19 Ocak 2018, Cuma

Üst Menu

Yine, Yeniden Kürt Halkına Seslenirim Bilinçli Bir İnatla...

Yine, Yeniden Kürt Halkına Seslenirim Bilinçli Bir İnatla...

‘Kürt aydınlarına ve Kürt halkına mektubumdur’ yazıma aldığım olumsuz tepkilere cevaben yazma gereği duydum bu yazımı.

 

Şöyle demiş yorum yazan bir arkadaş:

 

Anjel Dikme gibi aklı başında bir aydının böyle bir yazı yazmasını gerçekten anlayamadım... Eğer Kürt halkını Türk devletinin (özellikle Osmanlı veya Türkiye yazmamak lazım çünkü onlarda devletin devamlılığı söz konusudur) suç ortağı görüyorsa büyük bir yanılgı ve insafsızlık yapmış... Türkün Kürtleri katliam tarihi soykırımdan da öncelere dayanır ve Türklerin o dönemlerde kimlere neler vaat ettiği ve kimleri kullandığı da ortadadır...

 

Benim için bu yazı her gün gördüğüm katili bırakıp mazlumun yakasına yapışan anlayıştaki onlarca yazıdan birisidir, belki biraz kibarca yazılmışı... Yahudi jenosidi sırasında birçok Yahudi canının bağışlanması karşılığında kendi soydaşlarına zulüm yapmak zorunda bırakılmıştı... Yahudileri, Yahudilere yapılan soykırımın suç ortağı mı göreceğiz? Bugün korucular devletle işbirliği içinde, benzer aşiretler vaatlerle Kürtlüğe ve Kürdistan’a ihanet içinde mi diyeceğiz? Yazının başlığı "Kürt Halkına ve Kürt Aydınlarına Mektubumdur" olunca daha da vahim... Sorumlu Kürt halkı ve aydınları mı? Soykırımda Alman emperyalizminin rolü, kandırılmış Kürt aşiretlerinin rolü, onun rolü, bunun rolü derken İttihat ve Terakki’nin rolünü, Türk ve devletinin rolünü konuşmaz olduk... Simdi tek derdimiz yüz yıldır soykırıma uğrayan Kürt ulusunun soykırıma ulus olarak ortak olduğunun ispatı mı?

 

Diğer yorum:

 

‘’Anjel beni bu yazısıyla hayal kırıklığına uğrattı... Onun gibi aydınların görevinin mazlumların arasında derin ayrılıklar yaratmak değil, en ufak bir ayrılığın üzerine aydın bilinci ile gidip gidermektir...’’

 

Cevap olarak şunu yazdım kendisine:

 

X arkadaş merhaba.

 

Lisede edebiyat hocamız okumamız için bir metin verirdi ve daha sonra ilk sorusu şu olurdu: "Yazının ana fikri nedir, kim anladı?" Parmaklar kalkardı, genelde 60 kişilik sınıfta bilen 1 ya da 2 kişi olurduk.

 

Bir yazının ana fikrini anlamayanlara ne not verirdi ne de söz hakkı. Edebiyat öğretmenimin yolunda giderim ve prensip olarak yazılarımın ana fikrini anlamayanlara cevap vermem.

 

Bugün bir ilk yaparak size yazıyorum. Zeki ve iyi niyetli olduğunuzdan şüphem olmadığındandır bilesiniz.

 

Sizden ricam yazıyı önyargısız tekrar okumanız.

 

Ana fikri doğru değerlendirdiğinizde, diger eleştirilerinize dair düşüncelerimi de seve seve belirtirim.

 

Hadi gelin size bir tüyo vereyim. Değerli dostum Dilvin Semizer hocamın yorumu size ışık tutsun.

 

Boşuna değildir yüreğine kurban olmam. Şimdi bir de aklına hayran diyeceğim Dilvin hocama...

 

Cevaben şu geldi:

 

Sayın Dikme,

 

Yazınızın ana fikrini çok iyi anladığımı ve cevabımı da zaten o "ana fikre" karsı verdiğimi çok iyi biliyorsunuz. Ama cevap vermek yerine "edebiyat" yaparak hakareti seçiyorsunuz... Yüzlerce Kürt insanı yazdıklarınızı aynı şekilde anladı... Herkesin zekâsıyla alay edeceğinize cevap verebilirdiniz. Bakınız, sizin edebiyat hocanız anlattığınıza göre bir zalimmiş... Neden? Anlamayana ne not verirmiş ne söz hakkı... Bu mudur cevabınız? Bu mudur gerçekten 22 saat sonra yazacağınız?

