dün cezalandırdığı darbecilere bugün de özgürlüğün yolunu açma hakkı var diye mi düşünülüyor?

 

 

Ekranlarında ve gazete sayfalarında, halkın görmesi ve bilmesi gerektiği kadarını yansıtıyorlarken, duvarların ve sınırların ötesinde derin pazarlıklar ustalıkla gözden kaçırılıyor.

 

Rüşvet yolsuzluk gibi skandallar ile ortaya çıkan manzaradan telaşa kapılanlar, artık en yakınlarına kadar uzanan elleri kırmanın yollarını kapatmanın çırpınışları içindeler.

 

Tır olayı da işin tuzu biberi olmuştu ki yine büyük bir ustalıkla gündemleri değiştirme operasyonları devreye girdi.

 

Gerçekleri halkların gözünden kaçırmada ve manipüle etmede ki maharet halen bu harekatlar devam ededururken de perdenin ardında ki derin pazarlıklar sanki sonuca ulaşacak gibi.

 

28 Şubat darbecilerinden sonra Ergenekon ve Balyoz darbecilerinin de özgürlüklerine kavuşmaya ramak kaldı.

 

Bizler, yıllardır darbecilerden hesap sorulduğu intibaına nasıl kaptırdık kendimizi?

 

Bütün bunların hepsi ‘ayakkabı kutularının’ açılmaması uğruna bir yalan mı olacak?

 

Şimdi döndük mü hep beraber en başa?

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.