22 Mayıs 2018, Salı

Üst Menu

Yüksel Avşar: Silahlar susmadan, barış sürecini harekete geçirmek mümkün değildir

Yüksel Avşar: Silahlar susmadan, barış sürecini harekete geçirmek mümkün değildir
Yüksel Avşar: “Silahların gölgesinin olmadığı ve şiddetin ortadan kalması ile birlikte susturulmuş, suskun kalan Kürtler de sesini yükseltecek’’
13 Mart 2013
-A +A

BARIŞINI ARAYAN KÜRTLER

Yazı Dizisi – 3. Bölüm

Hazırlayan: Behmen Doğu, Fatman Sancak, Züleyha Kahraman

"Tüm zamanlarda, en fazla ihtiyaç duyulan evrensel değer, elbette barıştır. Gelecek nesillere umutlar ve güzel bir dünya bırakabilmek; insan yaşamını tüm değerlerin üzerinde tutabilmekle gerçekleşir ancak. Yaşam hakkını kutsayarak, ölümcül şartları ortadan kaldırmak, barışa saygı duymak ve onu sahiplenmek insani bir görevdir.

Kutsal bildiğimiz ‘Barış’ı desteklemek amacıyla Kürt toplumundan her çeşit düşünceye yer verdiğimiz “Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisini sizlerle paylaşıyor; barışa ve demokratik çözümlere katkı sunabilmeyi temenni ediyoruz.

Barışını Arayan Kürtler” yazı dizisinde; Kürt toplumunun kanaat önderlerinin, mevcut Kürt meselesinin tarihi sürecine ve günümüz şartlarının meseleye nasıl bir yol çizebileceğine dair fikirlerine yer verilmiştir."

 

Yüksel AVŞAR :

Politikacı

1-KÜRT SORUNU’NU NASIL TANIMLARSINIZ?

Kürtlere verilen sözler tutulmadı’’

Türkiye’de Kürtleri doğru tanımı, ‘Kürtler bir halktır’ şeklinde olmalı.

Kürtler; en azından bin yıllardır bu topraklarda yaşamaktadırlar, en doğru ifade buranın yerli halkıdır.

Osmanlı dönemine baktığımızda Kürtlerin kendi içerisinde, bir özerkliklerinin olduğu, Kürt beyliklerinin Padişaha bağlılıklarını bildirdiklerini, zaman zamanda çeşitli nedenlerle gündeme gelen ayaklanmalar yaşanmış, Osmanlı tarafından kanlı bir şekilde bastırılmıştır. Osmanlı İmparatorluğunun dağılması ile birlikte, bu durum sona erdi.

Osmanlı’nın son yıllarında Anadolu işgal edilence kurtuluş mücadelesi başladı. Bu mücadeleye Kürtler de katıldı. O dönemde Kürtlere özerkliğe kadar varan sözlerde verildi. Ancak Lozan Anlaşmasının imzalanması ile birlikte bunlar unutuldu. Türkiye Devletinin ulus devlet İnşasına girişildi. Tüm bunlar Kürtlerin bütün haklarından yoksun bırakılması anlamına geliyordu. Kürtler bu duruma sesiz kalmadılar, ayaklanmalarla karşılık verdiler. Bu ayaklanmalar kanla bastırıldı. Asimilasyoncu, siddete dayanan gerici politikaların Uygulanması hız kazandı. Ermenilere yapılanlar, Varlık vergisi.6–7 Eylül olayları, Güneş dil teorisi, Dersim olayı, Ağrı Olayı... Tüm bunlar TÜRK ULUSUNUN OLUŞTURULMASINA YETTİĞİ VE BAŞARILDIĞINI GÖSTERİYOR. Bu da günümüze kadar süre gelen “ Ne mutlu Türküm diyenedir” Bu davete uymayanlar ezilmeye yok edilmeye çalışılmıştır. Bu davette uymayanlar Kürtlerdir...