 

Ben bir Kürt değilim, Ermeni de değilim... Önyargım da yok. Ama önyargı sizin satırlarınızda saklı, bu çok net görülüyor. Zaten "ana fikrinizi" vurgulamak için "Kürt aydınlarına mektubumdur diye başlık attım çünkü yıllardır kendilerine sormayı istediğim tek bir sorum var." diye de vurgulamışsınız ve yazdıklarınız çok net. Benim gibi ana fikir yakalamakta zorlanacaklar için bile çok net. Bugün Ermeni soykırımını tanıyan, bu büyük günaha karşı çıkan, özür dileyen, tanzimini savunan Kürt aydınlarının 30–40 yıldır TC devletinin zalimliği neticesinde bu noktaya geldiğini mi ima ettiğiniz anlamadım? Yoksa Kürtlerin ulusal olarak batı Ermenistan’ı yutabilselerdi bu soykırımın üzerine yatabilecek bir millet olduklarını ima ettiğinizi mi anlamadım? Siz söyleyin, açıklayın su son paragrafınızı da ben yanılgılarımı şu yazdığınız dili çok da iyi anlamayan birisi olarak bu sefer "ana fikri" yakalayabileyim.

 

 

Benim ikinci cevabı da sizlerle paylaşıyorum:

 

 

Ben sizin kadar çabuk değilim diye kızmayın lütfen...

 

Ermeni, Türk, Kürt değilsiniz bilirim... Laz halkındansınız...

 

Sorumu Kürt aydınlarını ve halkını baz alarak sormam bu soruların tüm insanlığa sorulabileceği gerçeğini gözden kaçırmanıza neden olmuş.

 

Onlara sordum çünkü onlarla komşuyduk asırlardır...

 

Onların bu soruma verecekleri samimi cevap tüm halkları oluşturan bireyler için öğretici ve yol gösterici olacaktır.

 

Biraz açarak anlatayım.

 

Beni tam da ilgilendiren; sizin de belirttiğiniz gibi aydın sorumluluğuyla doğru soruları sormaktır.

 

Canımızı acıtsa da, tokat gibi gelse de, insana dair doğru soruları sorarak, doğru cevaplarla çözüme varabilmektir.

 

Yazımda bir cümle var: "Neden birileri canı pahasına korurken komşularını, diğerleri öldürür, katleder?"

 

Neden?

 

Cevabını aradığım soru budur.

 

Neden başımıza gelmeden başkalarının açılarını içselleştiremeyiz?

 

Neden?

 

Neden birisi şehit, diğeri terörist cenazesidir?

 

Oysa bu kulunuz için sadece gençlerdir ölenler... Körpecik canlardır yitenler...

 

Ruhlarımızın derinliklerindeki hangi karanlıklar ya da aydınlıklar belirler davranışlarımızı?

 

Neden vicdanla muhakeme bazıları için insan olmanın baş şartı iken, bazılarında sadece "kendinden olanlar" için vazife başına geçer?

 

 

Mazlum halklar demişsiniz...

 

Kimdir mazlum halk?

 

Yahudi soykırımını yaşamış olan, İsrail’in Filistin halkına yaptıkları ortada dururken, şu mazlum halk kavramına çok da güvenmem.

 

Neden mi? Bilirim ki gücü ve iktidarı eline geçiren 'mazlum' zaliminden daha zalim olabilecek...

 

 

Tarih bunun örnekleriyle dolu.

 

O halde bizlerin birey olarak; yeryüzünde yaşanan her olayda kendi sorumluluğumuzun bilincine uyanmamız gerek diye düşünürüm.

 

 

Liderlere, sistème, dine, ekonomik, sosyal koşullara suçu atarak kaçmak kolaycılığına düşmeden yaşanan her suçta her bireyin sorumluluğu olduğunu bir kez daha üstüne basa basa söylüyorum....

 

 

Şimdi sizden ricam yazımın ana fikrine samimiyetle cevap vermenizdir...

 

 

Su ana kadar hala cevap gelmedi. Belki düşünüyordur hala. Belki daha çok kızmıştır bilemiyorum.

 

 

Yeniden ve inatla soruyorum sorumu: Bunca acıları yaşamasaydınız, anlatacak mıydınız Ermeni komşularınıza yaptıklarınızı?

 

Bu çok önemli bir sorudur canlar. Hepimiz için.

 

Kürt halkının da dünyaya, insanlığa birliğin yolunu göstermek için seçilmiş halklardan biri olduğuna inanırım. İste tam da bu nedenle önemlidir bu cevap. İnsanlık içindir önemi, ben kulunuz için değil iyi anlayın lütfen...

 

Bana ya da başkasına söylemek zorunda değilsiniz. Siz bilin yeter cevabinizi…

 

Aslolan iç dünyanızın sesidir. Gerçek orada saklıdır. Seslenir size tüm çıplaklığıyla, duymak için açıksa üçüncü gözünüz…

 

Bu soruya "Evet söylerdim… Acınızı hissederdim ve utanırdım insanlığımdan." diyebilenler inşa edecektir insanoğlunun, hepimizin özlemi olan; barış, eşitlik ve emeğin özne olacağı geleceğini…

 

Şimdiden selam dururum sizlere canlar…

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları