25 Kasım 2017, Cumartesi

Üst Menu

‘Zilan Katliamı’ ‘ Komkujiya Gelîyê Zîlan’

‘Zilan Katliamı’ ‘ Komkujiya Gelîyê Zîlan’

Van'ın Erciş ilçesinde Zilan Deresi'nde düzenlenen ve resmi rakamlara göre 15 bin kişinin öldürüldüğü olay 84 yıl önce gerçekleşmişti.

 

Ağrı Dağı eteklerinde 1928 yılın büyük bir isyan başlar…
 

İsyanın bastırılması için bölgeye önce Süleyman Nazif liderliğinde bir heyet gönderildi fakat taraflar uzlaşamayınca Mustafa Kemal başkanlığında, Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak ve  Birinci Umumî Müfettiş İbrahim Tali (Öngören)'in de hazır bulunduğu Bakanlar Kurulu toplantısında 29 Aralık 1929 tarihli ve 8692 sayılı kanun hükmünde kararname çıkarıldı. Burada Haziran ayında Ağrı'ya yönelik hareket öngörüldü.
 

Mayıs 1930'da 4. ve 6. Kolordulara Salih (Omurtak) Paşa komutasında hareket emri verildi. 11 Haziran'da başlayan hücumda birlikler Ağrı Dağı'ndan atıldı. Ancak savaş uzadıkça üstünlük ele geçirildi. 2 Eylül 1930'da meydana gelen büyük bir çarpışmadan sonra asker kontrolü ele geçirdi…
 

***

 

13 Temmuz 1930…
 

2. Dünya Savaşı’nın öncesi... Kürtlerin tarihine ise bir katliam daha yazılmak üzere... Temmuz ayında Ağrı İsyanını desteklediği gerekçesiyle Erciş’in Zilan bölgesinde 15 binden fazla Kürt, vadilere ve dere yataklarına toplatılıp iki hafta gibi bir sürede katledildi.

 

Cumhuriyet gazetesindeki ilgili haberde, “Zilan Deresi ağzına kadar cesetle dolmuştur” cümlesi katliamın boyutunu gözler önüne seriyordu...
 

Rakamın, Cumhuriyet Gazetesi’nin verdiği 15 binin çok daha üstünde olduğu tahmin ediliyor. Bu katliamdan sağ kurtulanlardan yetişkin erkek olanları, “Zilan isyanının” isyancıları olarak Adana’da yargılanıp, uzun süreli cezalara çarpıtıldı. Çoğu tifüsten yaşamını yitirdi. Kadınlar ve çocuklar da Anadolu’nun uzak yörelerine sürgüne gönderildi…

 

Köyler boşaltıldı, çoluk çocuk demeden binlerce insan öldürüldü, CHP’nin yarı resmi Gazetesi  "şakiler temizlendi” diye zafer manşetleri atıyordu.

Dersim Katliamı’na 8 yıl vardı,  Şeyh Sait ve arkadaşları ise  çoktan Diyarbekir  Dağkapı Meydanında darağaçlarında sallandırılmıştı…
 

Ebubekir Aytekin, “Kemalist Devrimlerin Analizi” kitabında, yakın tarihi incelemiş. Günümüz kuşağının bilmediği pek çok meseleye değinmiş.

Sadece Dersim olayları akla gelse de, pek çok şehir ve köy, acıdan yeterince nasibini almış.

 

Zilan Katliamı, 1930 Temmuz’unda F. S. Omurtak komutasındaki 9. Kolordu’nun Van ilinin Erciş ilçesinde yer alan günümüzde “Hatun Çukurovası” olarak bilinen Zilan Deresi’ne sığınan Kürtlere yönelik gerçekleştirdiği katliamdır.

 

16 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesine göre 15.000 kişi, Kürt yazar H. Serdi’ye göre 47.000 köylü, kadın, çocuk ve yaşlı öldürülmüştür.

 

TBMM'de daha sonra kabul edilen kanunla, isyan mıntıkasında yapılan işlerin suç sayılamayacağı kabul edilmişti!

 

***

 

1930 Ağrı isyanını çıkaran kürtler, dönemin yarıresmi gazetesi Cumhuriyet tarafından şöyle tasvir ediliyor:

 

“Bunların alelade hayvanlar gibi basit sevki tabiilerle işleyen his ve dimağlarının tezahürleri, ne kadar kaba hatta abdalca düşündüklerini gösteriyor… Çiğ eti biraz bulgurla karıştırıp öylece yiyen bu adamların Afrika vahşilerinden ve Yamyamlardan hiç farkı yoktur.”

 

(“Temizlik Başladı: Zeylan Deresindekiler Tamamen İmha Edildi”, Cumhuriyet, 13 Temmuz 1930, s. 4)
 

16 Temmuz 1930 tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Ağrı Dağı Harekatı Bu Hafta Başlıyor” başlığı altında şöyle yazıyor:

“Ağrı Dağı tepelerinde kovuklara iltica eden 1500 kadar şaki kalmıştır. Tayyarelerimiz şakiler üzerine çok şiddetli bombardıman ediyorlar. Ağrı dağı daimi olarak infilak ve ateş içinde inlemektedir. Türkün demir kartalları asilerin hesabını temizlemektedir. Eşkıyaya iltica eden köyler tamamen yakılmaktadır. Zilan harekatında imha edilenlerin sayısı 15.000 kadardır. Zilan Deresi ağzına kadar ceset dolmuştur… Bu hafta içinde Ağrı Dağı tenkil harekatına başlanacaktır. Kumandan Salih Paşa bizzat Ağrı’da tarama harekatına başlayacaktır. Bundan kurtulma imkanı tasavvur edilemez.”

