20 Haziran 2018, Çarşamba

Üst Menu

Yüzyıllık Acı

Yüzyıllık Acı

Türkler henüz Orta Asya bozkırlarında tavşan avlarken, çadırlarını sırtlayıp yeryüzüne dağılmamışken ve de İlber Hocanın deyimiyle Perslerin rahle-i tedrisinden geçip medenileşme sürecini yaşamamışken, anavatanları olan bu topraklarda çiftçilik yapan, uygarlıklar kuran, kentler inşa eden sanat ve mimaride gelişmiş bir kavim yaşıyordu.

 

İşte o kavim hep aşağıladığımız ve yüzyıl önce gaddarca imha ettiğimiz Ermeniler idi.

 

Kürtler adına konuşan siyasi hareket, Ermenilere yapılanın bir “Soykırım” olduğunu kabul ediyor ve onlardan, Kürtlerin payına düşen kısmı için özür diliyor. Esas dava sahibi Türk devletinin de özür dilemesi ve el konulan mallarının iadesini istiyor.

 

Türklerin de bu topraklarda yaşamaya başladığının bin yılı sonunda bu “Millet-i sadıka” yı Tehcir ile kadim yurtlarından koparıp, önce gençlerini amele taburlarında yok edip, diğer savunmasız insanları da göç yollarında, Osmanlı İttihat ve Terakki Hükümetinin fermanıyla İttihatçı çeteler öncülüğünde yüz yıl önce bugün “büyük felaket” başladı.

 

O uğursuz yılda kuyular, Mağaralar ve göç yolları cesetlerle doldu. Her yerde korkunç bir insan avı başlamıştı.

 

İki milyonu aşkın bu halktan geriye hiçbir şey bırakılmadı.

 

Mallarına, topraklarına el konuldu.

 

Bu coğrafyanın üzerinde tarihin evvelinden beridir yaşayan bu kadim halka ait hiçbir iz kalmadı.

 

Yapılarını, ibadethanelerini, mezarlarına varıncaya kadar bütün izleri silindi mümkün oldukça.

 

Ancak, bu kanlı topraklar kimseye de yar olmadı.

 

O gün bu gündür üzerinde kan ve gözyaşı hiç bitmedi.

 

Ermen çocukların ruhları peşlerini bırakmadı.

 

Yaşlı ninelerin inlemeleri duyulur hala viranelerde.

 

Acıklı öyküleri nesiller boyu anlatılır hala.

 

Kılıç artığı (!) kurtulan Ermenilerin halet-i ruhiyesini düşünsenize

 

Geçmişinden koparılmak, atalarının ayak izlerini kaybetmek, seslerinin yankılandığı dağlardan, ezgilerini taşıyan rüzgârdan, ruhlarını soluyan ormanlarından, kemiklerini örten toprağından koparıp ayırmak, nasıl bir elem bırakır ardından biliyor musunuz?

 

Düşünün bir.

 

Moda deyimle biraz empati…

 

Ben, bu korkunç felaket sırasında, katledilmek üzere sevk edilen topluluğun içinden, bir Ermen çocuğu saklayıp kurtaran ve onu besleyip büyüten bir ailenin mensubu olarak ( o zaman bir Ermeni’yi koruyanın cezası idam idi)  bu, yalnızca “soykırım” olamaz diyorum.

 

İsterseniz 1950'de BM soykırım sözleşmesinin imzalanmasından 55 yıl sonra, 2005 yılında TC Ceza yasasın giren ve 76. maddede izah edilen bu suçun mahiyetine bakalım.

 

Madde 76 - (1) Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:

 

a) Kasten öldürme.

b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.

c) Grubun, tamamen veya kısmen yok edilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.

d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.

e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.

 

…………….

 

Ayrıca hukuk adamlarının içtihadı

 

“Suçun oluşması için failin maksadına ulaşması şart olmayıp, sadece böyle bir maksatla hareket etmesi yeterlidir” şeklindedir

 

Bu çerçeveden bakılınca Ermenilere uygulanan“olay” soykırım olur mu?

 

Bence “soykırım” daha farklı bir şey!

 

Soykırım, 1930'da bir imha hareketiyle Van’ın Erciş ilçesi Zilan Deresindeki etraf köylerden toplanan kadın, çocuk ve bebeler dâhil, on beş bin masum Kürdün katledilmesidir.

 

Soykırım, Dersimde on binlerce sivil alevi Kürdü (67.000) “Mağaralarda fare gibi zehirleyerek” çoluk çocuk, kadın yaşlı demeden öldürmek, toplu halde kurşuna dizerek ve evlerinde yakarak infaz etmektir. Küçük kızlarını evlatlık(!) olarak askerlere dağıtmaktır

 

Soykırım, Ayrı bir halk olan Kürtlerin 4000 köyünü yakarak, milyonlarca ferdini toprağından sürerek, 17.000 faili meçhul cinayet ile onları toplu mezarlarda, asit kuyularında öldürmektir.

 

Ermenilere Süryanilere 100 yıl önce yaşatılan tarifi imkânsız acının adı yok mu?

 

Bu coğrafyada yaşanan bu en büyük insanlık suçuna nasıl bir ad konulabilir bilmiyorum.

 

Tarihin başından beridir yurt edindikleri topraklarından bir halkın bu denli gaddarca top yekûn kökünden sökülüp yok edilmesi soykırım ötesi bir suçtur.

 

Uygar insanlık bu ve benzer suçlara başka ad bulmalıdır.

 

100 yıl önce yurdun topraklarında tek ve toplu olarak katledilmiş bütün Ermeni ve Süryanilerin ruhlarına rahmet diliyorum.

 

Komşularımızı, ustalarımızı, kirvelerimizi özlüyorum.

 

Bizi af etmelerini diliyorum.

 

 

                                                               

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

31.Mayıs.2015 Pazar
07.Nisan.2015 Salı
14.Mart.2015 Cumartesi
04.Mart.2015 Çarşamba
17.Ocak.2015 Cumartesi
01.Ocak.2015 Perşembe
12.Aralık.2014 Cuma
01.Aralık.2014 Pazartesi
18.Kasım.2014 Salı