 

2-PKK KÜRT SORUNUNU NERESİNDE

Yakın tarihte kurulan PKK biraz da bu inkara tepki olarak kabul gördü”

Yukarda izah ettiğim gibi 1000 yıldan beri Kürtler sorunlarıyla beraber bu toprakların kadim halkıdır. Bunun kaynağında da Kürtlerin ayrı bir ulus olmasının oluşturduğunu, PKK’nin de bu sorunun parçası ve isyan boyutu olduğunu belirtmeliyim. PKK, Kürt sorununun türevlerinden biridir. PKK Kürt sorununun neresindedir? Bu noktayı çoktan geçtik bence. PKK bu olayın içindedir. Kürt sorunuyla iç içedir. PKK’nin bir tabanı var. Bunu bir bütün olarak düşünmek lazım. Yakın tarihte kurulan PKK biraz da bu inkara tepki olarak kabul gördü Şimdi PKK’nin Kürt halkıyla, Kürt toplumuyla ilişkilerini boyutunu kabul etme aşamasındayız. PKK tabii ki Kürtlerin tümünü temsil etmiyor. Hangi ülkelerde, hangi örgüt, hangi parti toplumun tümünü temsil edebilir ki? Bu insanlar gökten inmiyor. Kürt halkının çocuklarıdır. Kaldı ki; PKK sadece bir siyasal Olgu değil, aynı zamanda bir psikolojik olaydır. Bunu söylemek PKK’yi savunmak değildir;olguyu teşhis etmeden onunla ilgili bir çözüm geliştirmeniz mümkün değildir.Neticede PKK BUGÜN BİR VAKIADIR.

Bu güne kadar dağa çıkıp hayatını kayebeden; Devletin rakamına göre 35 bin civarında insan ve bunların yakınları; Boşaltılan köylerde mağdur olan milyonlar, failli meçhullerde öldürülen, kaçırılıp kaybedilen binlerce yakınları, hapishanede olan binler, onların yakınları, yurt dışında olan binler, onların yakınları. Bunları topladığımızda zaten milyonlarla ifade edilen bir kitlenin PKK ile psikolojik ve siyasal bir bağı olduğunu görebilirsiniz. Hepsi PKK’nin sempatizanı ya da üyesi olmayabilir, ama onlarla psikolojik bağları vardır. Kürt sorunuyla iç içe geçmiştir. Gerçekci olmak zorundayız. PKK hesaba katmadan barışı tesis edilemez. Ancak Kürtlerin çeşitli görüşte parti ve demokratik kuruluşları vardır. Bu sorunu sağlıklı bir şekilde çözmek için, işin içinde olmaları lazım.

 

3-MİT-İMRALI SÜRECİNİ MEVCUT GÖRÜŞMELERİ NESIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ.

Silahlar susmadan, barış sürecini harekete geçirmek mümkün değildir.”

MİT’in İmralı’yla görüşmesini önemsiyorum. Daha önce askerlerle görüşmeler yapıldığı söyleniyordu. Ancak bunlarla yol almadığı görüldü. Sivillerle görüşme, toplumun bilgilenmesi acısından daha yerinde bir karardır. MİT-İmralı görüşmeleri gösteriyor ki, Türkiye bir kere ön koşul meselesini aşma aşamasına gelmiş, bu ilke olarak doğru. Ancak silahlar susmadan, barış sürecini harekete geçirmek mümkün değildir. Silahlar susarsa müzakere süreci başlar. Barış süreci iki tarafın masaya oturmasıyla yürüyen süreç değildir. Müzakere, çok boyutlu çok katmanlı bir süreçtir. Bunun ilk katmanı parlamentodur. Ancak silah bırakma konusu masada taraflar arasında konuşulur. Müzakere devam ederken kullanılan dil Önemlidir. Burada önemli bir hususun altını çizmek istiyorum. Bu görüşmelerin sağlıklı gitmesi için, bir barış konseyi oluşturulabilinir. Doğrudan bu da bu barış görüşmelerine katılabilir ve tanıklık yapabilir. Tarafları ayrı ayrı dinleyebilir. Bu görüşmelerin kamuoyuna açıklamak gerekir. Bu süreçte krize girildiğinde taraflar Birbirini suçladığında her iki taraf arasında, hem de taraflar ile tarafların tabanları arasında arabuluculuk Yapıp, çapraz ilişkiler yönetebilir. Gerekirse uluslar arası kurum ve aktörlerin katkısı olabilir. Avrupa Konseyi Üsküp deklarasyonunda kadınların barışın tesisinin her safhasına katılması gerekir maddesi var.

 

4-MEVCUT KONJUKTÜRDE SİLAHLARDAN ARINDIRILMIŞ BARIŞ TEMELLİ BİR KÜRT BAHARI OLABİLİRMİ???

KANLA SULANAN TOPRAK YEŞERMEZ”

Silahların gölgesinin olmadığı ve şiddetin ortadan kalması ile birlikte susturulmuş, suskun kalan Kürtler de sesini yükseltecek’’

Ortadoğu da yaşanan değişim ve dönüşüm Kürt kartının güçlenmesi anlamına geliyor. Aktörler kartlarını doğru zamanda doğru oynarlarsa, Kürtler bu işten güçlenerek çıkarlar. Araplar 23 devletle halkının refahından Ziyade kendi çıkarları peşinde koşan, Saddam gibi diktatörlerle yönetiliyor. Silahların karşılıklı susması halinde; Kürtleri statükocu Kemalizm’in ve Türk milliyetçiliğinin ceberütlüğünden kurtulur.

Kürtler birlikte yaşadıkları halklarla eşit olmadılar… Kürtler hiçbir zaman Türklerle eşit olmadılar.

Kürt çocukları sürekli Kemalist antlarla büyüyor. Ancak bir özgürleştirici dalga sürerse,demokratikleşme ve beraberinde eşit yurttaşlık ve devletin milletin vatandaşın mülkü olduğunu bilmeleri gerekir.Uluslar isterlerse kendi kaderlerini tayin edebilirler..

Ayrıca bu onların en demokratik hakkıdır. Ya da Türklerin, Kürtlerle yaşama isteği yoksa, kendilerinden ayrılmaya haklarının insani bir hak olduğunu kabul etmeleri lazım.

Silahlardan arınmış, silahların gölgesinin olmadığı ve şiddetin ortadan kalması ile birlikte susturulmuş, suskun kalan Kürtler de sesini yükseltecek.

 

5-SİZCE KÜRT MESELESİ NASIL ÇÖZÜLÜR. “ÇOK ZOR VE KOLAY”

‘’Federasyon Türkiye için en uygun modeldir’’

Kürt meselesi hem çok kolay çözülebilir, Hem de zor çözüme ulaşır. Her nedense; Söz konusu Kürtler olunca kendine Dindar diyen devlet erkânı; Kemalistler gibi hareket etmekten vazgeçmelidirler… Devletin Kürtlere sayılmayacak kadar özür Borcu var. Barıştan ya da karşılıklı silah bırakmaktan, iyi bir sonuç almak için devlet Kürtlerden özür dilemeli.

Etnik sorunları olan ülkeler bu sorunları çok kolay çözmüşler. Geçen yüzyıllardan etnik sorunların çözümünde Konfederasyon, Federasyon, Özerklik gibi modeller var. Federasyon Türkiye için en uygun modeldir. Burada Kırılma noktası yaratacak 3 eşitlilikten söz edilebilir: kimlik, güven ve ayrılma. Kültürel haklar da çok önemli.

Kültürel haklar sorunun çözüm yolunu açacağı gibi, hem Kürtleri teskin eder, hem de Kürtlerin diğer taleplerinin kapısını aralar. Bunlar zaten Avrupa Konseyinin Özerklik şartında var.

 

 

Yazı dizisi 8. gün Mücahid BİLİCİ

Yazı dizisi 7. gün Muhammed Sıddık Şeyhanzade

Yazı dizisi 7. gün Dicle ANTER

Yazı dizisi 6. gün Dengir Mir Mehmet FIRAT

Yazı dizisi 6. gün Hasip KAPLAN

Yazı dizisi 5. gün Mehmet Emin AKTAR

Yazı dizisi 5. gün İbrahim GÜÇLÜ

Yazı dizisi 4. gün Hüseyin YILMAZ

Yazı dizisi 4. gün Abdulkadir BADILLI

Yazı dizisi 3. gün Ahmet GÜNEŞTEKİN

Yazı dizisi 3. gün Yüksel AVŞAR

Yazı dizisi 2. gün Adnan FIRAT ve Nuşirevan ELÇİ

Yazı dizisi 1. gün Feridun YAZAR ve Ayhan BİLGEN