 

(“Ağrı Dağı Harekatı Bu Hafta Başlıyor”, Cumhuriyet, 16 Temmuz 1930)

 

Gazeteci Yusuf Mazhar, isyan bölgesini gezdikten sonra kaleme aldığı “Ararat Eteklerinde” başlıklı yazı dizisinde kürtleri şöyle tasvir ediyor:

 

“Bunlar – tarihin şehadeti ile sabittir ki – Amerika’nın kırmızı derililerinden fazla kabiliyetli oldukları halde ziyadesiyle hunhar ve gaddardırlar… Dessas ve bediî hislerden, medeni temayüllerden tamamiyle mahrumdurlar. Bunlar asırlardan beri ırkımızın başına bela kesilmiştirler.

 

….. Rusların idaresi altında – bir kısım insani ve medeni haklardan mahrum tutularak – dağlardan aşağı inmelerine müsaade olunmayan bu mahlukat hakikaten medeni haklardan istifadeye şayan değildir. …..=Siyasî ve medenî teşkilata istinad eden buradaki Türk köylüleri, hükümet ve idare nüfuzunun za’fa uğraması üzerine başkaldıran vahşi Kürt aşiretlerinin önünden ya kaçmışlar, yahut Kürtleşmişler de yalnız köylerinin isimlerini bırakmışlar.”

 

(Yusuf Mazhar, “Ararat Eteklerinde”, Cumhuriyet, 18 Ağustos 1930, s. 3)

 

 

“Bunlar (Kürtler) ayrıkotu gibi sardıkları toprakta intişar eder fakat bastıkları yere zarar verir mahluklardır. Birçok yerlere hastalık sirayet eder gibi sonradan yerleşmiş ve asli ahalisini –aşiret teşkilatındaki kuvvet sayesinde – körletmişlerdir.”

 

(Yusuf Mazhar, “Ararat Eteklerinde”, Cumhuriyet, 19 Ağustos 1930, s. 3)

 

“Bu Kürtler zahireyi değirmende öğütmeyi bilmezler. … Bunlarda istiklal ve hürriyet hisleri temelinden mefkut ve ruhları izzeti nefisten mütecerrittir. Bana bu sözleri söyleyen Kürt delikanlısı buralar Rusların işgaline uğrayınca hicret ederek on dört yaşından on dokuz yaşına kadar Gazi Ayıntap’ta yaşamış olduğu cihetle biraz insanı andırıyordu. Yoksa bunlar meramlarını, maksatlarını en basit mantikî kıyaslarla yahut en adi misallerle ifadeye kadir değildirler.

 

Bu Kürt kitlesindeki karanlık ruhu, kaba hissiyatı, hunhar temayülatı kırmak mümkün olmadığına kaniim. Bunu uzun bir tekamülden beklemek bunların zaman zaman böyle isyanlar çıkararak yahut memlekette asayişi bozarak veyahut hırsızlık ederek hükümetin daima meşgul olmasına halkın mütemadiyen mutarrız olmasına sebep olur.”

 

(Yusuf Mazhar, “Ararat Eteklerinde”, Cumhuriyet, 20 Ağustos 1930, s. 3)

 

Zilan Katliamı CHP iktidarının  "şahin" ekibince yapıldı, dönemin yarı resmi gazetesi CUMHURİYET de böyle duyurdu:

Zafer (!) sonrası Cumhuriyetin 2. numaralı ismi Başbakan İsmet İnönü 31 Ağustos 1930 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlanan demecinde Zilan Katliamı için böyle konuşuyordu: "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Aslı astarı olmayan propagandalara kanmış, aldanmış, neticede yollarını şaşırmış Doğu Türkleridir”.

Zilan Katliamı sonrası kalanlarsa, daha yaslarını tutamadan parça parça edilip sürgün edildiler, bazıları o sürgün yerine hiç ulaşamadı, ulaşanlarsa bilmedikleri diyarlarda fakirliğe ve çaresizliğe mahkum edildiler...
 

***

 

Tabi burada büyük bir ayrıntıyı da belirtmek gerek, katliamı yapanlar sadece askerler değildi, her dönemin olmazsa olmazı Kürt lejyonerlere yine büyük görevler verilmişti, milisler işin içine kişisel kinlerini de ekleyip katliama yeni bir boyut katmıştı…
 

Katliamdan sonra 1950 yılında “yasak bölge” ilan edilen Zilan’ın 12 köyüne devlet el koydu.
 

1980 darbesinden sonra Kenan Evren o 12 köyü Ruslar’ın Afganistan’ı işgal etmesi sonrası kaçıp gelen Pamirli Kırgızlar’a verildi.

Katliam toprağı üzerinde yerleştirilen o Kırgızlar’a bir süre sonra silah verildi, korucu ilan edildiler.

 

Yasal Uyarı​

  • Yazarın yazıları, fikir ve düşünceleri tamamen kendi kişisel görüşüdür ve sadece kendisini bağlar.
  • Haber ve Köşe yazılarına yapılacak yorumlarda yorum yapan kişi yasal sorumludur. Sitemiz yorumlardan yasal sorumlu değildir.

 

Yazarın Son Yazıları

19.Nisan.2014 Cumartesi
03.Mart.2014 Pazartesi
02.Şubat.2014 Pazar
17.Aralık.2013 Salı
15.Eylül.2013 Pazar
31.Ağustos.2013 Cumartesi
11.Ağustos.2013 Pazar
28.Şubat.2013 Perşembe