23 Eylül 2018, Pazar

Üst Menu

''Yatıp Kalkıp Uludere diyeceğiz''

''Yatıp Kalkıp Uludere diyeceğiz''

     “İnsan köleleştirilemez, ne ırkı, ne dili, ne dini, ne nehir mecralarının ne de sıradağların istikameti onu esir alamaz… Sağlıklı bir ruha ve ateşli bir yüreğe sahip insanlardan oluşan bir büyük toplum ahlaki bir vicdan yaratır ki, buna millet denir… Bu ahlaki vicdan, topluluk yararına bireyin kendinden vazgeçmesini gerektiren çeşitli fedakârlıklarla gücünü kanıtladığında, meşrudur ve var olmak hakkına sahiptir.”  E.Renan

Milliyetçilik denilen ideoloji “çöküş aşamasında”, “eriyen” bir toplumsal olma durumu ile yeni oluşan bir toplumsal olma çabası arasında köprü vazifesi görür. Eski toplumsal oluşun benimsenmiş rengini, dilini, ifadesini, değerlerini harekete geçirerek yeni toplumsal olma çabasının kurulmasına önemli bir katkı sağlayan dinamik bir güçtür. Bu yüzden milliyetçilik söz konusu olduğunda bir yüzü geçmişe, diğer yüzü ise geleceğe bakan Roma tanrılarından Janus heykeli sıkça kullanılan bir semboldür.

 Dolayısıyla milliyetçilik köken itibari ile milli tarih ve milleti yüceltme üzerine kurgulanmış bir ideolojidir. Bu tarih başarılar ve kahramanlıklarla geçen destanları anlatır hep. Başarı ve kahramanlık tarihi. Geçmiş hep bu üretilen kutsallarla anılır ve bu yapılırken seçici bir algılama söz konusudur. Kimi olaylar ön plana çıkarılırken kimileride unutulur/ unutturulur. Kimileri ise eklemlendikleri bağlamlarından koparılarak hayali kahramanlıklarla yeniden şekillendirilir.

 Ernest Renan tamda bu nedenle “ulus olmak biraz da unutmaktır” demiştir. E. Renan’ın bu yorumuna göre Fransa Aziz Barthelemy katliamını anımsayarak ulus olamaz örneğin.Peki, T.C. Roboski katliamını hatırlayarak ulus olabilir mi?

 Bu soruya ilişkin iki önemli husus var. Birincisi; Roboski katliamını, sadece “Irak sınırındaki olay” olarak algılayıp, “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz üzerine düşeni yapmıştır” deyip, bu gerekçelerle bu katliam karşısında deryada damla dahi olamayacak bir şeyi, özrü dahi gerçekleştirmeyen bir anlayış bu “olayı” kendi tarihinde kara bir leke olarak değil adeta kendisinin gerçekleştirdiği bir kahramanlık destanı olarak algılar. Zira onlar “terör örgütünün uzantıları olan figüranlarıdır” ve gereği yapılarak bedenlerine devlet bombaları armağan edilmiş, cesetleri paramparça edilmiştir. T.C.’nin gelecekte evlatlarına anlatacağı  “figüran” olmanın cezası olan katır sırtında taşınan cesetlere dönüşmenin kahramanlık destanıdır bu destan. Milliyetçi söyleme taze kan olacak kirli bir katliam...

Yönetimin ya da iktidarın milli niteliği, kendi içinde Rousseau’nun deyimiyle “kamusal din” ihtiyacını ancak yurtseverlik etrafında giderebilir. Bu yurtseverlik egemen devlet anlayışından beslenen, onu besleyen ona dayanan bir yurtseverliktir. Bu minvalde AKP hükümetinin kamusal dini Türk milliyetçiliğidir.

  Bu katliam Türk milliyetçiliğini besleyen “uyuyan güzeli uyandıran bir ideoloji” olan, uyuyan güzeli uyandırma çabasına dayanan bir “kahramanlık destanı”dır. Niye unutsun ki utanç duymuyor. Unutturmuyor hatırlattırıyor.

  İkinci önemli husus; Roboski’de vicdanının sesini dinleyip ona kulak veren ve sesini yükselterek itiraz geliştiren bir kitlenin varlığıdır. Mevcut iktidarın unutturma çabası itirazedenler içindir. Kıbleyi, dışarıda üretilen yapay romantizme döndürüp asıl kıbleyi unutturma çabası…

  Sayın Başbakan biz başkaldırmayı, muhalefet etmeyi, itiraz geliştirmeyi Filistin’den Çeçenistan’dan öğrendik ama AKP hükümeti döneminde unutmadık. Roboski’de unutturmaya çalıştığınız hafızamızı Roboskiyle bir kez daha tazeledik. Ahde vefa etmeyi 34 parçalanmış sivil cesetle hatırladık. Bunun için yatıp kalkıp “Uludere”diyeceğiz.

  Siz bunu hatırlayamazsınız. Zira etrafınızda bunu size unutturanlar var. Geliştirdiği itiraza karşın kendisini azarladığınız, buna rağmen gönüllü askeriniz olmaya aday parti çalışanlarınız var. Egonuzu okşayarak oturduğunuz koltuğu, siyasal iktidarınızı, devlet aklınızı meşrulaştıran gönüllü köleleriniz… Baskıcı bürokratik otoriteniz, düzeniniz, karşınızda el pençe divan duran askeriniz, özgür fikir ve eylem üretmekten yoksun eğitim kurumlarınız, bilim insanlarınız, ağzınıza bakan medyanız… Bu unutuşunuz/ unutturuluşunuz, hatırlayamayışınız/ hatırlattırılamayışınız size daha birçok Roboskiyi meşru gösterir. Bunca destek korosunun içinde oyunu bozan bir tek Kürtler. Tabi ki hazmedemez kızar ve ne olduğu belli olmayan “yüce devlet aklınız” yağdırır bombaları çoğu çocuk olan 34 cana, kimseye hesap vermeyen mide bulandıran bir cüretle.

  Peki, Roboski milat mı?

  Evet, AKP iktidarına gönül veren bir kısım insan için AKP’den umudu kesmenin miladıdır. Ancak büyük resmin tamamına baktığımızda bu milat için oldukça geç kalındığını görürüz. Roboski’ye gelene kadar adı Roboski olmayan birçok zulüm yaşandı AKP hükümeti döneminde. Coplarla biber gazlarıyla sert müdahaleler, zindanlarda çürütülen gencecik zihinler,  panzer altında kalarak can veren bedenler, asker dipçiği ile ezilen başlar, meydanlarda öldürülen gençler… Milat değil büyük fotoğrafın en net karesidir Roboski.

  Devletin yoksulu, halkın yetimi, karın tokluğu için ölüme giden Roboskililer… Bu halkın aç bırakılması birinci utanç, sınır ticareti yaptıkları için onlara devlet bombalarıyla parçalanmış bir ölümü reva görmek ikinci utanç, şayet bu katliam AKP hükümetinin onayı ya da bilgisi olmadan gerçekleşmişse bile, AKP hükümetinin bu katliamı meşru gören söz ve tavırlarıyla hala iktidarda kalması üçüncü utançtır.

 Eğer bir devlet eli silahsızlara parçalanmış cesetleri reva görüyor ve buna karşın Kandil’e silahları gömün diyorsa silahların “yurtseverleşmesini” nasıl önleyecek?

  Biz tıpkı Roboskili sınır ticareti yapan 34 can gibi bize çizilen bu sahte sınırları tanımıyoruz. Önümüz kış, sınırlara kar yağıyor ve kar misakı milli sınırlarını kapatıyor… Adı Bedran, Serhat, Şivan, Selam, Hüseyin, Şerafettin, Yüksel, Salih, Adem, Orhan, M.Ali, Aslan, Hamza, Özcan, Seyithan, Cemal, Vedat, Selim, Selahattin, Nadir, Celal, Bilal, Şirvan, Nevzat, Salih, Osman, Mahsun, Muhammed, Hüsnü, Savaş, Erkan, Cihan, Fadıl, Zeydan olan.

 

 

http://twitter.com/seherakcinar

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.