25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

Zalimlerin Darbeleri ve Kurtuluş Yolumuz

Zalimlerin Darbeleri ve Kurtuluş Yolumuz

Mısırda darbe ile ilgili bir şeyler söylemek istiyorum ancak söylenecek bir şey bulamıyorum.

 

En iyisi Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun demek.

 

Hiçbir darbeyi sevmedim ve hepsinden nefret ediyorum.

 

Hiçbir darbeciden hayır geldiğini görmedim, duymadım.

 

Allah mazlumların yar ve yardımcısı olsun.

 

Belki de İslam dünyasının kendisine gelmesi için büyük sarsıntılar birer vesile olur.

 

Bu saatten sonra Batının ayak oyunları İslam dünyasını esir edemez.

 

Her zaman umutlu bir tonla, güzel gelecekten bahseden Üstad Bediüzzaman, islam dünyasının sömürgeleştirildiği bir dönemde, Batının müstemlekesi olan islam ülkelerinin gelecekleri ile ilgili konuşurken bu sömürge döneminin bir okul gibi islam dünyasında bir uyanısa sebeb olacağından bahsederken Mısır içinde “İnglizi mektebi idadisinde ders görüyor” diyerek gelecekte İslam dünyasının önemli bir aktörü olacağını söylüyordu.

 

Tabi bu aktörlük öyle zamanın geçmesi ile gelebilecek bir doğa hadisesi olmadığı için insanın emeğine ve niyetine göre zaman alabiliyor.

 

Müslümanlar gerçek islama talip olmadıkları müddetçe, bu mektepten mezun olamayacaklar.

 

Çünkü bu dünyada sünetullah dediğimiz kurallar gereğince, sosyal, siyasal yaşamda geçerli olan kurallara göre hareket edilmeden, gökten bir zenbil inip, kimseye dünya salatanatını altın bir tepside sunmayacaktır.

 

Sünetullah tarlayı ekmeden, bakımını yapmadan Allah’a dua edip güvenmeyi tevekkül değil tembellik olarak vasfeder.

 

İşte Batı dünyası, siyasal, sosyal alanlarda bu kuralları keşfedip, buna uymanın onları başarıya götürdüğünü fark etmiş olmaları sayesinde dünyanın en küçük, uzak ve ücra köşelerinde bile hakimiyetlerini tesis etmişler.

 

İslam dünyası, dünyayı, sosyal hayatı, siyasi kuralları takip etmeden, başlarına gelecek bir kurtarıcı kıral bekledikleri, ve gelen kurtarıcıyı da kontrol etmek ve onu doğruya teşvik etmek yerine, ona her halükarda biat etmeyi seçtikleri için asırlardır dua edip duruyorlar.

 

“Bize bir kurtarıcı gönder” duası, kendi üzerine düşeni yapmayı terk edip aslında sünettulaha muhalefet etmek anlamına geldiği için Müslümanlar, bu dünya hayatını Batıya nazaran cehenneme dönmüş bir coğrafyada birbirlerini ezerek, farklı olanı susturarak yaşamaya mahkum olmuş ve üzerinde bir türlü dağılmayan lanetli bir büyü varmış görüntüsü veriyor.

 

Problemlerimizi bize anlatan yüzlerce alim ve ilim adamına rağmen yüzyıllardır sürünüyoruz.

 

Dışardaki elin içimize müdahalesini engellemenin en kısa yolunun, içerde birbirimize zulmetmemek olduğunu unutuyoruz.

 

İslam dünyasında azınlık problem olmayan bir coğrafya yok.

 

İslam dünyasında, başını dimdik kaldırıp “benim ülkemde herkesin hakkı hukuku eşit şekilde korunuyor ve kimseye ikinci sınıf muamelesi yapılmıyor” diyebilecek bir coğrafya bilmiyorum.

 

Ya dini azınlıklar, ya da milli azınlıklar bir şekilde dışlanıp çoğunluğun gölgesinde ve onun kuralları ile yaşamaya zorlandığı müddetçe Batı kendi ajandaşını uygulayacak ortamlar bulmakta sıkıntı çekmez.

 

Bakın Batı dünyasına, birbirlerini yüzyıllarca kesip duran bu coğrafyanın kendi içinde huzuru bulmak için için keşfettiği ‘herkese özgürlük’ diye bir sır var.

 

Elbette mükemmel değil, ancak doğu dünyası ile kıyaslandığında insanın onurunu ve eşitliğini merkeze alan bu sistem sayesinde dünyanın her tarafında insanları birbirleri ile boğuştururken kendileri nisbeten huzur ve refah içinde yaşıyorlar. 

 

Müslümanların yapması gereken Müslümanca yaşamayı öncelemek, özgürlükleri herkes için istemek, içlerindeki dini ve milli azınlıkların haklarını ciddiye almak ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenmek.

 

Bu durumda sadece dışardan güçlerin, açıkçası batılı güçlerin içerdeki fitne unsurları ile birlikte İslam dünyasının huzur ve refahına yüzyıllardır yaptıkları müdahalenin önü alınmış olmakla kalınmayacak, aynı zamanda herkesin hakkını hukukunu garantiye alan İslam şuuru canlanmış olacak.

 

Biz daha Şia ve Sünni birlikte yaşamayı başaramıyoruz.

 

Ama bunun muhakkak bir yolu vardır.

 

Bu da kendimiz için istediğimizi başkası için de istemekten geçiyor.

 

Allah İslam dünyasını zalimlerin şerrinden korusun ve Müslümanları kendine layık bir ümmet yapsın.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.